Keyfi bir idare anlayışı hüküm sürüyor

Ülkede hiç bir alanda istatistiki bilgi mevcut değil.
Ülkede hiç bir alanda istatistiki bilgi mevcut değil.
Dolayısıyla bu anlamda bilgi eksikliği vardır.
Böyle bir durumda devletin nüfus politikasına güvenilebilir mi?
Bu mümkün mü?
Elbette değil.
Nitekim UBP-DP azınlık hükümetinin şu an uyguladığı vatandaşlık politikasının da ciddiyetten yoksun olduğunu biliyoruz.
Zira tamamen ranta dönük bir uygulamaya tanıklık ediyoruz bu konuda.
Hak edene değil, hakkı olmayan onlarca insana vatandaşlıklar dağıtıyolar iddiası her gün biraz daha olasılık kazanıyor.
Kaldı ki,Bakanlara verilen kontenjan üzerinden hak etsin etmesin, yasalarla belirlenen vatandaş olma kriterlerine uysun uymasın keyfi bir şekilde iki dudak arasında vatandaşlıklar verilmeye devam ediyor.
Peki ya ekonomi, eğitim, sağlık, çalışma yaşamı,tarım, turizm konusunda neler yapılıyor?
Var mıdır mevcut azınlık hükümetinin bu alanlarda uygulamaya soktuğu bir devlet politikası?
Tabi ki yok.
El yordamı ile yürütülüyor bu işler.
Örneğin sağlık konusuna bakalım..
En günceli o çünkü.
Malumunuz olduğu üzere bu sektörde yakın bir geçmişte sıkıntılar yaşandı.
Hekimler iş bıraktı, halk mağdur oldu falan.
Sonra uzlaştıkları duyuruldu.
Bir protokol hazırlandı.
Şimdi soru şu.
Sağlık konusunda yapıldığı söylenen protokolde halkın alacağı sağlık hizmetinde bir iyileştirmeye gidildi mi?
Hayır.
Zira protokolde böyle bir iyileştirme göze çarpmıyor.
Dolayısıyla bu son grev ve imzalanan protokolle hekimlerin elde ettikleri kazanımların mevcut sağlık sistemi ile çok da alakalı olduğu söylenemez.
Kaldı ki vatandaşların uzak uzak mesafelerden kalkıp sabahın köründe hastanelerde sıra numarası almak için yollara düşmesinin önüne geçilebildi mi?
Hayır.
O halde burada toplum yararından söz edilebilir mi?
Yine hayır.
Oysa sosyal devlet olmanın bir gereğidir devletin hastanelerinde insanlara kaliteli hizmet vermek.
Ancak gelip giden hükümetlerin bu ve benzeri konularda bir vizyonu olmayınca her şey atıl durumda el yordamı ile sorunlara günü kurtarmak adına işe yaramayan hatta uzun vadede daha büyük sıkıntıları beraberinde getirecek çözümler getirildi.
Tabi durum ortada.
Uygulanmayan hukuk kuralları, tutulmayan sözler, şeffaf olmayan bir yönetim anlayışı,hesap verebilirlikten uzak bir siyasi yapı..
Böyle olunca da zaten görüyoruz hükümetlerin icraatlarını.
Hukuktan yoksun, yasaların hiçe sayıldığı, toplumsal kazanımlardan uzak, zümresel bir sınıfın menfaatlerini koruyan bir anlayış.
İşte bunun da en büyük emsali topluma ait varlıkların birer ikişer birilerine verilmeye çalışılmasıdır.

Bu haber 194 defa okunmuştur

:

:

:

: