Murakabe

İçerisinde bulunduğumuz mübarek üç aylar, manevi hayatımızı gözden geçirmek için bir vesile,eksiklerimizi tamamlamak için fırsat,rabbimizin mağfiretini kazanmak için umuttur.
İçerisinde bulunduğumuz mübarek üç aylar, manevi hayatımızı gözden geçirmek için bir vesile,eksiklerimizi tamamlamak için fırsat,rabbimizin mağfiretini kazanmak için umuttur.Dünyadaki sayılı nefeslerimiz saniye saniye tükenirken hayatın med cezirleri arasında zaman zaman durup kendimizi yoklamamız,istikameti muhafaza için elzemdir.
Bu çerçevede geçmişi sorgulayıp, bu günü gözden geçirip, yarını planlamak için bir kapı aralamaya çalışacağım. Hazreti Aişe (r.a)Bir gün ateş yakarken düşünceye dalıyor. Ahiret alemini Cennet’i Cehennemi düşünüyor. Bu esnada gözleri yaşarıyor. Peygamber efendimiz sebebini sorduğunda diyorki “Ahireti; mahşeri, hesabı Cennet’i Cehennemi düşündüm. Hüzünlendim. Bir de meraklandım acep orada da burada olduğu gibi bizi koruyup kollayacakmısınız diye.”Bunun üzerine efendimiz şu cevabı veriyor. ”Kişi üç yerde kimseyi düşünemez. Amel defterleri verilirken. Acep sağdan mı yoksa soldan mı verilecek diye meraktan. Ameller tartılırken. Günahım mı ağır gelecek sevabım mı diye endişeden Bir de sırat köprüsünde acep geçebilecekmiyim yoksa geçemeyecek miyim diye korkudan.” Bu endişe halini anlatan ayetlerden Abese suresinin son ayetlerinde şöyle buyuruluyor. ”O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından karısından ve oğullarından kaçar. O gün herkesin kendine yeter derdi vardır. O gün bir takım yüzler vardır. Aydınlıktır.Gülmekte ve sevinmektedir.O gün bir takım yüzler de vardır ki onlar tozlanmış onları karanlık bürümüştür.İşte onlar inkarcı olanlar, Allah’ın buyruğundan çıkanlardır.”
Ahiretle ilgili bilgileri biz Kur’an’dan ve hadislerden öğreniyoruz. Ve öğrendiğimiz kadarıyla –yukarıdaki ayet ve hadislerden de görüyoruz-çetin bir zaman olacak hazırlanmak lazım. Peygamber efendimiz, kızı Hazreti Fatıma’ya diyor ki “Kızım Fatıma, kendi yapman gereken kulluk vazifeni yapmadığın sürece babam peygamberdir diye sakın güvenme.” Evet dünyadayken bazı işlerimizi kolayca halledebiliyoruz. Ya kendi gücümüz nüfuzumuz var. Ya da nüfuzlu çevremiz var bir şekilde işimiz yürüyor. Ama ahirette kimin nesi olduğumuza bakılmayacak, herkes kendi hesabını verecektir.
Ahirete hazırlanmak lazım demiştik. Ahirete hazırlanmakta ipucu olacak, önümüzü aydınlatacak bir hadisi burada hatırlamakta fayda var. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:” 'Âdemoğlu, kıyâmet günü beş şeyden (hasletten) sorguya çekilmedikçe Rabbinin huzurundan ayrılamayacaktır: Ömrünü (hayatını) nerede harcadığından, gençliğini (gençlik yıllarındaki güç ve kuvvetini) nerede kaybettiğinden, malını nereden (helâlden mi, yoksa haramdan mı) kazandığından ve nereye (Allah'a itaatte mi, yoksa Allah'a isyanda mı) harcadığından, bildiği ile amel edip etmediğinden (yaşayıp yaşamadığından).'

“Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin” düsturunca bu hadis ışığında kendimize sormamız gereken sorular olmalıdır. Her gün bu soruları kendimize sorduğumuzda cevapları olumlu ise mesele yok demektir.
-Malını nereden kazandın? Sana emanet edilen işi görevi hakkıyla yerine getirdinmi.Kul hakkına riayet ettin mi. Yaptığın iş helal mi haram mı.
-Malını nereye harcadın? Kazandığın bu parayı malı harcarken nerelere gittiğine dikkat ettin mi. Kendin ya da başkaları bu parayı harcarken günaha mı düştü yoksa meşru olan güzel bulunan işler mi yaptılar. Malum yine Peygamber efendimiz buyuruyor. Kim bir kötülüğe sebep olursa o kötülüğü işleyenlerin günahının bir misli de sebep olana yazılır. Kendi günahından da bir şey eksilmez. Dolayısıyla kazandığın malını hangi işlere harcadın yaptığın iş helal mi haram mı.
-Bedenini nerede yıprattın? Allah’ın sana vermiş olduğu bu beden nimetini; elini ayağını gözünü kulağını dilini vs. nerede kullandın Onunla Allah’a ibadet mi ettin isyan mı.O bedeni ne ile besledin hangi işte kullandın.Yaptığın işlerde rabbinin rızası var mıydı yok muydu.
-Vaktini nerede geçirdin? Ömrünü, gençliğini enerjini nerelerde tükettin. Bulunduğun mekanda ne işler yapılıyordu oralarda geçirdiğin vakit neticesinde rabbinin razı olacağı bir iş mi ortaya çıkardın yoksa hatırladıkça pişmanlık mı duyuyorsun.
-Bildiğinle amel ettin mi? Birçok şeyi biliyorsun. Helal nedir haram nedir günah –sevap ne demektir. Farz derken ne anlatılmak isteniyor. Yaptığın işlerde bunlara dikkat ettin mi? Aslında bu beşinci soru diğer dört soruyu da içine alıyor.
Hayatımızı bu beş soru etrafında şekillendirdiğimizde üç durağı da rahat geçmemiz mümkün olacaktır inşallah. Rabbimiz o çetin zamanda yardımcımız olsun. Zor geçitlerden kolayca geçmeyi nasip eylesin.

MAHŞER GÜNÜ

İsrafil suruna üfler bir daha
Yardım eyle ya Rab mahşer gününde
Bir uyanış başlar yeni sabaha
Yardım eyle ya Rab mahşer gününde

O meydana bütün canlar derilir
Mizan terazisi gelir kurulur
Amelimiz birer birer sorulur
Yardım eyle ya Rab mahşer gününde

Kız anadan kaçar kardaş kardaştan
Ne eşten imdat var, ne arkadaştan
Bu haller aklımı giderir baştan
Yardım eyle ya Rab mahşer gününde

Azabına dayanacak özüm yok
Günahkarım huzurunda sözüm yok
Affın haktır ama benim yüzüm yok
Yardım eyle ya Rab mahşer gününde

Kul Hakkı’nın ancak sana minneti
Rahmet eyler isen görür Cenneti
O’da Habib’inin garip ümmeti
Yardım eyle ya Rab mahşer gününde
Bu haber 150 defa okunmuştur

:

:

:

: