Görüşmeler yeniden başlıyor!

Yukarıdaki başlık okunduğunda nereden biliyorsun? Nasıl bu kadar emin olabilirsin? Sorularını duyar gibiyim.
Yukarıdaki başlık okunduğunda nereden biliyorsun? Nasıl bu kadar emin olabilirsin? Sorularını duyar gibiyim. Bu soruya verilecek cevabım De-Ja-Vu`dur. Benzer krizler daha önce de yaşandı, daha sonra hiçbir şey olmamış gibi masaya dönüldü!
Gerek perde gerisinde, gerekse BM Kıbrıs özel temsilcisi Eide liderler ayrı ayrı görüşerek görüşmeleri yeniden başlatmaya çalışıyor. Türk tarafı olarak yeniden masaya dönecek isek, hiçbir şey olmamış gibi, metot ve referandum tarihi konusunda bir süre sınırı konmaz ise, o zaman niye kalktın, masaya geri dönerken ne elde ettin sorusunu sormak gerekir!
2004 Annan planı referandum sonucunda, Kıbrıslı Rumların bizi ve tüm dünyayı kandırdıktan 4 yıl sonra Talat – Hristofyas görüşmeleri başladı. Kimse Kıbrıslı Rumlara, sen hayır demene rağmen AB içindesin, Kıbrıslı Türkler “evet” demesine rağmen hala daha izolasyonlar altında ve AB dışında, vakıasının hesabını sormadı! Hiçbir şey olmamış gibi masaya dönüldü.
Keza, Rahmetli Denktaş ve Eroğlu dönemlerinde de hep masada krizler oldu. Eroğlu döneminde ortaya çıkan petrol arama krizi, Anastasiadis”in masaya dönmesi, döndükten sonra “Ortak Açıklamanın” yapılması bu krizlere bir başka örnektir. Daha sonra Akıncı ile başlayan yeni dönem ve Kıbrıs Rum meclisinin Enosis kararı ile başlayan ve görüşmelerin yeniden koptuğu bir süreç içerisindeyiz.
Masaya tekrar dönülecekse, çözüm odaklı somut olarak bir şeyler alarak masaya dönülmeli. Ortak Açıklama içerisinde müzakerelere “Yapılandırılmış ve Sonuç odaklı devam edilmeli” denmesine rağmen neden hala daha sonuç alıcı bir metedolojiye gecilmediğini anlamak mümkün değil! Geçilmiyor çünkü Kıbrıs Rum tarafı şu anki statükodan memnundur! Görüşmelerin ucu acık devam etmesi Rumların işine gelmektedir. Olur da görüşmelere bir süre sınırı konur ve bu süre sonunda adada federal bir çözümün olamayacağı tesbit edilirse, Kıbrıs Rum tarafında, Kıbrıs Türk tarafının ayrı statüsü uluslararası anlamda kabul görmesi endişesi oluşacaktır! Bu durum aslında Kıbrıslı Rumların Türkiye’nin garantisinden korktukları kadar aynı değerde korktukları bir gelişme olacaktır.
Müzakereler 1968 yılından beri devam ediyor! Dünyada bu kadar uzun süre müzakere masası tecrübesi olan iki halk yoktur herhalde! Tartışılmayan hiçbir konu kalmadı. Her iki halk da birbirinin değiştiremeyeceği kırmızı pozisyonlarını çok iyi bilmekte. Çıkış yolu basit aslında.
Yeni bir metot ile görüşmelerin başlamasına; yeni bir parametre yaratmak mı dersiniz, hakemlik mi dersiniz, bunları tartışsınlar, ancak mutlaka olması gereken metot ile ilgili olarak bir zaman sınırının konmasıdır. Zaman sınırı olmadan, ucu açık bir şekilde müzakerelere devam edilmesi, hiçbir şey olmamış gibi tarafların birbirlerinin pozisyonunu tekrarlamaktan başka bir amaca hizmet etmeyecektir! İşte asıl o zaman bu statükodan beslenerek ve halka umut pompalayarak Kıbrıs Türkünü müzakere masasına hapsedenler ve önünü açmayanlar, halkla yüzleşmek zorunda kalacaklardır.
Bu haber 91 defa okunmuştur

:

:

:

: