Böyle gelmiş böyle gitmez diyebiliyor muyuz?

Crans Montana çöktü.
Crans Montana çöktü.
Orada tam olarak ne yaşandığı bilinmemekle birlikte taraflar birbirlerine yönelik suçlamalara da başladı.
Bunun bir önemi var mı?
Bana göre yok.
Sonuçta süreç çöktü.
Büyük bir fırsat yitirildi.
Peki, bu ne anlama geliyor?
Kıbrıs’ta yarım asırdır devam eden bu sorun da arpa boyu kadar bile yol alınmadığını.
Ha şurada yakınlaşmıştık, burada şöyle oldu, böyle oldu.
Bunları geçelim.
Kıbrıs’ta ne Rumlar ne Türkler ne de garantörler bir çözüm istemiyorlar.
Gerisi teferruat..
Ta başından bu yana süregelen müzakere yönteminde sıkıntılar olduğu sır değildi.
Bunu Kıbrıs sorununa müdahil olan bütün taraflar da biliyordu.
Böyle bir metodoloji ile yürütülen sürecin sonuç odaklı bir yere varması da pek mümkün değildi.
Nitekim olmadı da.
Süreç bir kez daha çöktü ve rafa kaldırıldı.
Peki, şimdi ne olacak?
Bunu gerçekçi olarak ortaya koyalım.
Adanın bir yarısında uluslararası hukukun içinde yerini almış bir yapı mevcut.
Bu yapı ile uluslararası alanda her türlü siyasi, ekonomik ve sosyal ilişkiler yürütülüyor.
Tanınmış bir devlet statüsünde.
Adanın diğer yarısında ise uluslararası hukukun dışına itilmiş bir yapı söz konusu.
Uluslararası topluluğun içerisinde meşru olarak hiç bir alanda faaliyet yürütemeyen bir yapı.
Böylesi bir alanda ticari ve ekonomik ilişkiler kuramazsınız, siyasi ilişkileri yürütemezsiniz, sosyal ilişkiler içerisinde yer alamazsınız.
Kısacası uluslararası bir kimliğe sahip değilsiniz.
Ha bunları neden yazma ihtiyacı duydum.
Hani diyorlar ya olmadı yolumuza devam ederiz diye.
İşte o yolun ne olabileceğini bugünden anlamaya çalıştığım için yazma gereği duydum.
Zira burada ki mevcut yapı ile Kıbrıs’ın Kuzey’inde Türkiye’nin bir alt yönetim idari yapısından öteye gidilemiyor maalesef.
Kimse ne sizi kandırsın, ne de siz böyle bir beklenti içine girmeyin.
Çünkü bu hayal bile değildir.
KKTC’nin uluslararası tanınmışlığı söz konusu değildir, ve bu koşullarda bu asla mümkün olmayacaktır.
O zaman ne yapacağız?
Tabi ki çözüm arayışlarından vazgeçmeyeceğiz.
Ve/fakat toparlanmak zorundayız.
Kıbrıs’ın Kuzey’inde sürdürülemeyen bir yapı var.
Siyasi kimlik taşıyan erkin ülke sorunlarına çare üretecek potansiyele sahip olmadığı ortada.
Her alanda geriye doğru bir gidiş yaşanmaktadır.
Kısacası adanın Kuzey’inde bu şekilde varlığımızı sürdüremeyiz.
Değişim şart.
Reform elzem.
Bunları yapabilmek için de halk olarak nitelikli siyaseti talep etmekten başka çaremiz yoktur.
İhtiyacımız olan şey, işinin ehli kadroları devlet yönetimine taşırken, bireysel kazanımları değil toplumsal kazanımları önümüze koyabilmektir.
Bu da topyekün düşünsel bir farklılığı ortaya çıkartacaktır.
Dolayısıyla böyle gelmiş, böyle gider düşüncesi yerine böyle gelmiş böyle gitmeyecek diyebilenlerin çoğunlukta olacağı bir halk lazım bu topraklara..
Bu haber 177 defa okunmuştur

:

:

:

: