Mutabakat olasılığı elbette var

Bugün Kıbrıs müzakerelerinde esas alınan ve masada görüşülen 6 ana konu başlığı üzerinden bir değerlendirme yapmak istedim.
Bugün Kıbrıs müzakerelerinde esas alınan ve masada görüşülen 6 ana konu başlığı üzerinden bir değerlendirme yapmak istedim.
Kısaca bir hatırlayalım,
Masada tarafların müzakere ettiği 6 başlık vardır.
Nedir bu başlıklar? Ve tarafların, yani Türk ve Rumların başlıklar üzerindeki görüşleri nelerdir?
Güvenlik ve Garantilere bakalım,
Kıbrıs Türk tarafı, olası bir çözüm sonrası da garantilerin devam etmesini istiyor. Türkiye’nin Ada’da varlığının, Kıbrıslı Türklerin güvenliği için olmazsa olmaz olduğu vurgulanıyor. Kıbrıs Rum tarafı ise garanti ve ittifak anlaşmasının kaldırılmasını istiyor. Türkiye’nin olası bir çözümden sonra Ada’da bulunmaması gerektiğini savunuyor.
Peki bu konuda üzerinde mutabakata varılmış bir şey var mı?
Yok, lakin müzakere edilmeye devam ediyor.
Kısacası bu konuda bir uzlaşı sağlanması olasılık dışında değil.
Gelelim Yönetim ve Güç Paylaşımına,
Kıbrıs’ta olası bir federal çözümde önemli başlıklardan biri olan Yönetim ve Güç Paylaşımı’nda, Türk tarafı ile Rum tarafı arasında “Dönüşümlü başkanlık” ve “Federal yapılarda siyasi eşitlik” konularında fikir ayrılığı yaşanıyor. Türk tarafı, çözümde “Dönüşümlü başkanlığı” olmazsa olmaz kabul ederken, Rumlar buna sıcak bakmıyor. Rum lider Nikos Anastasiadis, “Dönüşümlü başkanlığı” kabul edemeyeceği mesajları veriyor. Federal yapıda ise Rumlar “siyasi eşitliğe” karşı çıkıyor. Rum yönetimi lideri Anastasiadis, “Azınlığın çoğunlukla eşitlenmesi talep edilemez.” diyerek, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın federal yapılardaki eşitlik olsun isteğine karşı çıkıyor.
Dolayısıyla bu başlıkta da şu ana kadar bir mutabakatın olmadığını biliyoruz taraflar arasında. Lakin müzakere edilmeye devam ediyor konu, ve burada da uzlaşma olasılığı mevcut.
Toprak başlığına bakalım,
Türk tarafı ile Rum tarafı arasında önemli konulardan biri de Toprak başlığı. Cumhurbaşkanı Akıncı, en son Cenevre’de yapılan Kıbrıs zirvesinde BM’ye sunduğu haritada, KKTC’nin mevcut yüzde 36 olan toprak oranından yüzde 29,2’ye kadar inerek müzakerelerde önemli bir adım atmıştı. Rum tarafının, Türklere bırakmak istediği toprak önerisi ise yüzde 28 olmuştu. Rumların BM’ye sunduğu haritada, Güzelyurt’un geri iadesi yer almış, tarafların önerdiği haritalar BM tarafından kasaya kilitlenmişti.
Peki, bu başlıkta bir uzlaşı var mı?
Hayır yok. Lakin konu müzakere edilmeye devam ediyor, üzerinde uzlaşı sağlanma olasılığı var.
Gelelim Avrupa Birliği başlığına,
Türk tarafı, çözümden sonra AB müktesebatının geçiş sürecinden sonra Kuzey’de uygulanmasını, anlaşmanın AB birincil hukuk şartı içermesini istiyor. AB başlığında en önemli konulardan birini, Türk vatandaşlarına verilecek 4 özgürlük (serbest giriş, serbest dolaşım, serbest mülk edinme ve serbest yerleşim) oluşturuyor.
Buna göre Türkiye ve KKTC yönetimi çözümden sonra Türk vatandaşlarına bu 4 özgürlüğün verilmesini isterken, Rum tarafı çözümün hemen ertesi günü AB müktesebatının Kuzey’de uygulanmasını talep ediyor, anlaşmanın AB birincil hukuk olmasına karşı çıkıyor ve Türk vatandaşlarına söz konusu özgürlüklerin verilmesine olumsuz yaklaşıyor.
Peki var mı başlıkta tarafların üzerinde uzlaşı sağladığı bir şey?
Hayır yok, lakin konu müzakere edilmeye devam ediyor.
Bu durumda uzlaşı olasılığı elbette var.
Gelelim Mülkiyet mevzusuna,
Türk tarafı, çözümden sonra yerinden olacak Kıbrıslı Türklerin sorunlarının fazla zaman kaybedilmeden çözülmesini, mevcut durumun yasallaşmasına yönelik koruyucu yasal düzenlemeler istiyor. Rum tarafı ise 1974’ten önce Kuzey’de kalan mülkiyetlerin neredeyse tamamının iade edilmesini talep ederken, mülkiyette ilk söz hakkının mülkiyet sahibinde olması yönünde baskı yapıyor.
Peki, bu başlıkta tarafların üzerinde mutabakat sağladığı bir şey var mı?
Hayır yok.
Lakin konu müzakere edilmeye devam ediyor. Ve illa ki uzlaşma olasılığı mevcut.
Ekonomi başlığına bakalım,
Kıbrıs’ta olası bir çözümde Ada’nın ekonomik olarak daha refah seviyeye ulaşacağı konusunda hemfikir olan taraflar, çözümün bölge barışına da katkı sağlayacağını düşünüyorlar.
Gördüğünüz gibi ekonomi başlığında taraflar görüş birliğini sağlamış durumda.
Ancak müzakere yönteminin ilkesel prensibinde bütün başlıklarda mutabakat sağlanmadığı sürece hiç bir konuda uzlaşılmış sayılmıyor.
Şimdi diyebilirsiniz ki, madem görüşülen konularda uzlaşma olasılığı mevcut neden süreç tıkanıyor?
Çok doğru bir soru.
Peki neden?
Çünkü müzakere edilen konular üzerinden kullanılan mevcut yöntem sonuç odaklı bir yere taşımıyor süreci.
O zaman yeni bir metodoloji geliştirilmesi elzem olmuştur.



Bu haber 184 defa okunmuştur

:

:

:

: