İki ayrı devlet öngörüsü üzerine

Akan zamanın birleşmeye doğru gitmediğini söyledi Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı. Yıllardır yaşanan gelişmeleri önüme koyduğum zaman bu ifadelere ben de katılıyorum.
Akan zamanın birleşmeye doğru gitmediğini söyledi Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı.
Yıllardır yaşanan gelişmeleri önüme koyduğum zaman bu ifadelere ben de katılıyorum.
Zira çözüm derken yıllar içinde bu ayrılığın kalıcılaştığını gözlemliyorum.
Ve şöyle devam ediyor Sayın Akıncı;
“Uzlaştığımız nokta şu. 2 şeyi Kıbrıs Türkü ve örgütleri istememektedir. Bunlardan bir tanesi Kıbrıs Rum tarafının üniter bir devletine azınlık olmayı asla kabul etmemektedir.
Bunun yanında Türkiye’nin bir vilayeti olmayı da istememektedir.”
Akıncı’nın bu tespitlerine de katılmamak mümkün değil elbette.
Ne Rum tarafının üniter bir devletine azınlık olmayı, ne de Türkiye’nin bir vilayeti gibi muamele görmeyi çoğunluk reddediyor…
Ve devam edelim Sayın Akıncı’nın ifadelerine.
“Türkiye’nin yeni bir vilayete de zaten ihtiyacı yok değerli kardeşlerim.
Geriye ne kalıyor?
Geriye kalan çok açık ve nettir.
Ya siyaseten tek çatı altında buluşacağız,
Ya da bunu istemiyorlarsa Annan Planı’nda yaptıkları gibi, CransMontana’da yaptıkları gibi bunu istemediklerini artık içselleştirmişlerse, bize başka bir yol kalmıyor.
O zaman yanyana iki ayrı devlet kökleşerek yoluna devam edecek.
Bunun başka bir yolunu ben göremiyorum. Bu konuda Rumların yüzleşme zamanları gelmiştir.”
Yani aslında ne diyor Sayın Akıncı?
Ya tek çatı altında yek Kıbrıs olacağız.
Ya da biz Kuzey Kıbrıs’ta ayrı bir devletin devamını sağlayacağız.
Üstelik Avrupa’nın da rızasıyla, Avrupa çatısı altında iki devlet.
Burada oldukça iddialı cümleler sarf etmiş Sayın Akıncı.
Avrupa Çatısı altında diye bir model var mı?
Yok.
Lakin bu ifadelerle AB'ye sormuşlar ve onlar da bizi tanımayı kabul etmişler gibi bir durum var.
Oysa böyle bir şey yok.
Peki bu ne kadar mümkün olacak?
Böyle bir ihtimal var mı?
Eğer varsa böyle bir olasılık,bu olasılığı Kuzey Kıbrıs’ta büyük bir çoğunluk destekler.
Lakin eğer bu bir umutsa her zaman topluma enjekte edilen, işte o zaman bu umut yine sosyal bir yıkımı beraberinde getirir.
Ki umarım öyle değildir.
Sayın Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçilirken kullandığı en büyük argümanı neydi?
“ÇÖZÜM”..
Bunun üzerinden yürüttüğü propaganda çalışmaları da sonuç verdi.
Sayın Akıncı Cumhurbaşkanı oldu.
Cumhurbaşkanı olduğu daha ilk günlerde Kıbrıs’ta bir çözümün aylar içerisinde gerçekleşebileceği öngörüsünü ortaya attı.
Bu süreç ay, ay aynı öngörüyle sürüp gitti.
Hatta aylar tabiri 2 ay içerisinde çözümün mümkün olabileceği söylemine dönüştü.
Beklentiler yükseltildi.
Sonuç?
Süreç çöktü.
Bu süre zarfında Sayın Akıncı ve çalışma arkadaşlarının büyük bir efor sarf ettikleri şüphe kaldırmaz bir gerçek.
Çok büyük bir gayret gösterdikleri de çok açık.
Hatta hiç bu kadar çözüme yakın olmadığımız da bir gerçek.
Lakin bu süreç çöktü.
Adaya siyasi çözüm gelmedi.
Şimdi ise iki ayrı devletten söz ediyor Sayın Cumhurbaşkanı..
Kısacası çözümün hemen mümkün olabileceğini savunan bir liderin şimdi geldiğimiz günde iki ayrı devlet telaffuzunun altını doldurmasını beklemek de toplumun en doğal hakkıdır diye düşünüyorum.
O halde Sayın Akıncı’nın iki ayrı devlet öngörüsünün altının nasıl ve ne şekilde dolduracağını da anlatması gerekecek..
Bu haber 199 defa okunmuştur

:

:

:

: