Turizm şehri mi Suç şehri mi?

Girne Ağır Ceza Mahkemesi dün 2016-2017 Adli Yılı’nın son oturumunu yaparken, savcı çok çarpıcı bilgiler verdi.
Girne Ağır Ceza Mahkemesi dün 2016-2017 Adli Yılı’nın son oturumunu yaparken, savcı çok çarpıcı bilgiler verdi. Bugün Suna Erden’in kaleminden manşette okuyacağınız habere ilişkin hepimizin durup biraz düşünmemiz gerek.
Soru şu: Biz nasıl böyle bir suç şehri haline geldik?
Sorunun cevabından önce savcının adli yılın kapanışında aktardığı bilgilere kulak verelim. Kıdemli Erdinç Akyener, ülkede daha önce görülmemiş, duyulmamış suç türlerinin görülmeye başlandığını vurguluyor. Buraya dikkat… Bunlar öyle suçlar ki, hayatı suçla suçluyla geçen bir savcıyı bile şaşırtıyor.
Uyuşturucu suçlarının çok büyük rakamlara ulaştığının da altını çizen Akyener, kişiye karşı işlenen suçlardaki ciddi artışa dikkat çekiyor. “Tecavüzkâr alet taşıma”, “Silah kullanma” suçlarının yaygınlaştığını belirtiyor.
Savcının sözünü ettiği zehir ticareti, bizim gibi üniversite adası, eğitim adası olma iddiasındaki bir ülke için büyük tehlikedir.
Adli yılın kapanışında Girne’nin suç dosyasına ilişkin bilgi veren Polis Müdürü Ali Adalıer’in anlattıkları da Savcı Akyener’in söyledikleriyle aynı paraleldeydi.
1 Ocak- 3 Ağustos tarihlerini kapsayan son 8 aylık dönemdeki acı bilançoyu aktaran Adalıer, sadece bu dönemde 3 bin 255 trafik suçu işlendiğini, 574 trafik kazası meydana geldiğini açıkladı. Bu kazalarda toplam 9 kişinin hayatını kaybettiğini de bu acı bilançoya hemen ekleyelim.
Yine aynı tarihler arasında Girne’de 600 kişi hakkında tutuklama emri çıkarıldığı, 545 kişinin tutuklandığı da bir diğer önemli veri.
Şimdi bu verileri alt alta koyduğumuz zaman bize “Turizm şehri” unvanı mı, yoksa “Suç şehri” unvanı mı yakışıyor, cevap verelim…
Cevap hepimizin içini acıtıyor ama gerçek acıdır. Önemli olan bu gerçek ışığında şapkamızı önümüze alıp düşünmemizdir…
Nasıl bu hale geldiğimizin ortaya çıkarılmasıdır.
Her önüne gelenin adeta suç işlemek için bu adaya gelmesini kabul edemeyiz. Kimliği gösterip elini kolunu sallayarak buraya gelen sabıkalı suç makinelerini adaya kabul etmemek, ayrımcılık değildir.
Dünyada her ülke sınırlarından kim içeri giriyor, bunu kontrol etmekle mükelleftir. Bu acı tabloda emeği geçen, başta bu ülkeyi yönetenler olmak üzere herkesin şunu düşünmesinde fayda var.
Çok değil 15-20 yıl öncesine kadar, “kapımız açık uyurduk” diye övünülen bir ülkenin bu noktaya gelmesinde yönetim eksikliğinin büyük payı vardır.
Çocuklarımıza, gelecek kuşaklara yeniden evlerimizin kapılarını açık bırakacak kadar güvenli bir ülke bırakmak için en çok da bu ülkeyi yönetme iddiasında olan siyasilere önemli görevler düşüyor.
Bu haber 183 defa okunmuştur

:

:

:

: