Kirliyiz biz, içimiz pis

Bir hedef daha girdi hayatımıza, bir temenni, bir amaç, beklenti.
Bir hedef daha girdi hayatımıza, bir temenni, bir amaç, beklenti.
'İçimizi temizlemek', bizim içimiz kirli mi?
İçimiz kirliyse ki temizleyelim diyerek bunu kabul ediyoruz, nasıl kirlendi içimiz, kim kirletti bizi?
Bu kendi kendimize yaptığımız çok büyük bir hakarettir.
'Sizin içiniz pis, içiniz fesat, kirlisiniz, hatta leş gibisiniz', içimizi temizleyelim demek, bunlarla eş anlamlı.
Bugünden sonra bana biri bunları söylerse alınmayacağım, bu ülkeyi, bu ülke insanını hor görenlere karşı savunmayacağım.
Çünkü bizzat biz söylüyor, hedef koyuyor, kabul ediyoruz, başkaları söyleyince değişen bir şey yok.
Bu kadar basit, bu kadar pespaye, bu kadar çaresiz.
Dünyanın bir başka yerinde, var olma, çemberden çıkma kavgası veren ve hedefini 'içini temizlemek' koyan bir başka toplum var mıdır acaba?
Yani kirli olduğumuzu, kirlendiğimizi, kirlettiğimizi kabul ediyoruz.
Kıbrıs sorunu çözümsüz, yakın zamanda çözüm yok, bizim alternatifimiz içimizi temizlemek, yok olamaz, olmamalı.
İçimizi temizlemenin yollarını bulduk, buz gibi, kaymak gibi oldu, ayaklar kirli, giriş yeri yine aynı yoldan, değişen bir şey yok.
Bir başka sorun, nerden başlanacak?
Kirletenlerle, temizleyecek olanlar aynı ise hiç başlamayalım.
Yollarda, denizlerde, sokak ortasında, evinde, kundakta hayatını kaybeden insanların, çocuklarını parti rozetine bölenleri temizleyerek mi başlasak?
Yoksa malını, mülkünü kaybeden, güneyde bırakan ama kuzeyde hala karşılığını alamayan, bu ülkeye hiçbir şey getirmeden, zengin, maldar olan, satıp-savan, 1974 zenginlerinden mi başlamak gerek?
Çok geriye gitmek elbette zor, en iyisi yakınlara gelmek, yakınlardan bir çizgi çekip, bir yerden devam etmek.
Kolaycılık ya, bu işimize daha çok gelir.
Hakkıyla, adaletli, eşit kazandırma varken, kanunları, yasaları, adama değil, adamı bunlara uyduran, anlayışlardan başlamak gerek.
İstihdamlar, kamu kaynakları, banka kredileri, arazi tahsisleri, ihaleler, bürokrat atamaları, emeklilik kıyakları, sermaye avantaları, vergi bağışları, zümresel avantajlar, bölgesel yatırımlar, popülizm kurbanı hayatlar, kesinlikle bir yerlerden başlamak gerek.
ERCAN, KTHY, ETİ, rüşvet iddiaları, ani zenginleşme, nereden buldun yasası, belki bunlar başlangıç noktaları olabilir.
Bizde alışkanlıktır, hep beklenir, önce biri başlasın, ilk adımı atsın, sınavdan ilk çıksın, ilk beğeniyi yapsın, ilk kıvılcımı birileri yaksın.
Kirliyiz biz, içimiz pis, içimiz fesat, herkes başlasın bir yerden, herkes baksın eline, koluna, yüzüne, diline ne kadar kirlenmiş diye.
Boşuna dememişler balık baştan kokar, çünkü baştır en pis, en kirli olan.
Şimdi herkes bekliyor, baştakiler atsın ilk adımı, hadi temizlik var!
Süpür evi, mopla odaları, kaldır yatakları, koltukları, dolapların üstünde, halıların altında bir şey kalmasın.
Örümcek bağlamış her yerin, kirlenmiş, çirkef olmuş, sen hala temizlikten söz ediyorsun.
Herkes memnun kirlenmekten, kimse temizliğe kendinden başlamak istemiyor.
Önce kabul edelim, bu hakareti kendimize yakıştıralım, kirliyiz biz, pis, hatta çirkef.
Bu haber 429 defa okunmuştur

:

:

:

: