Bu derin görüş ayrılıkları yarım asırdır var

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, konferansın sona ermesinin ardından düzenlediği basın toplantısında “Ne yazık ki bir çözüm mümkün olmamıştır ve konferans bu uzun süreli soruna bir çözüm getiremeden kapanmıştır” dedi.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, konferansın sona ermesinin ardından düzenlediği basın toplantısında “Ne yazık ki bir çözüm mümkün olmamıştır ve konferans bu uzun süreli soruna bir çözüm getiremeden kapanmıştır” dedi.
Gerekçe olarak da tarafların birden fazla konuda derin görüş ayrılıkları olduğunu belirtmiştir.
Hal böyle olunca ister istemez insan düşünüyor.
Yarım asırdır süregelen bir sorundan bahsediyoruz nihayetinde.
Ve yıllardır devam eden müzakere süreçlerinden.
Kıbrıs konusunda yüzlerce kez tekrar ettiğimiz gibi artık konuşulmayan, görüşülmeyen konu kalmamıştır.
Hoş taraflar da yıllardır çok net olarak pozisyonlarını ortaya koymaktadırlar.
Kısacası BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in bahsettiği derin görüş ayrılıkları üç aşağı beş yukarı yıllardır devam eden pozisyonlarıdır tarafların.
Yani burada bilinmeyen bir şey yok.
O halde bunlar biline biline onca yıldır neyi müzakere ediyordu taraflar?
Öyle ya, onca yıl geçmiş aradan ve bir arpa boyu yol almamışız Kıbrıs’ta.
Ha oldu, ha oluyor, ha olacak derken her seferinde yeniden başa sarıyoruz.
Çakılıyoruz olduğumuz yerde.
Peki, BM ne yapıyor iyi niyet misyonuyla?
Hiç bir şey.
BM bu noktada etkili olamıyor sürece dair.
Belli ki bundan sonra Kıbrıs’taki misyonu da büyük bir darbe almıştır bu başarısızlıkla.
Belki de yeter diyecek artık ve adadan çekilecek.
Demem o ki taraflar derin görüş ayrılıklarının giderilmesi için onca zamandır ne yaptılar?
Neyi müzakere ettiler?
Hangi konularda yakınlaştılar?
Hangi konularda derin farklılıkları oldu?
Elbette bunlar da biliniyordu.
Kısacası öyle anlaşılıyor ki taraflar İsviçre’ye her gidişlerinde çözüm odaklı bir sonuca varamayacaklarını da bilerek gidiyorlardı.
Nitekim BM Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafların birden fazla konuda derin görüş ayrılıkları olduğunu söylüyor.
Elbette bu derin görüş ayrılıkları dün başlamadı.
Yıllardır var ve çözümsüz geçen her günde biraz daha derinleşmekte.
O halde bu derin görüş ayrılıkları giderilmeden ki taraflar bunun farkındaydı, BM bunun farkındaydı, garantörler bunun farkındaydı, AB de bunun farkındaydı, o zaman neden İsviçre’ye gittiler?
İsviçre’de fark etmediler herhalde bu derin görüş ayrılıklarını!
Oraya bile bile gittiler.
Birden fazla derin görüş ayrılığı olan konularda yakınlaşma sağlamadan gittiler?
Umut tacirliği yapa yapa gittiler.
Ve en trajik olanı anlaşamayacaklarını bile bile gittiler.
Nitekim anlaşamadılar.
Konferans başarısız oldu.
Süreç bir kez daha çöktü.
Şimdi birbirlerini suçlama faslına geçecekler.
Sonuç olarak Rum tarafı bu sürecin sonunda çok büyük bir kayıpla karşı karşıya kalmayacak.
Zira Kıbrıs Cumhuriyeti ellerinin altında.
Her türlü siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetlerini uluslararası alanda sürdürecekler.
Kıbrıs Türk tarafı belirsizliğe bir adım daha atmış olacak.
Mevcut statüko ile bu süreç açmazlara yeni açmazlar ekleyecek.
Garantörler kendi aralarında her türlü siyasi ve ekonomik ilişkilerini sürdürecekler.
Belki Kıbrıs Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında ticari ve ekonomik programlar üzerinden ilişkiler geliştirilecek.
Bir de gaz konusu var tabi.
Böyle bir konjonktörde saatli bomba gibi.
Umarım öyle bir şey yaşanmaz ama bu mevzu yeni gerginlikler de doğurabilir.
Bu haber 270 defa okunmuştur

:

:

:

: