Zenginliğin zekatını verirseniz terörist yetişmesini engellersiniz

Ramazan ayında verilen fitre ve zekat İslam dininin direği gibidir.
Ramazan ayında verilen fitre ve zekat İslam dininin direği gibidir. Zenginin yoksulun halinden anlamasını içerir. Sosyal patlamalara karşı yaratanın bizden istediği, kimsenin yoksul olduğu için kötü yola düşmemesini sağlamayı amaçlayan önemli bir kuraldır.
Zekat İslam’ın beş şartından biriyken ve hali vakti yerinde olanlar için farz kılınmışken, fitre, zekat veremeyecek durumda olanlar içindir. Miktarı daha düşüktür. Herkes gücü oranında verir. Belaları, bin bir türlü musibeti defeder.
Peki bu kurallar olmasaydı ne olurdu. Olmasaydı yalnızlığa itilen yoksul, karnını doyurmak için her türlü suça yatkın hale gelirdi.
İslam’ın bu şartı yüzyılları boyu, sosyal patlamalara karşı toplumun sigortası olmuştur.
Dünyada da büyük devletlerin zekatları, fitreleri vardır. Nedir onlar?
Siz kalkınırken, para kazandığınız coğrafyadaki halkın iliğini kemiğini sömürmek üzere bir düzen kuramazsanız.
Bu düzeni kurmakta inat ederseniz, kurduğunuz o düzen size, terörizme varan aşırılıklara kadar geri döner.
Bu yüzden büyük devletlerin insani yardımlara gücü oranından katkı yapması beklenir.
Geçtiğimiz günlerde Küresel İnsani Yardım 2017 Raporu açıklandı. Buna göre Türkiye, en çok insani yardım yapan ikinci ülke oldu. Sadece geçen yıl 6 milyar dolarlık insani yardım yapan anavatan, 6,3 milyar dolarlık yardım yapan ABD'nin ardından ikinci ülkeydi.
Tabi hemen aklınıza Türkiye’nin büyüklüğü ile ABD’nin büyüklüğü aynı mı ki yardımları da bu kadar yakın diye düşündüğünüze eminim.
Zaten Gayrı Safi Milli Hasıla’ya oranla Türkiye “dünyadaki en cömert ülke” unvanını alıyor.
Bir başka ifadeyle dünyadaki insanı yardımın beşte biri Türkiye’den yapılıyor.
Peki yeterli mi?
Elbette değil…
UNICEF, şu anda sadece Irak’ta 5 milyondan fazla çocuğun acil insanı yardıma ihtiyaç duyduğunu açıkladı.
Suriye’yi bu hesaba hiç katmıyorum bile. Eğer Suriye’yi de katarsak 15 milyondan fazla çocuğun yardım çığlığı attığını söylemek, hiç de yanlış olmaz.
Peki dünyanın süper güçleri bu çığlığı duyuyor mu? İslami terminolojiyle, zenginliklerinin zekatını, fitresini veriyorlar mı?
Rakamlar vermediğini açıkça ortaya koyuyor. Ne yazık ki Türkiye dışında dünyanın gözü kör, kulakları sağır, vicdanları uyuşmuş…
Peki sonra ne mi oluyor?
O çocuklar her türlü aşırılıklara teşne olarak büyüyüp gelişirken, terörizmin elinde bir silah haline dönüyor.
Ortadoğu’nun neden bu kadar terör ürettiğini soran Batı’nın, başkentlerinde patlayan teröre ağlarken, bu özeleştiriyi de yapması gerekiyor.
Terörizm üreten bu iklimi dağıtacak insanı yardımlarla bölgenin kalkınması sağlansa, o çocuklar yarın öbür gün Batı’nın karşısına terörist olarak çıkar mı?
Kısacası Batı zenginliğinin zekatını, fitresini ödese, belki de bin bir türlü musibeti uzaklaştıracak. Ama insanlık ne yazık ki bunu kavrayacak olgunluktan uzak.
Sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed’in “komşusu aç yatarken tok uyuyan bizden değildir” sözüyle dünyaya yayılan o öğretiyi, yeniden hatırlamaya ihtiyaç var.
Batı’nın şunu bilmesi lazım. Dünyanın başına bela olan terörizm ancak bu öğretiyle bu topraklara kök salmaz.
Aksi halde, aç gözlülüğünüz ve sömürü düzeninizle bu topraklara ektiğiniz nefret ve kin tohumları, ülkenizi yasa boğan o kanlı saldırılara zemin hazırlamaya devam eder.
Zekat ve fitre vermek iyidir. Bin bir musibeti defeder…
Bu haber 172 defa okunmuştur

:

:

:

: