Gerçeği de var sahtesi de

Eski gelenek ve kültürümüzde altın mutlaka edinilmesi gereken biriktikçe bir servet belirtisi olandır.
Eski gelenek ve kültürümüzde altın mutlaka edinilmesi gereken biriktikçe bir servet belirtisi olandır. Kişilerin kollarında, boyunlarında, ve parmaklarında makam sahibi olan altın bir nevi sergilenme durumu ile diğer sevenlerine itici güç oluyor.Kıbrısta annem zamanındaki kadınların kolunda en az altı adet ray bilezik olandı...Burma bilezikler ise ayrı misafirlik günlerinde bilekte pırıl pırıl azametiyle duruyordu... Altın küpelerde ise halka yerine daha çok özellikle köylerimizde tercih, uçlarında altın lira ,urup altın veya çeyrek altın dediğimiz salkım küpeler modaydı... Şimdilerde yeni doğan bebeğe erkekse mavi kurdeleli kız ise kırmızı kurdeleli küçücük çengelli iğneler ile takılan bu çeyrek altınlar düğünlerde gelinin beyaz gelinliğine zarar verilmemesi açısından gelinde beyaz erkekte kırmızı kurdele üzerine takılan altın liralar olmakta... Kuyumcuda bizim tabirimizle bozdurulduğu zaman alınan fiyatı ile eş değerde bir paraya tekabül edilerek yeni doğana gelecek, evlenen çifte ise yardım özelliği taşıyan parasal değer oluyor... Tabi tek taş yüzükler, yedi taş yüzükler ,altın halka, elmas yüzük ve küpeler, pantantif elmas veya değerli taşlar taşıyan kolyeler ve takımın küpeleri yeni geline takılan değerli takılar arasındaydı... Bu gibi takıları günümüzde gelinlere takan aile bireyleri vardır ancak kullananı az diyeceğiz... Gençlik imitasyon takılara daha hevesli, bizler dahi takılarımızda tercih eden oluyorsak bir sebebi mutlaka vardır. Bu sebeplerin başında ise kullandıktan sonra yine güvenlikli bir yere koyma mecburiyeti olsa gerek... Böylelikle kullanılmayan değerli mücevherler de birçok ailenin yastık altındaki “Kara gün akçesi” olarak ayrılan altınlar olurken yaşlılar da farklı bir yaklaşımla “Kefen parası” olarak saklanıyor...“Yastık altı” faktörü büyümesi ise ekonomide güçlük yaratan oluyor... Türkiye'de hayli eski bir geçmişe sahip olan cumhuriyet altını takılarda kağıt paranın yerini almıştır...İlk Cumhuriyet altını Ekim 1925 de basılırken 'Cumhuriyet'in kurulmasına mahsus meskük (damgalanmış, akçe haline getirilmiş) olarak ilk defa Ekim 1925'de Darphane'nin Topkapı'daki binasında, Maliye Vekili Mustafa Abdülhalik Renda, milletvekilleri ve askeri yetkililerin katılımıyla düzenlenen törende basılmıştı. İlk basılan Cumhuriyet altını Atatürk'e sunulmak üzere Maliye Vekili Abdülhalik Bey'e verilmişti.Meskük 5 liralık altının ön yüzünde Arap alfabesiyle ''Türkiye Cumhuriyeti 1341'', arka yüzünde ise ''Ankara 23 Nisan 1336'' yazısı bulunuyordu. 22 ayar meskük altının ağırlığı 36,8 gramdı. İlk ziynet 5 liralık altın ise 1927'de basılmıştı. İlk Atatürk resimli meskükler 1944'e, ilk Atatürk resimli ziynetler ise 1938'e ait. Cumhuriyet altını bugünkü standardına 1951 yılında kavuştu.Cumhuriyet altınları, ziynet ve meskük olmak üzere 2 türde, 10 ayrı çeşit olarak üretiliyor. Meskük altın, üzerinde Atatürk kabartması olduğu için Ata Lira olarak anılırken, inceltilmiş şekilde basılan ziynet altın ise genelde takı olarak alınıyor.' diye ulaştığım bilgiler şahsen şimdiye kadar bakmadığım bir konudaki açılım oldu... Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde Türk Mukavemet Teşkilatının 50. Yıl altınlarından torunlarıma birer adet hatıra diye alanlardanım KKTC için bastırılan anı altınları ise halen kuyumcularda bulunmamaktadır... Eskilerin, tabiri ile tank bilezikler üzerindeki altın zincir üzerinde İsmet İnönü resmî basılı çeyrek altın, babamın anneme, annemin ise bana, düğünde taktığı takı olarak ehemmiyetini koruyan konumdadır... Yıllar öncesi çekirdek altın zincirler kişilerin boynunda var olurken en çok da iki metre olanı dikkat çeken oldu. 'Bendo' ise halat denen altın zinciri ile çoğu Kıbrıslı Kadının mücevherat kesesinde olandır... Takılıp takılmamasının önemi yoktur, ancak benim de var diyenin manevi duygularındaki zenginlik olarak kendini gösterendir...Günün söz mü? Şems'den olsun diyelim...' Altın olsam değerimi herkes bilir.Ben basit bir Demir Olayım.Değerimi sadece Anlayan bilsin.'

Bu haber 562 defa okunmuştur

:

:

:

: