Turizmci umutlu ama mutsuz

Ülkede istikrar yok. Daha doğrusu olumlu anlamda istikrar yok.
Ülkede istikrar yok.
Daha doğrusu olumlu anlamda istikrar yok.
Oysa olumsuzluklarda tam bir istikrar sahibiyiz.
Mesela, siyasi arenada, buna bağlık olarak hükümet icraatlarında, buna bağlı olarak devlet çarklarının çalışmasında ve bunlara bağlı olarak da sektörlerin çalışmasında, elbette günlük yaşama kadar her şey etkileniyor.
Siyasi istikrarsızlık sadece Meclis ve hükümet çalışmalarıyla da ilgili değil.
Artık sırf iktidarda olmak yetmiyor, aksine daha fazla yıpratıyor.
İktidar olmanın yegâne amacı ülke ve toplumdur, ya da öyle olmalıdır.
Muhalif olmak, muhalefetlik etmek, sırf karşı çıkmak, eleştirmek de değil.
Yapıcı olmak, yanlışı düzeltmek, doğru için katkı koymak.
Bu ülkenin, bu devletin, hükümetlerin en önemli yanlışlarından biri herkesi, her kesimi memnun etme ve bu uğurda aslında hiçbir şey yapmamaktır.
Ciddi olarak karar vermek gerek;
Bu ülke sürdürülebilir, öncelikli olarak desteklenecek, geliştikçe kalkınacak, büyüyecek sektörü veya sektörleri belirleyerek, o yöne doğru yatırımlar yapmalı.
Bu sektörler özellikle turizm ve eğitim mi?
Peki, bu yönde yapılanlar yeterli mi?
Devletin politikaları bu sektörler için sürdürülebilir durumda mı?
Tarım, sanayi, piyasa, pazar, esnaf, bir sistem, bir çark olarak düşünülürse tüm dişliler eksiksiz çalışmalı.
Öncelikle ne yapmak istediğimize karar verelim.
Ortaya planı, programı, bütçeyi çıkaralım ve adım adım belirlenen hedefe yürüyelim.
Bunun için en başta söylediğim istikrar unsuru ilk şart.
Özellikle siyasi istikrar ki siyaset politikalarla bu hedeflerin organizasyonunu yapacak.
Direk insan memnuniyetini hedef alan turizm kolay bir iş değil.
Turizm mutlu insanların yapabileceği bir meslek, bir sektör alanı.
Tabi ki eğitim sektörü de aynı şekilde.
İnsanla, insanın, eğitilmesi, öğretilmesi, memnun ve mutlu edilmesi esas olan, zincirleme birçok sektörü ayakta tutan sektörler.
Bu konuları ayakta tutup geliştirecek, ilerletecek, zaman için daha da üstüne koyabilecek adımlar, projeler yaratmak gerek.
Oteller kış aylarında olmasına rağmen ortalamanın üzerinde bir doluluk oranıyla gidiyor.
Birçok şirket, otel bu dönemlerde gider ve geliri dengede götürüyor.
Yaz aylarına doğru gider ve gelir dengesi gelişecek.
Turizm sektöründe de her alanda olduğu gibi kişiselleşme var.
Aynı çarkın içinde olan farklı kesimler, ortak akıl yerine zümresel çıkarı düşünüyor.
Geçen hafta 'Rum ve Türkiyeli rehberler KKTC'yi tanıtıyor' başlıklı yazıma turizm çevrelerinden görüşler geldi.
Turizm alanında rehber eksikliği olduğu öne çıkan konulardandı.
Bugün için;
Acente rehberi; 77
Farklı sektörlerde çalışan rehberlik yapmayan; 88
Sürekli rehberlik alanında çalışan; 33
Müsait olduğu zamanlarda rehberlik yapan; 25
Ulaşılamayan; 5
Ve toplamda; 223 rehber var.
Çoğu zaman rehber eksiği yaşanıyor ve bu eksikliğin giderilmesi için talep yapılmasına rağmen sorun çözülemiyor.
Almanca dili için rehber; 19
İtalyanca dili için rehber; 3
Rusça dili için rehber; 8
İngilizce için; 60
Türkçe için; 29 rehber sayısı var.
Sorun sadece bunlar mı? Değil tabi ki.
Tablonun genelinde sıkıntı var, ama genel sorunlar değil, detaylarla zaman ve enerji kaybediliyor.
Turizm alanında iş yapan insanlar, günden güne mutsuz oluyor, motivasyonunu kaybediyor.
Bu ülkeye, bu şartlarda turist getirmek kolay iş değil.
İlgili kesimler 'ne yaparak daha fazla kazanırım' düşüncesinden çok ne yaparak, hepimizin kazancı artırır ve götürülebilir bir turizm sektörü yaratırız düşüncesini benimsemeli.
Yoksa günün sonunda herkes kaybedecek.

Bu haber 547 defa okunmuştur

:

:

:

: