Bakan Dürüst yetkisini kullandığı bir konuda bilgi sahibi olmadığını söylüyorsa!

Uzun bir zamandan sonra KKTC Meclisini izledim.
Uzun bir zamandan sonra KKTC Meclisini izledim.
Hani derler ya evlere şenlik diye.
Durum tam da bundan ibaret.
CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman kürsüye geldi.
Ercan ihalesi üzerine yapılan 4 yıllık ek sözleşme hakkında sorular sordu hükümet kanadı özelinde Ulaştırma Bakanı Kemal Dürüst’e.
İzahat istedi.
Böyle bir ek sözleşmenin yapılıp yapılmadığını sordu?
Eğer yapılmışsa 4 yıl hesabının nereye göre yapıldığını sordu?
Neden böyle bir ek sözleşmeye ihtiyaç duyulduğunu sordu?
Devletin mi yoksa ilgili şirketin mi ihalede belirtilen yükümlülükleri yerine getiremediğini sordu.
Eski Ulaştırma Bakanı, şimdilerde Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun Bakanlar Kurulunda alınan ek sözleşme kararında iradesi olup olmadığını sordu.
Son derece kendinden emindi Sayın Erhürman.
Sorduğu sorular ile de konuya hakim olduğunu gösteriyordu.
Hükümet adına sorulan sorulara yanıt vermek için Ulaştırma Bakanı Kemal Dürüst kürsüye geldi.
Sayın Dürüst konuşmaya daha ilk başladığı andan itibaren sorulan sorulara yanıt vermek yerine kendi yüzeysel ifadeleri ile konuyu saptırmaya başlayınca tamam dedim.
Halk yine yanıtsız bırakılacak.
Nitekim öyle oldu.
Bakan Dürüst hiç bir soruya yeterli cevap veremediği gibi, konuyu savsaklamaya yeltendi.
En sonunda da büyük bir gafa imza attı.
Ve dedi ki; Ercan ihalesi üzerine yapılan 4 yıllık ek sözleşme teknik elemanlar tarafından hazırlandı, bu konuda pek bilgi sahibi değilim.
Aman Allahım!!
Kendi çabası ile alelacele yangından mal kaçırırcasına konuyu Bakanlar Kuruluna getiren ve onaylanmasını sağlayan ve halkın bilgisinden kaçıran Bakan olarak Kemal Dürüst ek protokolün neye göre 4 yıl uzatıldığı konusunda bilgi sahibi olmadığını söylüyor.
Daha da ilginci aynı Bakanlar Kurulunun üyesi olan Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu Bakanlar Kurulunda onaylanan bu kararın kendisinin iradesi dışında olduğunu söylüyor.
Bu kararda benim iradem yoktur diyor ve ekliyor, Bakanlar Kurulunda geçen bu kararı şimdi ilgili Bakandan öğreniyorum diyor.
Pes.
Bu insanlar öyle ya da böyle ülkeyi yönetiyorlar.
Ve nasıl yönettikleri de malum.
Düşünün ki aynı Bakanlar Kurulunun iki üyesi, bir tanesi yapılanın doğru olduğunu söylüyor, bir diğeri yanlış olduğunu anlatıyor.
Bir Bakanın sorumlu olduğu alanda yapılan bir sözleşmenin niteliğinden bi haber olduğunu görüyoruz.
Bir diğer Bakanın Bakanlar Kurulunda bu yönde alınan bir kararda iradesi olmadığını öğreniyoruz.
İşin aslına gelince..
İlk protokolde yani ilk ihale sözleşmesinde taraflar üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getiremiyor.
Mesela devlet ilgili firmaya sözleşme gereği inşaat alanı içerisine giren ve devamını sağlayacak arazileri taahhüt ettiği halde veremediğini, ilgili firmanın da üzerine düşen yükümlülüklerin bir çoğunu yerine getiremediğini öğreniyoruz.
Ancak bir şey daha öğreniyoruz.
Yaşanan bu hadiselerden mütevellit hukuk yoluna giden ve devleti sözleşme gereklerini yerine getirmediği için dava eden ilgili firma olduğudur.
İşte bu nedenle tarafların sözde karşılıklı olarak yükümlülüklerini yerine getirmek ve ilgili işletmenin kayıplarının telafisi adına 4 yıllık ek sözleşme yapma yoluna gidildiği, buna karşın da ilgili işletmenin devlet aleyhine açtığı davaları geri çektiğini anlıyoruz.
Peki, buradan başka ne anlıyoruz?
İlk başından bu yana bu ihalenin doğru bir yöntem izlenerek hayata geçirilmediğini anlıyoruz.
Peki nedir bütün bunları anlamı?
Kısa ve öz bu ülkenin iyi yönetilemediğidir.
Keyfi kararlarla ve çıkar ilişkileri doğrultusunda hareket edildiğidir.
Bu haber 148 defa okunmuştur

:

:

:

: