Yanlış insanlar

Yanlış insanlar, mı dedim... Evet evet yanlış insanlar... Hemen şöyle dediğinizi duyar gibiyim: Kime göre?
Yanlış insanlar, mı dedim... Evet evet yanlış insanlar... Hemen şöyle dediğinizi duyar gibiyim: Kime göre?

Elbette size göre... Ancak size göre/ likte yaşınız daha küçükse, DELİ TOY sanız o zaman mutlaka görüşlerine inandığınız, kendize örnek aldığınız birine danışmalısınız, derim...

Aslında, orta yaş kuşağında bizler birbirimize danışırız. Ben kişisel olarak fikir almayı severim... ' Akıl akıldan üstündür. ' e gönülden inanırım çünkü. Aklım yatmazsa kendi bildiğimi okurum ama birilerinin görüşünün beni çoğaltacağına da inanırım.

Yanlış insanlar varsa hayatınızda onlara ' güle güle ' deme zamanı gelmişse hiç beklemeyin... Kimileri sessizce çıkıp giderken hayatımızdan, kimiler cırcır böceği misali mızırdanır.... Can sıkar...

Bu arkadaşlıkta da, her tür birliktelikte de böyledir... Herkesin bir tarzı ve tavrı vardır... Önemli olan sizin nasıl davrandığınızdır. Kararlılık böyle zamanlarda büyük önem taşır...

Elbette karar verme aşamasında mantıklı davranmayı unutmamalısınız... Enine boyuna tüm ayrıntıları gözden geçirmelisiniz. Giderken ya da kalırken kararlılık insana sonradan KEŞKEler yaşatmaz...

Kimilerinin gitmesinin iyi olduğunu, hatta çok iyi olduğunu sonraları anlarız.
Hayatımızdan yanlış insanlar çıkmadıkça, yeri boşalmadıkça başkaları, doğru insanlar gelemez ki... Hem doğru insan, bize çok iyi gelendir...

Ara sıra bahçemizde ayrık otlarını temizlemek gerekebilir...
Neşeli günler..


GÜN OLUR

giden
ne götürür ki
getirdiklerinden...

içimin üşümeleri kalır geriye
düş gezgini yüreğimde
bir de kırılmış dallarım...

bir hangi gün
bir hangi zaman
acılarıma tuz basarım
yaralarım nasır bağlar...

elbet devran döner
istemesem de
benim de tayfımda
gün olur
yeniden açar çiçekler...

Ayşe TURAL

O harika sesi İsveç'ten duymak
ANADİLİMİN BİRİCİK ANNESİ !

Bu şiirsel sesi üç yıl boyunca ortaokul yıllarımda şanslı bir öğrenci olarak sevgili Türkçe ve sınıf öğretmenim Ayşe Tural hanımefendiden çok dinledim.

Şimdi 40 küsur yıl sonra, memleketten 4 bin kilometre uzakta, o tanıdık güzel sesi tekrar duyunca; o yılların medeniyetten uzak köy kasabalarında görev yapan donanımlı, öğreten, araştırtan, sorgulatan modern, idealist Cumhuriyet öğretmenleri ile bilgiyi sünger gibi yeniliğe ve uygarlığa açık tertemiz zihnine çekip kaydeden, öğrendikçe de yeni bir şeyler daha öğrenmeye heveslenen, araştıran, sorgulayan bizim gibi o eski öğrencilerin yerinde yeller estiğini düşündüm !

Pırıl pırıl mavi gözlü anamın ak sütü gibi temiz ve leziz anadilim Türkçemde büyük emeği olan, bilgi ve görgü edinmemde, kendimi kendi kendime naçizane geliştirmemde, kendisine çok borçlu hissettiğim 'analimin biricik annesi', sevgili Türkçe öğretmenim Ayşe Tural hanımefendinin kendi sesinden 'İzmir Akşamları' şiirini onun harikulade arı ve duru türkçe sözlerine ve öğrencilerinin zihnini okşayan sesine sizin de tanıklık etmenizi arzulayarak sizlerle paylaşmak istedim.

Ne diyelim ?

Cumhuriyetin, güzelliğin ve medeniyetin kalesi İzmir ve Ayşe Tural hanımefendi birbirlerini öylesine hoş tamamlıyor ve birbirlerine öylesine yakışıyorlar ki !

Türkçe öğretmenimi dinlediğinizde, sizlerin de zihnini ve yüreğini ara sıra okşayan ya da hoplatan kimi sözlerimin ve cümlelerimin asıl kaynağını anlayacak, o dupduru, arı pınardan sizde yudumlayacaksınız.

Teşekkür ederim, sevgili Türkçe öğretmenim !

TANER YILDIZ

Tanerciğim, ne kadar şanslı bir öğretmenim ki sizin gibi öğrencilerim olmuş...


ALAMASA

ellerimi uzatıp
dokunabilsem ellerine...

sıcaklığını
parmak uçlarım duyumsasa...

bakışların
bakışlarıma çakılsa...

hiçbir şey
seni benden alamasa...

Ayşe TURAL

AŞK DANSEDİYO...
Girne limanı... Aylardan temmuz... Bir akşamüstü...

Akdeniz kocaman, masmavi bir çarşaf gibi uzanıyor, gözlerimin önünde... Ressam, akşamın bütün renklerini koymuş paletine...

Canı hangisinden isterse boyuyor denizi, gökyüzünü: morlar, pembeler, maviler; arada sırada da beyaz bir çizgiye imzasını atıveriyor...

Limandaki kafede yabancı bir çift... Bakışları çevreyi, denizi, gökyüzünü derin derin inceliyor; sonra, birbirlerinin gözlerinde gülümseyerek buluşuyor. Masanın üzerinden elleri sevgiyle uzanıyor, parmakları kenetleniyor...

I love you... Duy işte... AŞK DANSEDİYO...

(Ayşe TURAL, Adı Sevmekle Başlasın, 2011,s.15)

UMUT

Bugün akasyalar
Tepeden tırnağa umut...

Mor salkımlarsa
Ruhumun kıyısında
Deli dalgalar gibi...

Dağların doruklarından
Süzülür, iner sevdan.
Gözlerim dolar bakışlarından...

Sana
Bir daha
Bir daha aşık olurum...

Ayşe TURAL

AŞKIN BÖYLESİNİ YAŞADINIZ MI?

İncitmeden, incinmeden, büyük bir zerafetle…

Aylardan eylül... Marsilya’dayız. Nice’e doğru gidiyoruz ... Hafta sonunu orada geçireceğiz oğlum Barçın'la... Mükemmel otobanlar... Araba kayıp gidiyor... Klasik müzik çalıyor...

Derken yanımızdan son model bir motosiklet geçiyor. Sürücüsü de atletik yapılı görünen siyahlar giymiş bir genç...

Ardından kaskının altından uzun, sarı saçları fışkırmış, rüzgarda savrulan bir genç kız...
İkisinin de motosikletleri aynı...

Kavisli yolda büyük bir zerafetle yol alıyorlar... Önce birİ öne geçiyor, bir süre sonra diğerinin onu geçmesine izin veriyor... Bazen de yanyana dönüyorlar bir dönemeci... Tanrım görülmeye değer bir tablo... Hiçbir ressam böylesini çizmemiştir...

Gör işte! AŞK DANSEDİYOR...

ELLERİ VAR MIDIR SEVGİNİN

kolları var mıdır sevginin
sımsıkı kucaklar da
annem gibi sıcacık
koynunda uyutur mu beni?

elleri var mıdır sevginin
yanağımı okşar da
ağlarken için için
gözyaşımı siler mi benim?

ayakları var mıdır sevginin
hasta yatağımdan
kucaklayıp da
kaldırır mı beni?

yüreği var mıdır sevginin
gözlerime bakıp da
kırılmış kalbimi
onarır mı benim?

AYŞE TURAL ( Bu Dünya Sizin/ 2012- s, 45)

İNSAN HAYATI OYUNLARLA ÖĞRENİYOR...

Ne tuhaf... Aklıma gençliğimizde oynadığımız kibrit çöpü oyunu geldi...
Hatırlar mısınız?

Masanın üzerine bir kutu kibrit dökülür. Sıra ile diğerlerini kımıldatmadan birini çekersiniz. Kımıldatan yanar, sıra karşı oyuncuya geçer. Her kurtardığınız çöp sizin sayınızdır...

Orada yakaladığınız ya da yakalayamadığınız ODAKLANMA neredeyse tüm hayatınız boyunca sürer...

Siz neler öğrendiniz bakalım?

ÇOCUK - SEVDA

basma perdelerde kaldı çocukluğum
çocuk sevdalarımsa
güllerinde...

karanfiller dizili pencereler
guguk kuşunun kanadında
umutlar...

gülümseyişlerim
güneş saklı bulutların arkasında
yağsam mı yağmasam mı
diyen damlalarda...

şimdi düşüverecekler kirpiklerimden
masalımsı yazsonu düşlerim
bir de
taşıyamadığım yeni yetme sevdalar...

Ayşe TURAL

YAŞAM YELPAZEMİZ

Hepimizin yaşam yelpazesi, tıpkı bir ressamın paletindeki gibi bir sürü renk, ton ve ebrulilerle doludur...

Ne var ki, zaman zaman o palette karalar, griler ve hatta kan kırmızılar da olur...

Onlar acılarımız, hayal kırıklıklarımız, korkularımız, kayıplarımızdır...

İşte bu noktada, tam da bu noktada, güçlü olmalı insan...

Yaşama sevincimizi diri tutmalıyız... Paniklememeyi, kaçmamayı, mücadele etmeyi bilmeliyiz...

Küçük sevinçlere tutunmayı bilmeli, içimize akıttığımız gözyaşlarımızı elimizin tersiyle silebilmeliyiz...

Sonra mı?
Hayata ışıl ışıl gözlerle bakıp kocaman gülümsemeliyiz...


Bu haber 173 defa okunmuştur

:

:

:

: