Gün günaydınlarınız çok olsun

Nefes aldığım her ana şükrederek başlamak istiyorum söze…
Nefes aldığım her ana şükrederek başlamak istiyorum söze…
Varlığıma, görebildiğime, duyabildiğime, yürüyebildiğime, en önemlisi de hissedebildiğime şükrediyorum…
Yaşamdan gelen her şey olduğu gibi alınmamalıdır diye düşünenlerdenim ben… Yani gelenleri ayıklayın…
İşe yarayanlar, önemsenmemesi gerekenler…
Biraz çöpe atmasını da bilmek gerek… Gününüz güzel olsun...

GÖZLERİMLE
gözlerimle
mavi güneşler ekeceğim
hayatına...
bak bakalım
beğenecek misin?
Ayşe TURAL

DÜNYANIN EN MUTLUSU BENİM...
İnsanı sevmekle başlar her şey, demiş ya Sait Faik...
Ben de her konuşmamda ' yüreklere dokunmayı severim' derim. Bu konuda çok ciddiyim ve emek veririm...
Rastlantı mı demeli bilemiyorum. Ansızın bir arkadaşımda kahve içmek gelmişse, bir neden ararım... Gidince anlaşılır ki paylaşacağı bir derdi vardır.
Bazen bir isim düşer önünüze ya da aklınıza... işi gücü bırakıp nasılsın diye soruveririm...
Ah! İyi ki sorarım... Hayatına dokunmama izin verir...
Geçenlerde üniversitede okuyor olduğunu tahmin ettiğim bir öğrenciye ' Hangi bölümdesin, okul ne zaman bitiyor? ' diye sordum...
Çok zeki ve çalışkan kızımdan aldığım yanıt beni çok üzdü... Elde olmayan nedenlerle devam edememiş ama çok istiyor...
İşte bu IŞIK bana yeter... İki haftadır deli gibi araştırıyorum. Az önce mesaj çekmiş. Haziran ayında sınava girecek...
Çok çalış, diyorum ona... Sen çok akıllısın, zekisin... Her zorluğunda yanındayım...
' Bana kocaman bir UMUT verdiniz. Daha ne isterim ki! ' diyor...
Gözlerimden yanaklarıma iki damla gözyaşı süzülüyor...
Mutluluk gözyaşları...
Daha ne olsun?
Ayşe TURAL
( adı yüreğimde saklı)

HAYDİ HAYAT
haydi hayat
topla bütün cam kırıklarımı
aralık kalmış kapılar gibiyim
ya da sofradaki eksik iskemle...

bugün
göğün çarşafı yetmedi
hüzünlerimi örtmeye...
gel yeni gün!
beni ışıklarınla yıka...
Ayşe TURAL / Sevmeye Beş Kala

BAZI KAPILAR...
Bence ZAMAN denilen haşarı çocuk, hiç durmuyor. Önemli olan bizim ona ayak uydurabilmemiz...
Bizler elimizi çabuk tutup gerçekleştirmek istediğimiz her şeyi bugüne sığdırmalıyız...
Karşımıza çıkan fırsatları o an değerlendirmeliyiz... Çünkü bazı kapılar, hayatımızda bir kere açılır...

İLK YAZ
cıvıldayan ilk yaz
dallarda badem çiçekleri
günışığı gözbebeklerimde
zeytin yeşili bir ikindi ışıyor
NİSAN kahkaha atıyor yüreğimde...
Ayşe TURAL

DÜN ve BUGÜN...
Düşünüyorum da geride bıraktığım yılları ben değil de başkası yaşamış sanki... Ne çabuk geçtiler... Rüzgar gibi...
Yarınlarda yaşamayı, yıllar sonrayı düşlemeyi, çılgınlık yapmayı severim. Aklıma eseni yapmaya da bayılırım inanın...
İnsanlara yardım etmeyi, zoru başarmayı, hayatı deli gibi sevmeyi bir de...
Çok mutlu bir çocukluk geçirdim. Ağaçlarla konuşmayı, hayaller kurmayı, masallar uydurmayı, resimler yapmayı hep sevdim.
Bir de denizi çoook sevdim. Nedeni de babama göre, doğduğum evin duvarını dalgalar dövermiş de ondan... Her kız çocuğu gibi ona aşıktım, hala da öyle...

BIRAK AŞK GİTSİN
baharların kışa dönmüşse
üşümelerin yaz ortasında
yediveren gülleri dökülüyorsa ellerinden
bırak aşk gitsin...

cam kırığı hüzünler
kapında nöbetteyse
canıtezim, nar tanem, gözü güzelim
bırak aşk gitsin...

hançerlenmişse yüreğin
derinden derine akıyorsa
kan demeden
bırak aşk gitsin...

gül üstüne gül açmışsa
yabanılın bahçesinde
gözünün ışığına kurban olam
bırak aşk gitsin...

kanadı kırık martıla gibi
dönenip durma engininde
poyrazına yandığım
bırak aşk gitsin...

gözlerin kalakalmasın ardında
bir tas su olup akma
sana kalsın masalın
bırak AŞK gitsin...
Ayşe TURAL

ELMA KOKUSU
Elimi elmaya uzatıyorum... Bir tarafı güneş görüp kızarmış bir elma... Kokluyorum... Çocukluğumdaki gibi kokmasa da beni o günlere götürüyor...
Eskiden bu kadar zenginlik yoktu ama insanlar gönül fukarası da değildi... Paylaşma, dayanışma, sevgi, saygı ve hoşgörü vardı...

Necmiye Teyzenin bağbozumu gelince tüm mahalleye sepet sepet dağıttığı elmaları hatırladım...
Ertesi gün her evden bir tepsi elma, mahallenin fırınına verilirdi... Her yer mis gibi elma kokardı... Sevgi kokardı...

UMUDA YOLCULUK

dokunulmamış sevgiler
inci çiçeği...
deniz dibinde
midye sedefi bir yürek...
açar açmaz
güneşe gülümseyen papatya...

içimin ırmağında bir serseri mayın
geceye inat yanıp sönen ateşböceği
umutlarım gökyüzünde uçurtma
çoğalmanın coşkusu yürekte...

dinle bak!
ruhum akşamlarını
soluyor derinden derine...
erguvan renkli havuzda Haşim
geçmiş zamanları dinliyor...

yaşamın sarhoşluğunda
binbir renk, binbir koku...
yüreğim
filizkıran fırtınalarından uzak
yamalarını
bir iyice saklayıp
sığınmış limanına
hüzünlü gözlerinin...

akşamlardan herhangi bir akşam işte
içimde dünden kalma şaşkın bir telaş
bir / yeniden bulma/ sevinci sanki
kaybedilenlerin yerine...

gecenin mavisinde buğulu dolunay
umuda yolculuğa uğurluyor beni
aydınlık yarınlara...
Ayşe TURAL

KEMAL SÜREKLİ anısına...
( Kemal Sürekli, Edirne Kız Öğretmen Okulunun müdürüydü...)

Işıklarda uyusun...
Bize hayatı öğretti; hem de nasıl...

' Okula başladığımız günler...
Okul Müdürünün kapısı önünde nöbetçiyim. Telefon çalarsa haber vereceğim ( galiba öğretmenler odasında toplantı var).
O yıllarda evlerde telefon ne gezer...
Telefon çalıyor, açıyorum, bir dakika deyip telefon ahizesini yerine koyuyorum/ kapatıyorum...
Rahmetli Kemal Sürekli, geliyor. Telefona bakıyor...
Hiç sesini çıkarmıyor...
Tekrar toplantıya dönüyor...
Bir sonraki ders sınıfça onun odasındayız... Bize sevgiyle, babacan tavrıyla telefon nasıl çalar / nasıl açılır / önce ne denir / sonra kişiye haber vermek için nasıl kenara konur / bir bir anlatıyor...
Asla benim yanlış yaptığımı söylemiyor... İncitmiyor...
Bunları anlatırken boğazım düğümleniyor...
Bizler gerçekten çok şanslıydık...
Sevgiyle, hoşgörüyle eğitildik...
Ayşe TURAL
Bu haber 107 defa okunmuştur

:

:

:

: