Mesele ideoloji veya soyadı değil

'Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş'ın oğlu Rauf Denktaş, 'Rauf Denktaş Üniversitesi' kuruyor.
'Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş'ın oğlu Rauf Denktaş, 'Rauf Denktaş Üniversitesi' kuruyor.
Dereboyu ile Kermiya arasında kalan büyük arazi içerisindeki 200 dönümlük alan, Bakanlar Kurulu kararı ile 'askeri bölge' kapsamından çıkartıldı, yeni kurulacak Rauf Denktaş Üniversitesi'ne süresiz şekilde kiralandı.'
Son birkaç gündür ortalığı karıştıran, tartışılan gündem maddesi bu.
Olayın tartışılma merkezi, hükümet imkânları ile kamuya ait kaynakların siyasilerin yakınları için, ayrıcalık yaratılarak kullanılması.
Büyük bir şirket veya bir siyasinin yakını dışında, sıradan bir vatandaş, yatırım yapma amaçlı olarak böyle bir talep de bulunsa yine uygun görülür müydü?
Benim bakış açım bu.
Yani, bu girişim bir başka yerde olsaydı yine aynı tepki olurdu.
Arazinin yeri, konumu, yapılacak yatırımın üniversite veya park olması bu konunun çok da öznesi değil.
Mesele, iktidarda olan bir partinin, Başbakan yardımcısı ve Maliye Bakanının oğlu, iktidar ortağı olan partinin ilçe Başkanının bu işin tarafı olmasıdır.
Buraya kadar isim yazmadım, çünkü isimden çok uygulamadır yanlış olan.
Herkes iş yapacak, para kazanacak, ama iktidarda olan siyasi partinin bir yetkilisi olunca bakış açısı değişiyor.
Bu işin doğasında eleştiri var, siyasetçiler bunlara alışkın ve hazır olmalı.
Her adımları, toplumsal, kamusal çıkarlar için olmalı, onlar aile oldukları gibi, topluma da mal olmuş kesimler.
İnsanlar destekliyor, peşlerinden gidiyor, güvenini, temsiliyetini veriyor.
Hele herkesin birbirini tanıdığı, birçok yönetimsel hatanın yapıldığı, kişisel kararların, uygulamaların yaşandığı bu ülkede, güvensizlik ve önyargı kırılması çok zor inançlardır artık.
Daha önce yine bir plaj olayı ile aynı tartışmalar yaşanmıştı.
Yavuz çıkarma plajı, otellerin yasal olmayan inşa kısımları için yasal kılıf uydurma çabaları, benzeri düşünceler tarihimize geçti, bunlar devlet ciddiyetine, yıllardır söylenenlere ters.
Bu tür olaylar dünyanın başka yerinde olsa yer yerinden oynardı.

Konuşulmak, ideolojik ve siyasi çıkarlara kurban edilmekle kalmaz, adı geçen siyasiler makamda kalmazdı.
Bunlar, bizim gibi şahsi çıkarların ön plana çıktığı, tepkisiz toplumlar da sıradanlaşmış, alışılmış olaylar.
Tartışmalar gayet normal, nasıl ki bu uygulamaları normal karşılayanlar var, tersini düşünenler de olacak.
Konunun başka tarafları da var.
Toplumken, toplumdan, siyasi eşitlik talep eder noktaya gelinceye kadar verilen mücadele, yaşananlar, acılar, ödenen bedeller yerini sorgulamaya bıraktı.
Yazık oluyor, ayıp oluyor, şehitlere, kayıplara, gözyaşlarına, böyle olmamalıydı.
Bu olayın başka tarafları da var demişken;
Ülkedeki üniversite patlaması, bir yerde fena patlayacak.
Bu kadar üniversite sayısı, eğitime, eğitimdeki kaliteye ne veriyor?
Bunun bir sınırı yok mu?
Otel sayısıyla yarışan, ticarete dönüşen, üniversite sektörü kontrolsüz büyüyor, sosyal patlamalara davetiye çıkarılıyor.
Plansızlıkla, yetersiz kalan şehir altyapıları artık kaldırmıyor.
Sorun ve sıkıntılar çok taraflı artıyor, işin aslı, nereye kadar?
Bu haber 342 defa okunmuştur

:

:

:

: