23 Nisan’ı anlamak

23 Nisan’ı , salt, Çocuk Bayramı ve Uluslararası Çocuk Şenliği olarak görmek ve algılamak , yeterli değildir.
23 Nisan’ı , salt, Çocuk Bayramı ve Uluslararası Çocuk Şenliği olarak görmek ve algılamak , yeterli değildir. 23 Nisan’ın ne anlama geldiğini, öneminin ne olduğunu bilmek gerek. Kapitalist güçler tarafından, Yurdun istilasının önüne set çekmek ve Türk Yurdunu kurtarmak için atılan, Antiemperyalist bir adım olması bakımından . Siyaset tarihinde yerini alması gerçeğini bilmemiz ve anlamamız gerektiğine, inanıyorum .
Osmanlı İmparatorluğu’nun , Sanayi Devrimini yakalayamaması . Dünyada, bu devrimi yakalayan ve bu minvalde ilerleyen ülkelerin, gerisinde kalmasını, sağlamıştı .
Milliyetçik akımların yeşerdiği Batıda , Osmanlı İmparatorluğu toprak kaybetmeye ve yüz ölçümü, küçülmeye başlamıştı .
İmparatorluğun, her alanda, geri kalmasını fırsat bilen, zamanın en güçlü Emperyal gücü olan İngiltere . Anadolu’yu, parselleyerek , oluşturduğu ittifaklarla, bu parselleri, bağlaşıklarına peşkeş çekerek. Sömürgelerinden de oluşturduğu paralı askerlerle , ilk defa, Osmanlının Başkentinin, deniz yolunu, Akdeniz’e açan, Çanakkale Boğazını, işgale kalkıştı .
Çanakkale’nin, geçilmezliği karşısında, büyük hayal kırıklığı yaşadı .
Bunu başaramayan, Emperyal Güçler, Mondros Ateşkes Anlaşması ile, Türkiye’nin, parsellere bölünüp, paylaşılma sonucunu doğuran, Sevr Anlaşması’nı, Padişaha imzalatıp. Türk yurduna, sahip olduğu zehabına kapıldılar .
Mondros Ateşkes Anlaşması, Çanakkale Savaşlarından, 2 yıl sonra 30 Ekim 1918 ‘ de, imzalandı .
Ateşkes Anlaşmasından, iki yıl sonra da, Fransa’nın, Sevr Kasabasında, 10 Ağustos 1920 ‘de. Anlaşmanın, yer ismi verilen Sevr Anlaşması imzalandı .
Bu anlaşma ile, Batılı Emperyal Güçler, Osmanlı Padişahının, iradesi ile , Türk yurdunu, teslim aldıklarını sandılar .
19 Mayıs 1919 ‘ da, Anadolu’ya geçen Mustafa Kemal . Amasya Bildirgesi , Erzurum ve Sivas Kongreleri ile, Misak-ı Milli sınırlarını çizdi.
16 Mart 1920 ‘ de, İstanbul’un, İtilaf Devletleri tarafından, işgal edilmesi ve İstanbul’da, Meclis-i Mebusan’ın, işgal güçleri ile basılıp, kapatılması ile birlikte. Ankara’da, Milli bir Meclisin toplanmasını, Mustafa Kemal, öne alarak. 23 Nisan 1920 ‘ de , 600 yıllık Osmanlı saltanatından, Türk yurdunun idaresini “ Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir “ ilkesi ile hareket ederek, bu iradeyi, Türk Ulusuna verdi.
Bu tarihten sonra , Dünya, TBMM ‘ ni, konuşmaya, kaale almaya başladı .
Hemen arkasından da , Meclisi oluşturan vekillerden , TBMM Hükümetini kurdu .
TBMM ‘ Hükümeti, Türkiye’yi, bağımsızlık yoluna taşıyacak olan, Kurtuluş Savaşının da, karar mekanizması haline geldi .
Anadolu’nun, işgal hareketleri, bu Meclis tarafından önlendi .
Kurtuluşa giden yolda , Kurtuluş Savaşının hazırlanması, bu Mecliste yapıldı .
TBMM ‘ Kurtuluş Savaşının mimarıdır dersek, her halde, TBMM ‘ ne karşı da, gerekli hakkı vermiş oluruz .
20 Nisan 1920 ‘ de oluşan, TBMM . 10 Ağustos 1920 , İstanbul Hükümeti tarafından imzalanan , Türkiye’yi, teslim anlaşması olan Sevr’i . TBMM ve onun Hükümeti, bu anlaşmayı kabul etmediğini ve tanımayacağını, Dünyaya duyurdu .
Çizmiş olduğu, Misak-ı Milli sınırlarını kurtarmak ve ülke topraklarına katmak için, Kurtuluş Savaşı hazırlıklarına başlandı .
Meclisin kuruluşundan iki yıl sonra da, 1922 ‘ nin 9 Eylülünde, Türk yurdunu işgal eden Emperyal Güçler, büyük bir yenilgiye uğradılar .
“23 Nisan 1920 ‘ de kurulan TBMM ‘nin” sürekli görevini. O yıllarda onun Başkanı olan Mustafa Kemal’in ağzından duyalım :
“ Bizi mahvetmek isteyen Emperyalizme ve bizi yutmak isteyen Kapitalizme karşı tüm ulusça savaşımı gerek gören bir mesleği izleyen insanlarız .”
TBMM ‘nin bu ilke ile verdiği Kurtuluş Savaşı. Tüm mazlum ülkelerin, bağımsızlık yolunda attıkları adımların, ilham kaynağı olmuştur .
TBMM ‘ nin açılması , Kıbrıs Türk Halkına, İngiliz sömürge idaresinde, şahlanıcı bir ilham kaynağı oluşturmuş . Bağımsızlık ve Özgürlük yolunda ilerlemiş . Rumların ve Yunanlıların, Enosis idealleri karşısında direnmiş ve kendi Devletini kurmuştur .
TBMM ‘ oluşmamış veya Kurtuluş Savaşında başarısız olunmuş
olsa idi . Kıbrıs Türk Halkının durumu, ne olurdu ?
Bunu düşünmek bile istemiyorum .
TBMM’nin oluşumu :
Kıbrıs Türk Halkının, Egemenliği , Özgürlüğü ve Bağımsızlığıdır dersem . Her halde, yanlış bir tespit ve algılama, yapmış olmam.
Bu büyük Bayram, hepimize kutlu ve mutlu olsun .
Nice 97 ‘li yıllaraaa…
Bu haber 125 defa okunmuştur

:

:

:

: