Takıldık bir soruna, milliyetçilik, solculuk kılıfında

'Kuşlar kadar özgür olmak var ya Kanat çırpmak sonsuzluğa doğru
'Kuşlar kadar özgür olmak var ya
Kanat çırpmak sonsuzluğa doğru
Uçmak hiç durmamacasına yeni diyarlara
Ayak basmak hiç ayak basılmadık yerlere
Kuşlar kadar hür olmak var ya
Yükseldikçe yükselmek göklere ve bulutlara
Yerçekimine meydan okumak bir çift kanatla
Ağır ağır süzülmek kan kırmızısı ufuklara
Kuşlar kadar özgür olmak var ya
Gökyüzünü fethetmek santim santim
Kuş bakışı bakabilmek bütün dünyaya
Esen rüzgârlarla yarışmak hoyratça
Özgürlüğe kanat açmak her yeni doğan günde
Bir daha hiç kapatmamacasına
Kuşlar kadar özgür olmak var ya'

Ne güzel anlatmış şair;

'Kuşlar kadar özgür olmak var ya' diyerek.

Kurtulmak görünmeyen kelepçelerden, yol göstermek birbirine.

Kanat olmak, kol olmak, kol kanat germek, sahiplenmek, desteklemek birbirini.

Bugün sensin, yarın benim diyerek yanında durmak, yar olmak.

Karşılıksız bir şeyler verip, karşılıksız bir şeyler almayı unuttuk.

Oysa ne güzeldir kuşlar, beraber uçarlar, yol gösterirler, birbirlerine sahip çıkarlar, geride bırakmazlar.

İnsanca yaşamı en başta kendimize layık görmeliyiz.

İnsan olduğumuzu, insanca haklarımızı, haykırmadık, bu hakları almak ve kullanmak için mücadele etmedik.

Takıldık bir soruna, milliyetçilik, solculuk kılıfına, birbirini besleyen iki negatif kutbun peşine.

Ya insan, insana, yaşama, geleceğe dair endişeler, onlar için ne talep ettik, ne için ortak mücadele verdik?

Neyi yenmek istedik de olmadı, herkes her istediğini alacak, her kavgasını kazanacak diye bir kural yok.

Bitmedi daha, bitmeyecek, başka biri yapmayacak.

Sen yapacaksın, ben yapacağım, biz yapacağız.

Yıllardır hep beraber hangi amacın mücadelesini verdik?

Hep ayrı, hep bireysel, hep kazanma, hep bu düşüncede kaldık.

İleriye gidemedik, ileriyi talep edemedik, verilene razı olduk.

Hep kendi kendimizi yendik, kendi kendimizi kandırdık.

İnsanız ve dünyanın başka yerlerinde ki insanların mücadele ile kazandığı hakları var.

Neden talep etmiyoruz, neden istemiyoruz, neden kendimize layık görmüyoruz.

Bu kadar küçük bir ülke, bu kadar küçük bir toplum, nasıl bu kadar bölündü?

Bu kadar yan yana olan, bu kadar birbirine dokunan, fakat bu kadar birbirinden kopan bir toplum daha var mı acaba?

Birleşmek lazım, birleştirici bir unsur lazım, ortak noktalar yaratmak ve bunları çoğaltmak lazım.

Bir ara da olmak, sığınmak, desteklemek, anlayış, sahiplenmek gerek.

Bir şeyi isterken, başkası adına da istemek, başkasının hakkını da düşünmek, işte bununla başlayacak her şey.

Bu haber 478 defa okunmuştur

:

:

:

: