Aynı hamam aynı tas devam diyor Sayın Başbakan Yardımcısı

Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş müşavirler konusunda bir şey yapmayı düşünmüyorum dedi.
Vatandaşlıklar konusuna da değinen Denktaş, sırf Anastasiadis’i memnun etmek için vatandaşlık vermekten vazgeçmeyeceklerini de söyledi.
Yani mevcut sistemin devamından yana bir duruş sergiledi Sayın Denktaş.
Oysa bu sorun ve hali hazırdaki müşavirlik sistemi toplumun kanayan yarası.
Siyasi mekanizmanın yarattığı bir enkaz.
Devletin mali giderlerine bindirilen bir yük.
Ve buna rağmen devlet tarafından kullanılamayan bir iş gücü.
Lakin bu konuda bir şey yapmayı düşünmüyorum diyor Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, ve işin en düşündürücü tarafı hiç kimsenin müşavirlik sistemine bir çare üretebileceğini de düşünmüyor.
Oysa çare mümkün.
Ve/fakat ondan önce gelin bu çarpık sitemi yaratanlara bir bakalım.
Nasıl ortaya çıktı bu sistem?
Partizanlıkla!
Bu ülkede vatandaşlık hakkı olana değil, partisel çıkarlar uğruna oy beklentisi ve hesabı ile dağıtıldı yıllarca.
Mehmet’in 50 oyu var partiye kanalize edecek, Fatma’nın 60 oyu var partiye avantaj sağlayacak düşüncesi hep öncelik oldu vatandaşlıklar dağıtılırken.
İşte bu nedenledir ki, iktidara gelmiş gitmiş bütün hükümetler bu durumdan birinci derecede sorumludur.
Ve gelelim tekrar müşavirlere.
Bugün bu statüde 100’den fazla insan mevcut.
Ama bu insanlardan devlet olarak yararlanmanın bir yolunu bulmak mümkün olmadı, zira bunların bir kısmı farklı siyasi partilerde parti elemanı olarak da faaliyet yürütmekte.
Yani bu ne demek?
Maaş devletten ama verilen hizmet siyasi herhangi bir partiye.
Zaten müşavirlik statüsünde anılan üst düzey bürokratların önceki makamlarına geliş yöntemleri ve gidiş şekilleri de tamamen partizanlıkla alakalı olduğundan bu durum siyasi çevrelerce bugüne kadar çok da yadırganmadı.
Hoş yadırganmadığı gibi, bu çarpık, bozuk sistemi düzeltmek için de kafa patlatılmadı bugüne kadar.
Dolayısıyla Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın bu yaklaşımı çok da şaşırtmıyor bizleri.
Ve/fakat yürütmenin tepesinde bulunan bir makamda Sayın Denktaş.
Müşavirlik sorunu da çok ciddi bir sorun devlette.
Hal böyle iken Sayın Denktaş’ın rahat tavırlarla bu konuda bir şey yapmayı düşünmüyorum diyebilmesi gerçekten düşündürücü.
Zira kendine inancı, güveni kalmamış bir yöneten profili çiziyor bu söylemle Başbakan Yardımcısı.
Ki bu da ister istemez yönetenler zemininde kötü yönetim hanesine tereddütsüz yazılıyor.
Oysa müşavirlik konusuna yasal çözümler üretmek, hem de birden fazla çözüm üretmek mümkün.
Peki, Serdar Bey bunları bilmiyor mu?
Bence herkesten daha iyi biliyor.
O zaman neden böyle davranıyor?
Çünkü müşavirlik konusunda siyasi bir takım beklentilerinden mütevellit mevcut düzenin devamından yanadır kendisi.
Yoksa mümkün mü böylesi bir çarpıklığa göz yumması.
Üstelik ülkenin Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı.
Değil elbette.
Ama maalesef müşavirler sistemsizliğini yaratan siyasi rejimin her dönem bilerek veyahut bilmeyerek bir parçası olmuş olan Sayın Serdar Denktaş’ın bu noktada daha farklı bir tavır almasını beklemek boşa kürek sallamakla aynı şey.
Keşke bizleri şaşırtsaydı, şaşırtabilseydi onca yıllık tecrübesi ile.
Bu haber 204 defa okunmuştur

:

:

:

: