İktidar mücadelesi

Devletlerin yönetildiği demokratik siyasi ortamlarda seçimlerin gerçekleştirilmesi, halkın yönetimin hangi siyasi partiye verilmesi kararını 19 nisan günü sandık başına giderek belirleyecek. Partiler adaylarını belirleyip yasal olarak YSK onayındanda geçtikten sonra resmi aday sıfatını alacaklar. Yedi parti 350 aday ve 9 bağımsız aday ile toplam 359 tüm adaylara hayırlısı dileyelim,birkaç adayında adaylığı düşürüldü.
Devletlerin yönetildiği demokratik siyasi ortamlarda seçimlerin gerçekleştirilmesi, halkın yönetimin hangi siyasi partiye verilmesi kararını 19 nisan günü sandık başına giderek belirleyecek. Partiler adaylarını belirleyip yasal olarak YSK onayındanda geçtikten sonra resmi aday sıfatını alacaklar. Yedi parti 350 aday ve 9 bağımsız aday ile toplam 359 tüm adaylara hayırlısı dileyelim,birkaç adayında adaylığı düşürüldü.

Seçimde iddialı partiler var ki bunlarda öneçıkıyor, kamuoyu yoklamalarına bakıldığı zaman iki parti diğer partilere göre çok açık farkla önde mücadele veriyorlar. Bu iki parti UBP ve CTP’dir bunları takip eden TDP ve DP, bunların arkasından da takip eden ÖRP ve BKP ile HİS partisi oluyor, seçim atmosferine de böylece renkli bir biçimde girmiş olduk. Bana göre esas olan halkımızın seçimlerden sonra kurulacak hükümetten ne beklediğidir, ve bu beklentileri en iyi şekilde sağlayacak parti programlarının yazılıp ilan edilmesi. Boş vaatler ile halkın geçireceği zamanı olmadığını halk söylüyor. O zaman akla gelen gerçekleştirilmesi mümkün olan söylemler, bir de başka güçlerin de söz sahibi olduğu ancak buna ğramen yine de halka çözülmesi sözünün verildiği başta KIBRIS sorunu. Bu sorunun çözülmesinde de en iddialı parti CTP, çözüm ve barış sloganı ile geldiler, başta rum engeline takıldılar.

UBP kıbrıs sorunu üzerinde daha ketum davrandı ve bir yerde aslında anlaşma istemeyen tarafın rum tarafı olduğunu herzaman dile getirdi. Geçmiş UBP hükümetleri dönemlerinde anlaşma olur düşüncesi ile çok defa ileri adımlar atıldı ancak rumlar yaklaşmadı.

CTP’nin tek çıkış noktası anlaşma olur ümidi ve KKTC halkıda bu pompalanma ile CTP’yi tekrar güçlü bir şekilde iktidara getirmesi. Bu argümanla da ekonomi çokta konuşulmuyor hükümet tarafından konuşulsa bile söz dönüp dolaşıp kıbrıs sorununa dayandırılıyor. Hükümet ekonomiyi beceriksizliğinden bu hale getirdiğini kabullenmek istemiyor.

Bu gün CTP’nin yanında HRİSTOFYAS’da yer aldı ve EROĞLU hükümeti başa gelirse “anlaşma olma ümidi yitirilir ve başladığımız noktaya geri döneriz” dedi, Türk tarafından ses çıkmadan rum tarafındaki siyasi partiler HRİSTOFYAS’ı şiddetli bir şekilde eleştirdiler. Cumhurbaşkan’ı sn TALAT’ında ABD dışişleri bakanı sn CLİNTON ile görüşmek istemesi seçimlere 3 hafta kala biraz düşündürücü değil mi sanki, çünkü sn TALAT geçtiğimiz haftalarda bir açıklaması ile “çözüm isteyen partinin hükümette olması benim işimi kolaylaştırır”demişti, sanki bu ülkede çözüm ve anlaşma isteyen tek parti CTP’dir bu söylemlerle ülkede milli birlik yaratmamız imkansızdır.
Rum yunan lobisi sn TALAT’ın ABD ziyaretini engelledi. Bir kez daha ortaya çıktı ki bizim rakiplerimiz bizden iyi çalışıyorlar.

Biz gereksiz yere şov yapmayı seviyoruz zaman zaman da duvara tosluyoruz. O zaman liderlerin çok dikkatli olması ve ulusal meselelerin iç politika malzemesi haline getirilmemesi gerekir.
Anketlere göre UBP yükselişte bu gerçeği herkesim kabul ediyor UBP’ye bu güvenin sebebi çok olduğu gibi CTP’ye de güvensizlik ayni oranda gelişiyor. Kıbrıs sorununun çözümünde esas isteksiz olanın rumlar olduğunu halkımız iyice kavradı, ondan dolayı CTP’nin UBP’yi suçlaması ve anlaşma istemiyorlar demesi deve kuşunun başını kumun içine sokmasına benziyor. Ekonomik olarak değerlendirildiği zaman 2009 bütçesinin 5 aylık memur maaşlarını ödeyememesi gerçeği ile karşı karşıyayız, yatırımlara ayrılan payın azlığı ekonomiyi daha da daraltıyor.CTP’nin anlaşmayı bizden başkası yapamaz demesi de inandırıcı değil çünkü bu strateji anavatan TÜRKİYE ile birlikte çizilir bundan farklı kimse davranamaz, dolayısı ile de MİLLİ GÜVENLİK KURULUNUN onaylamadığı bir anlaşmanın yürürlüğe girmesi imkansızdır. O zaman CTP’nin ben olmazsam tezide yanlış, ulusal meseleye bana göre tüm partiler eşit uzaklıkta olmalıdır.
Halk diyor ki UBP dönemlerinde ülke hiç böyle olmadı, CTP bu işi beceremedi diyor halkımız hiçbir siyasi güç halkın gücüne karşı gelemez.20 nisan günü bunu göreceğiz.
Bu haber 194 defa okunmuştur

:

:

:

: