Bu nasıl diktatörlük?

Türkiye 16 Nisan referandumuna doğru ilerlerlerken “Hayır” cephesinin ileri sürdüğü, “Yeni sistem diktatörlük getirir” eleştirisi, aklımızla adeta alay ediyor.
Türkiye 16 Nisan referandumuna doğru ilerlerlerken “Hayır” cephesinin ileri sürdüğü, “Yeni sistem diktatörlük getirir” eleştirisi, aklımızla adeta alay ediyor.
Sormak lazım aslında dünya üzerinde hangi diktatör, vatana ihanet dışında hiçbir suçtan yargılanamazken kendisine denetim ve cezai sorumluluk getiren bir sistem önerir.
Yeni sistem, Cumhurbaşkanı’nın “sorumsuzluğunu” ortadan kaldırıyor. Yani Cumhurbaşkanı artık “yetkili ama sorumsuz” olmayacak. Denetim ve cezai sorumluluk getirilecek.
Şu anki yasaya göre sadece Meclis’in dörtte üçü oyuyla ve yalnızca vatana ihanetten yargılanabilen Cumhurbaşkanı hakkında, yeni sistemde herhangi bir suç işlediği iddiasıyla soruşturma açılabilecek.
Üstelik hakkında soruşturma açılan Cumhurbaşkanı, erken seçim kararı da alamayacak.
Bugünkü sistemde yaptığı işlemlerin hiçbiri yargı denetimine tabi olmayan Cumhurbaşkanı, yeni sistemde tamamen yargı denetiminde olacak.
Üstelik Cumhurbaşkanı seçilen kişi, bu görevi en çok 5+5 olmak üzere 10 yıl yapabilecek. Dolayısıyla diktatör eleştirisine neden olabilecek süresiz bir cumhurbaşkanlığı asla mümkün olmayacak.
Peki bunları muhalefet veya diktatör yalanını yönelten Batılı çevreler bilmiyor mu? Bilmez olurlar mı, bal gibi biliyorlar.
Ama referandum öncesi halkın kafasını karıştırmak ve özellikle Batı’da yükselen “Tayyip Erdoğan karşıtlığını” körüklemek için ne yazık ki bu söylemi kullanıyorlar.
Diğer taraftan bir diğer iddia da yeni sistemin kutuplaştırmayı artıracağına yönelik yalanlar…
Tam aksine kutuplaşma, cumhurbaşkanlığı sisteminde bitecek. Çünkü Cumhurbaşkanı halk tarafından yüzde 50’nin üzerinde bir oyla seçileceği için siyasette güç birlikleri artacak. Kutuplaşma azalacak.
Yeni sistemde hem Cumhurbaşkanı’na hem de Meclis’e karşılıklı seçimleri yenileme yetkisi veriliyor. Cumhurbaşkanı veya Meclis seçimi yenileme kararı verirse iki seçim aynı anda gerçekleşecek. Birlikte seçimleri yenileme ihtimali de krizlerin uzlaşma yoluyla çözülmesini teşvik edecek. Çünkü Cumhurbaşkanı erken seçim kararı alırsa kendi süresini de kısaltmış olacak.
Yönetimde çift başlılık ortadan kalkarken, hükümet icraat yapacak. Meclis bir yandan kanun yaparken diğer yandan da hükümetin icraatlarını denetleyecek.
Başta siyasetin solunda politika yapan siyasetçilerin yıllardır sözünü ettiği “yargıda sivilleşme” ise nihayet hayata geçiyor. Askeri yargı tümüyle kaldırılıyor.
Tüm bu yenilikleri alt alta koyduğumuzda buna “diktatörlük” değil, olsa olsa “ileri demokrasi” denir.
Aslında Batı bunu görüyor. Ama işine gelmiyor. Bölgedeki çıkarlarına çomak sokan milli bir yönetim, tüylerini diken diken ediyor.
Halk tüm sağduyusuyla bunu görüp 16 Nisan’da “evet” derse, Türkiye’nin güçlenmesini istemeyen Batı’nın bu oyununu da bozacak.
Son sözüm kararsız seçmene. Ya “evet” diyerek bu oyunu bozacaksın, ya da “hayır” diyerek bu oyunun parçası olacaksın. Karar senin…
Bu haber 225 defa okunmuştur

:

:

:

: