Başbakan “Resmi devlet törenine özel araçla gidemezdim” demişti

Başımızı kuma sakladıkça değişen bir şey olmayacak.
Başımızı kuma sakladıkça değişen bir şey olmayacak.
Bir ülkede, bir düzen olur, sistem, oturmuş mekanizmalar, kendi kendini tamamlayan çarklar olur.
Hükümet, iktidar kim olursa olsun, bu çarklar çalışmaya devam eder.
Devletin esas görevleri, kendiliğinden, yapısından sürer, gider.
İktidar olmanın tek amacı, bu çalışma ve hizmetleri devam ettirmektir.
Hükümetler, siyasi partiler, çoğunluk sağlayarak göreve gelmiş olabilirler.
Fakat aldıkları kararlar ülkenin ve toplumun genelini etkiler.
Bizdeki siyasi partiler toplumun geneliyle buluşamıyor.
Ülkenin her noktasına gitmiyor, hizmet götürmüyor.
Siyasetçilerin hatalarını sorgulayacak mekanizmalar çalışmıyor, şeffaflık yok.
Hesap soran olmayınca, hesapsızlık başını alıp gidiyor.
Memur maaşı ödemeye dayanan bir devlet yapısı olur mu, yürür mü, sonsuza kadar yaşatılır mı?
Türkiye’ye olan borç, iç borçlanma, borç sebebiyle batağa giden kurumlar, yıllarca bol keseden, ekonomik akılla yapılmayan, tasarruf tedbirlerini sadece maaş kesmek olarak gören, bir yığın yıkıcı, günü kurtarıcı politikalar ve sonuçta batak bir ülke.
Gün gelecek bu savurganlığın bedelini bizler ödeyeceğiz.
“Gemisini kurtaran kaptan” mantığıyla gidilen seferde ne gemi kaldı, ne de kaptan.
Birkaç gündür gündemde, Başbakan Özgürgün ve yaptığı bir yurt dışı gezisi var.
Başbakan Özgürgün’ün kızının diploma törenine katılmak için İstanbul’a gitmişti.
Bu gezideki maddi harcama konusu ve sonucu bir başvuru üzerine Ombudsman Emine Dizdarlı tarafından bir raporla, Cumhuriyet Meclisine gönderildi.
Raporda Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün, devlet kaynaklarını özel bir amaç için kullandığı ve Anayasal suç işlediği belirtiliyor.
Söz konusu ziyaretin yapıldığı dönemde, Başbakan Özgürgün ile bir TV programı yapmıştım.
Başbakan konuyla ilgili kısaca şunları söylemişti;
“İstanbul ziyaretim çok basitleştirildi. Bu eleştirileri anlamakta zorlanıyorum. Türkiye Cumhurbaşkanı’nın katıldığı her tören resmidir. Törene katılan beş de Bakan vardı. Biz Sayın Erdoğan’ın katılacağını öğrenince resmi olarak gitmeliydik. Resmi devlet törenine özel araçla gidemezdim. Üzülüyorum, yanıltıyorlar. Ben Sayın Erdoğan’la baş başa bir de görüşme yaptım. Konu yapılması, peşinden gidilmesi üzücü.”
Başbakan Özgürgün, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılacağını öğrenince resmi olarak gitmeye karar verdik demişti.
Konu ile ilgili açıklaması böyleydi.
Bu noktada esas mesele Ombudsman’ın yetkisini aşması veya aşmaması değil.
Ziyarette kullanılan maddi miktarın ne kadar olduğunun da pek önemi yok.
Önemli olan şeffaflık, istenilen kurumlar arası tartışma değil, her konunun açık, önyargısız yetkili mercilerce açıklığa kavuşturulması.
Elbette resmi ziyaretler, işbirlikleri, ziyaretçiler olacak, bunlar devletin yapması gerekenler.
Ama bunların en baştan, yapılmadan önce tartıştırılmaması gerek.
Bunun gereğini yapmak, devleti yönetenleri görevlerinden.
Açık, şeffaf, güvenilir yollardan bunları anlatmak.
Sayın Başbakan tartışma ortamı, kurumlar arası çekişme ve yeni cepheler açma yerine, ne var, ne yoksa ortaya çıkarılmasına katkı koyup, gereğini yapmalı.
Aksi kimseye fayda getirmez, birkaç gün konuşulur, sonra unutulur.
Geriye, kamuya, güvensizlik, inançsızlık ve önyargı kalır.
Bu haber 360 defa okunmuştur

:

:

:

: