Görülen lüzum üzerine yazılması elzem olmuştu

Zor bir yazı olacak, biliyorum. Lakin bu konuda o kadar çok sözlü ve yazılı sitem aldım ki artık bu saatten sonra bunu bir gereklilik olarak addediyorum.
Zor bir yazı olacak, biliyorum.
Lakin bu konuda o kadar çok sözlü ve yazılı sitem aldım ki artık bu saatten sonra bunu bir gereklilik olarak addediyorum.
Malum yeryüzünde basılan, yayınlanan her gazetenin bir çizgisi vardır.
İşte bu çizgi haliyle gazetelerin yayın politikalarını da belirler.
Dünyanın neresine giderseniz gidiniz bu değişmez.
Tabi ki her gazetenin yayın politikası, duruşu, şekli, şemali ve yazarlarının okunurluğu ve görünürlüğü o gazetelerin okuyucusunun takdirindedir.
Köşe yazarları mensubu oldukları gazetelerin çoğunlukla hassasiyetlerine saygı göstererek yazılarını yazarlar, lakin bu mensubu oldukları gazetelerin yayın politikalarından sorumludurlar anlamına gelmez, gelmemeli.
Hoş bir gazetenin bünyesinde farklı görüşlere sahip yazarlar mutlaka vardır.
Bu gazeteler için birer avantajıdır.
Zira bu bir kültür zenginliğidir.
Demokrasi güzelliğidir.
Dolayısıyla bir köşe yazarının makalesini yazarken mensubu olduğu gazetenin yayın çizgisine göstereceği hassasiyetin dışında o gazetenin genel yayın politikasını benimsemek zorunluluğu yoktur.
Peki, bu ilişki nasıl yürür o zaman?
Karşılıklı sevgi, saygı, hoşgörü ve anlayışla.
Örneğin ben kendi adıma bugüne kadar köşe yazısı yazdığım hiç bir gazetede ki, buna şu an mensubu olduğum Star Kıbrıs’ta dahil olmak üzere yazılarımdan ötürü hiç bir zaman sansüre uğramadım.
Düşüncelerimi hep ifade ettim, yazdım çizdim televizyon programlarında da anlattım.
Yani?
Anlatmak istediğim şu; özelde mensubu olduğum Star Kıbrıs medya grubunun Türkiye’de 16 Nisan’da yapılacak referandum için izlediği yayın politikasına taraf olmamakla birlikte saygı duyuyorum elbette.
Neden?
Ben daha önce de gerek yazılarımda gerekse katıldığım televizyon programlarında birçok kez ifade ettiğim gibi bu konuda kendimde bir hak görmüyorum görüş beyan etmek için.
Zira bu Türk Milletinin tasarrufunda ve takdirinde olan bir konudur.
Bu konuda karar verecek olan da TC vatandaşlarıdır.
Öncelikle belirtmek isterim ki ben TC vatandaşı da değilim.
Eğer buna rağmen kalkar ve bu konuda ahkam kesersem, “EVET” veyahut “HAYIR” için bu TC vatandaşlarına karşı yapılmış büyük bir saygısızlık olur.
Nitekim kendim ülkemde de yurttaşım olmayan insanların kalkıp akıl satar gibi Kıbrıs sorunu dahil bir çok konuda ahkam kesmesini hiç hoş karşılamıyorum.
Ve bunu bir saygısızlık olarak algılıyorum.
Dolayısı ile nasıl ki bize yapılan bu muameleden rahatsızlık duyuyoruz, aynı muameleyi kalkıp da başkalarına yapmayı etik bulmuyorum.
Ben bunu bilir, bunu yazar ve çekince duymadan söylerim.
İşte tam da bu nedenledir ki, kendimi bir Kıbrıslı Türk olarak bu konunun dışında tuttum ve tutmaya devam edeceğim.

Düzeltme:
22.3 2017 tarihli “Bakın Toparlanıyoruz Hareketi Başkanı Avukat Serkan Mesutoğlu ne diyor”. Başlıklı yazımda bir yanlışı düzeltmek ve doğru bilgilendirme yapmak için bana ulaşan Sayın Serkan Mesutoğu’na öncelikle teşekkür ediyorum.
Ve düzeltmemi hemen yapıyorum, Sayın Serkan Mesutoğlu, Ekim 2016 tarihi itibarıyla 2 yıl süre ile sürdürdüğü Toparlanıyoruz Hareketi Başkanlığını,Sayın Adil Şeytanoğlu’na bıraktığını belirtmiştir. Dolayısı ile Toparlanıyoruz Hareketi Başkanı Sayın Adil Şeytanoğlu’dur.
Bu haber 162 defa okunmuştur

:

:

:

: