Mesai saatlerine uyan kim?

Büyük tantanalarla hazırlanan, bin kez “yaz boz “ tahtasına dönen mesai saatleri. Sendikaları da, memnun ettikten sonra, kabul edilerek yürürlüğe girdi.
Büyük tantanalarla hazırlanan, bin kez “yaz boz “ tahtasına dönen
mesai saatleri. Sendikaları da, memnun ettikten sonra, kabul edilerek
yürürlüğe girdi.
Tabii bu yürürlük, işveren konumundaki, Devleti yönetenlerle, çalışanı temsil eden, Sendikalar arasında oldu.
Alan memnun, satan memnun.
Yürürlüğe girene veya eskisine.
Acaba, ülkemizde, mutabakatla kabul edilen, bu mesai saatlerine uyuluyor mu?
Uyuluyor diyen varsa, beri gelsin.
Bizde, kamuda çalışanların büyük bir kesimi kamu görevini, ikinci
bir iş olarak görüyor.
Birinci iş, yaptıkları özel iştir.
Bunu da nereden çıkarıyorsun? Diyeceksiniz.
Bu soruyu sormakta, haklısınız.
Bu sorunun yanıtını vermek için, acaba nereden başlıyayım diye de düşünüyorum.
Kamu çalışanları, genellikle kamudaki hizmetlerini, vatandaşa sunarlar.
Bunun karşılığında da, bir maaş alırlar.
Genellikle bizde, kamu çalışanlarına “memur “ denir.
İngilizcede, memurun karşılığı “ hizmetçi “ demektir.
Yani, vatandaşın hizmetçisi.
Bizde ise, yanlış bir algı ile memur, tam ters olarak algılanıyor.
Vatandaş, hizmetçi durumunda görülüyor.
Devlet Dairelerinde ve Devlete bağlı kitlerde, bazı kamu görevlilerinin yaptıkları muamele bu tarzda.
Vatandaş, işini yapmak için gittiği Dairede, ya o işi yapacak personeli bulamıyor.
Ya da “bu gün git, yarın gel “ muamelesi ile karşı karşıya kalıyor.
Bunun, en önemli nedenlerinden biri de, o işi yapacak personelin. O saat veya o gün, Dairede olmaması.
Onun yerine, o işi, başka personelin yapamaması.
Konuyu, araştırdım.
Birçok personel, mesai saatlerine hiç uymuyor.
Birçok Daireden, çalışanlarla konuştum.
Bana verilen yanıt.
Dairelerde çalışan personeli, çeşitli katagorilere ayırdılar!
Hakikaten, tam manası ile mesaiye uyanlar.
Uymayanlar. Geç gelip, erken kaçanlar.
İmza defterini, mesai saatinde imzalayıp Daireden ayrılanlar. Mesai bitiminde gelip, mesai defterini imzalayanlar.
Birde, defteri hiç imzalamayanlar. Yani Daireye hiç gelmeyip, maaş alanlar.
Bazı Kitlerde ise, mesai haricinde, kendilerine iş yaratıp ek mesai alan çalışanlar da var. Bütün bunlar, Kamuda çalışmanın, ne kadar cazip olduğunu ve milletin, niye kamu görevine girmek için, can attığını. Bu vesile ile öğrenmiş oluyoruz.
Bu memlekette, bir Personel Dairesi var.
Zannedersem, görevi bu işlere bakmak.
Ayrıca, Kaymakamlıkların bir görevi de, ilçelerindeki Devlet Daireleri ve bağlı Kitleri, mesai konusunda denetlemek.
Hizmet vermeden veya yarı hizmet veren, bir çalışanın aldığı maaş, tam ise o maaşı hak eder mi?
Hak etmediğine göre, bu durum sebepsiz zenginleşmeye, girmez
mi?
Diğer bir olumsuzluk!
RHA’ rın da olan, uygulama.
Müthiş bir, savurganlık var.
Hafta sonlarında, tatil günlerinde, yollarda cirit atan RHA ‘na tanık oluyoruz.
Bu aksaklıkların ve savurganlıkların, önüne, kim geçecek?
Devleti yönetenler, Devlet çarkını layıkı ile çeviremiyorlarsa. Bundan, Devletimiz zarar görür.
Devleti yönetenler değil.
Maaşlar, Maliye Bakanlığından çıkmakta.
Bu maaşların, hak edilip edilmediğinin kontrolünü yapmak da.
Bu Bakanlığın uhdesinde olmalı.
Kitlerde, doğru dürüst bir denetim mekanizması yoksa. Bunu sağlayacak bir mekanizmanın, oluşturulmasına gidilmelidir.
Kamudaki, mesai saatlerindeki bu uygulamalar karşısında, dönüp özelde çalışanların durumuna baktığımızda. İnsanın, isyan edesi gelir.
Kamuda ve Devlete bağlı Kitlerdeki, bu laçkalığa karşı dur diyecek bir makam veya makamların, ne zaman konuya el atacaklarını, sabırsızlıkla bekleyeceğim.
Bu haber 193 defa okunmuştur

:

:

:

: