BM raporu ve dünya 5'ten büyük mü?

Artık gündem yavaş yavaş içsel konulara dönüyor.
Artık gündem yavaş yavaş içsel konulara dönüyor.
Ama Crans Montana sonrası da bir beklenti var.
Yıllardır çözülmeyen sorunda, hep aynı konuların bir çıkmaz sokak gibi hep aynı yere çıkması, farklı yöntemleri ister istemez gündeme getiriyor.
En başta BM, son konferansta neler yaşandığını, tarafsız, şeffaf bir şekilde ortaya koymalı.
Hazırlanacak rapor, tarafların sorumluluğunu ve bu sorumluluğun getirdiklerini belirgin şekilde ilan etmeli.
BM parametreleri, 5 daimi üyenin Kıbrıs'la ilgili kararları, bunlar sadece 'değişmeli' diyerek mümkün kılınabilir mi?
Keşke değiştirmek mümkün olsa, ama isteklerle, düşüncelerle, duygusallıkla, ideolojilerle bu mümkün değil.
Elbette dünya 5'ten büyüktür, bunu realiteye dönüştürmek, dünyanın adaletini, güçlü olanın haklı olmasını değiştirmek, çok da kolay değil.
BM'ye gelinen noktada önemli bir görev düşüyor.
Raporu, Kıbrıs'ın için geleceğini şekillendirme fırsatı verebilir.
Kıbrıslı Türklere yapılacak açılım veya benzeri adımlar bir motivasyon yaratabilir.
Kıbrıslı Türkler için çabanın karşılığını alma anlamı yaşanırken, Kıbrıslı Rumlar için de 'nasılsa çözüme muhtaçtırlar' yaklaşımı kazandırmaya devam etmez.
Bir süredir çözümün, çözümsüzlüğün, çöken son konferansın, içinden çıkmadığımız sorunlarla bağlantılarını yazıyorum.
Ortada bir belirsizlik görüyorum.
Birçok tartışma var.
'Kıbrıs Türk Devleti ilan edilsin, KKTC ile yola devam, müzakereler durur bir süre sonra tekrar başlar, BM parametreleri çöktü, artık B ve C seçeneklerini konuşacağız.'
Konuyla ilgili çeşitli görüşler paylaşılıyor.
Daha öncede yazdım, belirsizliğin bitmesi benim için çözümün kendisidir.
Kıbrıslı Türkler geleceği ile ilgili ortak noktayı bulmalıdır, bu kadar uzak, bu kadar ilgisiz, bu kadar yalnızlaştırılmış bir müzakere süreci içselleştirilemez.
Bir yandan hayat aynen yaşanırken, bir yandan geleceğimizi şekillendirme çabası var.
Bu çabadan uzak kalmak tam bir çelişki.
Kıbrıs sorunu ve müzakereler belki de uzunca bir süre konuşulmayacak.
Crans Montana sonrası Rum lider Anastasiades; 'BM parametrelerinde çözüm müzakere etmeye hazırım' diyor, yine şartlar dile getiriyor.
Ne kadar inandırıcı, zamanı ve enerjiyi bir süreliğine başka yönlerde kullanmak daha verimli olabilir.
Kağıt üstünde çözüm bulunamıyor.
Güven yaratıcı önlemler, toplumlar arası işbirliğini geliştirecek adımlar, çözümden önce barış için çaba gösterilmesi, siyasi önderlik yapılması, bu konulara yoğunlaşılması daha faydalı ve özellikle güven sorununa katkı olacağı düşüncesindeyim.
Ortaya bir müzakere metni çıkarılmasından çok, barışı getirmek daha önemli.
Çünkü barış, metinsel bir çözümden daha önemlidir.
Çözüm olmasa da barışmak ve bunu yaşamak birçok konunun çözülmesine de yardımcı olacak.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı istifa etsin mi?
Kime ne faydası olacak?
Akıncı seçilirken elbette çözüm istenci, söylemi, bu anlamda yürüttüğü kampanya etkili oldu.
Ama toplumsal bir tepki de var.
Bu toplumsal tepki de mevcut siyasi yapıyı tehdit ediyor.
Bu tehdit ilk seçimlerde yine kendini gösterecek.
Böyle gitmez, gitmemeli yönünde bir reaksiyon var.
Fakat önemli bir de engel var, mevcut durum herkese iyi geliyor.

Bu haber 487 defa okunmuştur

:

:

:

: