Talat- Hrisofias versus Akıncı - Anastasiadis

50 yıllık görüşmeler, ilerlemeler, duraklamalar
50 yıllık görüşmeler, ilerlemeler, duraklamalar
Rest çekmeler, masayı devirmeler, sil baştanlar
Birleşmiş Milletler bu işi zaten meslek ve sorumluluk olarak görüyor.
Bugünlerde belli olacak; Akıncı ve Anastasiadis de mi bu 50 yılın geçmiş görüşmeci başkanları olarak kayda geçecekler, yoksa yeni başlangıcın mimarları mı olacaklar!
Bakmayın siz o çokbilmiş fırsatçılara, Kıbrıs sorununa çözüm veya çözümsüzlük öyle Rumların ya da Türklerin birbirileri ile anlaşabilmeleri ile ilgili değil, düşmanlıklar ile de ilgili değil, terkedilen, kaybedilen evler ve şehirler ile de ilgili değil, yıllarca Kıbrıs Cumhuriyetini ellerinde bulundurma veya kopma ile de ilgili değil.
İşin kolay tarafına kaçanların da dediği gibi bu iş tamamı ile dış güçlerin, süper güçlerin iradesine kalmış falan da değil.
Bu düğüm giderek daha da sarpa sarıyor zaten, iç dış dinamikler sürekli değişmekte, gelişmekte, farklı yönler yaratılmakta.
Aşağıdaki yazıyı Talat-Hrisofias müzakerelerindeki havanda su dövme döneminde yazmıştım! Herkes inanılmaz ümitli, ama bir o kadar da endişeli idi! Hatta o zaman bu yazıyı ‘’BARIŞ GÖRÜŞMELERİNE ZARAR VERİCİ’’ diye yargılayanlar da çoklukta idi.
Bilmiyorum Kıbrıs görüşmelerinin 50 yıllık çıkmazını kim, nasıl çözecek.
Ama bilinen şu ki bugüne kadar kullanılan yöntemler hala sadece umut üretiyor.

‘’YOLDAŞLAR ZORDA MI? 2009’’
‘’Şu Kıbrıs’ın hali, gerçekten akıllara zarar. Serbest, liberal ekonomi zengini iki toplum, iki yoldaşa ve partilerine Kıbrıs sorununa çözüm bulsunlar diye art arda görev veriyor.
Yo öyle ekonomi ile sosyal devletçilikle, toplum refahı ilimi ile falan hiçbir yoldaşın ilgilendiği yok, e secim zamanları hariç, ama zaten o zaman herkes tozpembe, her şey
TOZPEMBE, TA OYLAR SANDIĞA DÜŞSÜN.+
Yoldaş M Ali Talat sabırla kaç senedir halefini bekliyor, niye?
Kıbrıs meselesini çözsünler diye? Öyle ya zaten aldığı oyları her şeyi Kıbrıs meselesine ve çözümüne bağlayarak aldı. Anavatanın desteğini yumuşak baslı ve uyumlu Kıbrıs meselesinde çözüme engel olmayan taraf imajını sunarak aldı, gelir seviyesi ile boğuşan sendikaların desteğini, dur Kıbrıs meselesi olsun her şey düzelir vaadiyle aldı. Avrupa ülkelerinin parantezli ilgisini, Ben bu meseleyi çözeceğim diye aldı.
Yoldaş Hrisofias aslında belki de kardeş komünist (eski) partinin cesaretinden etkilenerek ilk defa kendi partisini (AKEL) de cumhurbaşkanlığı seçimine soktu ve göreve geldi.
Nasıl bir denge sağlayıp Kıbrıslı Rumların başkanı oldu, Partisinin sevgili Kilisesini nereye, hep uyum içinde oldukları milliyetçi sağı nereye koydu? Sağ sol ve eski parayı, Annan planına hayırcıları nasıl birlikte işletti?
Ama oldu iste, o da çözümlenmiş Kıbrıs vadetti, ben yapacağım dedi ve iste başkan.
E hade, herkes hazır, herkes istekli, herkes destekçi, e çözün işte Kıbrıs Sorununu! Hade ne oldu şimdi? Niye durakladınız?
Kim ne dedi, kim çok dedi, kim sert dedi tartışmaları, konuşalım, yok susalım önerileri.
Valla zor iş, hiç öyle yoldaşların felsefe kitaplarındaki gibi değil,
ŞİMDİ PİRİNCİN AYIKLANACAK TAŞLARI BAŞLADI GÖZÜKMEYE.
İyi ama hep o taşlar değil mi idi sorun, bunlar ne eski taş ne yeni taş.
Kıbrıs meselesini komitelere mi havale ettiniz? Nasıl olsa eski ve geçerli taktik. Olmayacak işin sonu komitelerde başlar!
Hadi başkanlar, hadi yoldaşlar, dökün ceplerinizden şu taşları. Yoksa milletin kafası karışıyor?’’(2009)
NE YAZIK TAŞLAR SAKLI KALDI
Yıl 2017, hala niye bu gelmiş geçmiş başkanlar eninde sonunda havanda su dövme dönemine takılıyorlar?
Hala bunu ciddi şekilde sorgulayan, araştıran neredeyse yok gibi!
Her iki toplumdaki uzlaşma yanlıları aman zamanı değil, az kaldı çözülecek derken, fırsatçılar suçu diğer topluma atıyorlar.
Hade hayırlısı, belki İsviçre bu kez ya anlaşma getirir ya da en azından doğru yöntemleri sorgulama dönemini başlatır.
Bu haber 256 defa okunmuştur

:

:

:

: