Hassasiyetler anlaşılabilse

Rum Meclisinin okullarda ENOSİS'in yıldönümü kutlama kararından sonra adada gerilen ilişkiler, ve beklemeye alınan müzakerelerin yeniden başlayabilmesi için bu kararın bütünü ile bertaraf edilmesi şartıyla masaya döneceğini belirten Türk tarafının bu pozisyonuna karşılık Rum tarafının yapılan bu yanlışı düzeltmeye yönelik gayretleri olduğunu görüyoruz.
Rum Meclisinin okullarda ENOSİS'in yıldönümü kutlama kararından sonra adada gerilen ilişkiler, ve beklemeye alınan müzakerelerin yeniden başlayabilmesi için bu kararın bütünü ile bertaraf edilmesi şartıyla masaya döneceğini belirten Türk tarafının bu pozisyonuna karşılık Rum tarafının
yapılan bu yanlışı düzeltmeye yönelik gayretleri olduğunu görüyoruz.
Lakin bunun şu ana kadar da Türk tarafının beklentilerini karşılayacak nitelikte olmadığını anlıyoruz.
Ancak yapılan yanlıştan sonra, Rum tarafında özellikle AKEL ve DİSİ'nin bu yanlışı düzeltme adına attıkları adımları tabi ki yok sayamayız.
Ve/fakat görünen o ki, Türk tarafında kararın bütünü ile ortadan kaldırılması beklentisi var ki, bu da tabi ki diyalog yolunun yeniden açılmasına katkı yapacak.
Hoş bu yönde de önceki gün liderler sosyal içerikli bir yemekte biraraya geldiler.
Bu önümüzde ki süreç için son derece yerinde bir buluşmaydı.
En azından tarafların birbirini anlamaya çalışmaları bakımından önemliydi.
Ha anlayabildiler mi? Konusuna gelince..
Çok da emin olamıyorum.
Zira yaşananlardan da anlıyoruz ki, bugüne kadar sürdürülen müzakerelerde bu yeteri kadar anlaşılamadı.
Bunun nedeni de iki tarafın da birbirlerine karşı olan güvensizliğiydi.
Elbette onun da sebepleri vardı.
Bir kere masada görüşülen, konuşulan ve kağıt üzerinde kalan bir çok konunun paralelinde iki taraf arasında güven telkin edecek adımlar karşılıklı olarak atılmadı, atılamadı.
Bu bağlamda işbirliği teması yok sayıldı.
Müzakereleri destekleyecek güven yaratacak bir ortam tesis edilmedi, ya da edilemedi.
Hoş bu aidiyet duygusu da karşılıklı olarak gelişmeyince haliyle biz olamadık.
Ve ortak paydaları ortaya çıkartamadık.
Durum böyle olunca da birbirimizin hassasiyetlerini görmezden gelip farklı yollarla çözümü bulmaya çalıştık.
Hoş halen de bundan bir farkı yok devam eden sürecin.
Peki bu ne demek?
Mevcut müzakere yönteminin işe yaramadığı demek.
O zaman neye ihtiyaç vardır?
Yeni bir müzakere yöntemine yani yeni bir metodolojiye ihtiyaç vardır.
İşte tam da bu aşamada hem liderlerin, hem de BM'nin bunu görebilmesi ve idrak edebilmeleri sürecin bundan sonra ki aşamalarında büyük öneme haiz olacaktır.
Dolayısıyla her şeyden önce tarafların bu konuda ortak akıl yaratmaları elzemdir.
Aksi takdirde mevcut yöntemle sürecin devamı, sonuç odaklı bir neticenin yaşanmasını mümkün kılmayacaktır.
Yıllar hepimize bunu en anlaşılır şekilde göstermiştir.
Sonuç almak için daha kararlı ve cesaretli adımların atılması lazım liderler tarafından.
Bu gerçekleşmediği sürece havanda su dövmeye devam edeceğiz hep birlikte.
Bu haber 146 defa okunmuştur

:

:

:

: