Yalnızlar ülkesinden…

İnsan düşünce bazen umut kırıntıları olmalı onu hayata bağlayan…
İnsan düşünce bazen umut kırıntıları olmalı onu hayata bağlayan…
Her şey bitti dememeli son nefesini vermeden...
Her sabah güneş doğduğunda bir şans daha vardır, bazen zayıf da olsa bir ihtimal daha vardır hep, gitmeli onun peşinden…
Bugün Pazar…
Yalnızların en nefret ettiği gün yine gelip çattı geride kalan altı günü kovalayarak…
Neden mi nefret eder yalnızlar Pazar’dan…
Çünkü tüm gerçekliğiyle kendi hayatı dayanır gözünün önüne... İş güç de oyalayamaz, hesap kitap yapar insan, bakar kendi içine…
Ve hayatta ne kadar yalnız olduğunu hatırlatır Pazar günleri yalnızlara…
Bakmayın siz o gün de iş güç diye uğraşanlara…
Yalnızlığını saklama uğraşıdır onların hepsi boşuna…
Tüm insanlar yalnız doğar aslında…
Evet anneniz vardır size can veren ama rahminden çıktığınız anda tek başınasınızdır aslında…
Nefes alıp vermeye başladığınız ilk andan itibaren başlar mücadele…
Hayatın ilk yıllarından çikolata, şekerleme için verdiğiniz mücadele türlü türlü oyuncaklar için sürer sonra…
Ergenliğe doğru erkekler için en güzel kız vardır hedefte… Sınıfın en güzel kızı, mahallenin en güzel kızından hemen platonik bir aşk yapar kendine… Başlar olanca şiddetiyle onun için mücadele…
Ortaokul lise derken, iyi bir eğitim için sürer mücadele…
Üniversite dedin mi başlar kariyer hesapları… Kolay değil, yol haritası netleşir bu zamanda…
Sonrasında iş hayatı, yükselmek için amansız bir mücadele derken, çocukluk çağındaki oyuncakların yerine arabalar, evler alır... Bu kez daha iyi bir konfor için sürer mücadele...
İnsan 50’sine kadar kazanır, 50’sinden sonra kazandığını sağlığına harcar demiş bir usta…
Kısaca ölmemek için harcarız 50’sinden sonra…
İnsan hazır değildir hangi yaşta olursa olsun o sona…
Söylenmeyen cümleler, daha görülmemiş yerler, tamamlanmamış hikayeler vardır geride…
Belki de hiçbir zaman hazır olamazsın gitmeye…
Uzun ömür, 80-90 yaşlar mı hayaliniz…
Bugün 90’ını geçen babam bile hazır değil, planlar yapıyor geleceğe…
Peki insan ne bırakır bu dünyada giderken geriye…
Dostlara anılar, çocuklara mal mülk bırakır, bir isim kalır aileye…
Ama bunlardan daha öte bir iz bırakmak ister insan…
Bu dünyadan geçip giderken bir şahit bırakmak ister geride… Belki de o yüzdendir çocuklarımızın üstüne titrememiz…
Hayat bir ağaçsa eğer, o ağacın üstüne kazıdığımız ismimizdir çocuklar… O yüzden titriyoruz belki de üstlerine…
Şafak vaktiyse bir insanın doğumu, sabah saatleridir bebekliği, çocukluğu…
Öğlen güneşidir gençliği…
Akşam güneş batarken, orta yaşları geride bırakır insan…
Gece yarısıdır belki de son zamanlar… Ertesi gün yine başkaları doğar…
Bir gün bir hayatsa eğer onun içinde yağmurlar da vardır, rüzgarlar da…
Mesele yağmurda ıslanmayı, güneşte kavurulmayı, rüzgarda da sallanmayı göze almakta…
Yani inadına direnerek, umutla yaşamakta…
İyi pazarlar…
Bu haber 389 defa okunmuştur

:

:

:

: