Gülümseyin…

Her gün, her saat, her dakika, solunan her an…
Her gün, her saat, her dakika, solunan her an…
Yaşamın kalbi atıyor demektir…
Onun tik taklarını duyuyorsanız, korkmayın ve hayata gülümseyin…

NE GÜZEL…
Yaşamın akışına izin verin... Sizi sarsın sarmalasın... Güzel şeyler getirin aklınıza... Neşeli şeyler... Sevgileri davet edin dünyanıza... Yaşamın ışıkları yıkasın yüreğinizi...
GÜNÜNÜZ ÇOK GÜZEL OLSUN...

İSTER MİSİN?

zamanın çemberini
gel
birlikte çevirelim...
hayatın patikalarında
el ele kaybolalım...

sonra bir köşe başında
yeniden bulup birbirimizi

sıkıca sarılalım
ister misin?

Ayşe TURAL

İÇİMiZDEKİ YER

Sanki hepimiz, içimizde bir başkası için ayrılmış bir yerle doğuyoruz... Ne ilginç değil mi?

Ansızın hayatımıza birisi girer... Onun sahip olduğu bir şey, belki gülüşü, belki ses tonu, belki kokusu, belki zekası, belki hayata bakış açısı, belki aldırmazlığı, belki dokunuşu...

Her ne ise, işte o, bizi kendine çeker...
İşte o an, içimizdeki boşluğun dolduğunu hissederiz... Duyduğumuz o eksiklik duygusu tamamlanır gibi olur...

Güzel sabahlara uyanmanız dileğiyle....

EVET'LE HAYIR ARASI

Bir kuş uçuyor
bir kanadı ak
öteki kara...

bir kedi
sürtünüyor eteklerime
bir gözü mavi
öteki yeşil...

sana bakıyorum
yüreğim
evetle hayır arası...

Ayşe TURAL

İNTERNET BELASI

Bankadayım... Sıramı bekliyorum. Arabamın arkasında bir araba duruyor. Beyefendi telaşla içeri giriyor.

İşim çabuk bitiyor. Dışarı çıkarken ' Siyah araba kimin, çekebilir misiniz?' diyorum. Beyaz gömlekli bey, ' Hanım arabada, çeker' diyor.

Arabama binip klaksona basıyorum. Hanım duymuyor bile... Bir daha... Bankadaki eşi duyuyor, kadın internet aleminde kaybolmuş....

Eşi fırlıyor dışarı:
- Ayşe! diye sesleniyor...
Duyan kim?
Beyefendi pürhiddet, arabaya giderken bana dönerek:
- Şu internet belası yok mu?
diyor ve söylenerek arabaya yürüyor....

Camı tıklatıyor....
Kadında bir öfke ' Ne var, ne bağırıyorsun? ' diye çıkışıyor kocasına...

Adam tekrar bankaya giriyor. Kadın önce yazısını tamamlıyor, telefonu dikkatlice koltuğa bırakıyor, bana öfkeli bir bakış fırlatıyor...

Bir karış suratla direksiyona geçiyor.... Yerleşiyor....

Arabayı hareket ettiremeden öfkeli koca yetişiyor.... Kapıyı açıyor....

Kadın iniyor, hiç keyfini bozmadan... Yerine geçiyor....
Beyefendi elini kolunu sallaya sallaya konuşarak arabayı sürüyor...

Ben de tüm olanları gülümseyerek izliyorum....

Gerçekten internet OCAK söndürür...

UMUTLARIN ÖTESİNDE BELKİ

Umutların ötesinden
Uzak iklimlerin yabanıllığını
Koy avuçlarıma...
Belki
Sevdanı taşıyabilirsin
Tükenmeden
Yüreğime...

Evrenin şemsiyesini aç
Durdur durdurabilirsen zamanı
Ben
Sevda türkülerinin en güzellerini
Bilirim....
Susmadan yüreğim
Elini çabuk tut
Belki söyletebilirsin....

Ellerim
Isınır mı
Küllenmiş ateşinde sevginin
Yap-boz oyunlarının
Yenilgisini yaşarken içimizde
İki yarımı
Bir bütün eyler miyiz seninle?

Kırık yalnızlıkların
Ötesinde kalmalı umutsuzluk
Prangala gülmezliklerini
Sırtını dön aymazlıklara...

Bir güz ikindisi
Yaşamalı ömrümüz
Solan bahçelerinde zamanın...

Kırık sazdan nihavende
Geçerken gönül
Aşkın gülleri açmalı
Dudaklarımızda..

Med-cezirlere hasret
'Günaydın' ların olmalı
Eksiksiz dolunay gecelerinden...

Ben, sen miyim?
Yoksa biz mi oluverdik bilmeden...
Gözlerini istesem verir misin sahi?
Bitmek tükenmek bilmeyen
Kara gecelerden ürkerim
Anla...

Sıkıcı yağmurlara gelemem
Duygularımı arındıran
Ebemkuşağım ol...

Sonsuzluğa uzansın diye
Mutluluğumuz...
Baharlar açsın yüreklerde
Dingin
Esrik
Sevdalı....

Ayşe TURAL

İKİ KİŞİLİK AŞKI TEK BAŞINA YAŞAMAK...

Zorun zorudur böylesi... Tek taraflı aşk yani... Sen seviyorsun diye, karşındakinin seni zorla sevmesini bekleyemezsin elbette...

Nazım Hikmet, ' Tahir ile Zühre' şiirinin bir dizesinde
' Sen elmayı seviyorsun diye, elmanın da seni sevmesi şart mı? ' diye sorar...

Tek taraflı sevenlerin, sevgilerinin sorumluluğunu almayı bilmesi gerekir...

En azından böyle bir duyguyu tanıma fırsatı buldukları için mutlu olmalılar...

İmkansız aşklar can yakar, yürek acıtır... Söyleyebilirseniz söylersiniz, olmazsa yavaş yavaş unutmayı denersiniz...
Dünyanın sonu değil ya!

İşi aşırı duygusallığa dökmenin anlamı yoktur... Karşınızdakini de suçlamadan duygularınızı gözden geçirin.

Sonrası mı? Bakışlarınızı başka tarafa çevirin...

Mutlaka sevginize karşılık verecek birini bulursunuz...

Sevgi ve aşkla kalın...

BİTİŞ

su
taşı bitiriyor
güneş suyu...

zaman
güneşi bitiriyor
aşk zamanı...

söz
aşkı bitiriyor
ben sözü...

Ayşe TURAL

BİR KADIN, BİR ADAM VE AŞK

Mevsim sonbahar... Lefkoşa Kumsal Parkı...

Ağaçların yaprakları sarıya, kızıla ve kahverengiye dönerken sararmış yaprakları hafif rüzgarla oraya buraya savruluyor. Kocaman leylak ağacı da sonbahara boyun eğmiş. Esen rüzgara bırakmış dallarını... Veda ediyor kurumuş çiçeklerine...

Altındaki boyaları yer yer dökülmüş sarı bir bank... Yüzlerinde yetmişli yaşların çizgileri bulunan bir çift... Belleri hafifçe bükülmüş... Adam gazete okuyor yüksek sesle... Yoruma gelince, gözlüklerinin üstünden bakıyor kadına... Yavaşça gülüşüyorlar...

Kadın üşümüş gibi sarıyor kollarını... Adam gazeteyi bırakıp yanında duran şalı sarıyor elli yıllık yol arkadaşına... Sarılıyor... Anla artık!
AŞK DANSEDİYOR...

UMUTLARIM

Benim umutlarım
Dünlerden
Yarınlara uzanır...

Güneşlerim
Gecelerime doğar...

Bekleyişlerim sonsuz da olsa
Sarılırım tek umuda...

Doğurgandır sevgilerim
Üretkendir duygularım...

Verdikçe çoğalıyorlar
Aldıkça renkleniyorlar
Gökkuşakları gibi....

Ayşe TURAL

BİLİNÇLİ TÜKETİCİ OLMAK...

Yaşam kalitenizi elinizde tutmanın bence ilk şartı ne yiyip içtiğinize dikkat etmek... Gülümsediğinizi görür gibiyim....

İlahi Ayşe Hanım, bu çağda, bu ortamda, millet daha çok ve kolay kazanmanın peşindeyken siz ne demek istiyorsunuz?

Pazarlar organik diye satılan ama araştırıldığında % 80 inin inorganik olduğu bilinen yiyeceklerle dolu...Hem de çok yüksek fiyatlarla satılıyor ve alıcı buluyor...

Zaten siz tarlanızı, bahçenizi doğal yapmaya çalışsanız da GDO lu yan tarladan ya da bahçeden size de geçtiğini bugün ilkokul çocukları bile öğrendi...

Neyse konumuza dönelim. Ben kolay kolay alıştığım ürün ve markadan vazgeçmem. Denemişimdir, damağım alışmıştır vs.

Bir gün yıllardır aldığım yufkaların eskisi gibi olmadığını, düzgün yufkaların arasına parçalanmış olanların saklandığını görüp poşet üstünde yazılı numarayı arayıp yetkiliye bildirmiştim.

Teşekkür edildi, hatta benzer bir durumda aramamı istedikleri numara ve isim bile verildi...

Belli ki ilgilenildi. Üç gün sonra markete gelen yufka eskisi gibi, aynı kalitedeydi...

Ben doğru yapılan işleri de takdir eden bir tüketiciyim. Bir yoğurt markası tam damak zevkime göre...

Börek hazırlarken, üşenmedim /bana göre bilmek haklarıydı/ telefonla arayıp kaliteli yoğurt sundukları için teşekkür ettim. Kalitelerini bozmamalarını rica ettim...

Ben üretici olsam böyle tüketiciler isterdim. Yoksa şu marka çok berbattı diye arkadan konuşulmasından hoşlanmazdım...

Bunların vatandaşlık görevim olduğunu düşünenlerdenim ben...

Ayşe TURAL

BU GECE

Bu gece
Dolunaya söz verdim
Seni düşüneceğim...

Gözlerimi kapatıp
Gülümseyişini göreceğim
Gece meltemi yardım ederse
Kokunu damıtıp
İçime çekeceğim....

Bu gece
Seni düşüneceğim...

Ne kadar uzakta olursan ol
Sevgimi avuçlarıma alıp
Yıldızlara üfleyeceğim...

Gecenin rengine sarınıp
Kucağındır diyerek
Düşlere dalacağım....

Ayşe TURAL

CANINIZ SIKILINCA...

Bugün öyle misiniz?

Evinizin bir köşesini gözünüze kestirin önce... Ardından hayal gücünüzü çalıştırın...

Bir koltuk seçin... Rahat olsun... Bir küçük sehpa ya da masa koyun. Çiçekli bir örtü serin üstüne...

Birkaç saksı yerleştirin yanlarına...
Sevdiğiniz kitaplardan birkaç tane görebileceğiniz yere serpiştirin...

Aslında balkonunuzun bir köşesi de işinize yarar... Askılıklı saksılara rengarenk çiçekler 🌺 🌺 ekiverin...
İçiniz açılsın...

Radyoda ya da tv. de hafif bir müzik bulun... Gözlerinizi kapatıp ruhunuzu dinleyin... Hayata gülümseyin...

Her gün köşenize bir şey katın... Kokulu sabunlar, minik sevimli biblolar, hatta yeşilli morlu pembeli mumlar...

Dergiler alın arasıra...
Bahçe, ev dergileri...

Hayatın keyfini çıkarın...

ÇOCUKLUK

Anısına
Kirpiklerim buluşuyor
Bir dere
Masmavi bir gök
Tek bir bulut bile yok...

Necatigil'in dediği gibi
'Toprakta bir telaş bir telaş
Karıncalar öteden beri dostum...'

Sudaki böceğe bir dal uzatıyorum
Kurtuluyor...
Seviniyorum...
Başımı kaldırınca
Güneş gözbebeklerimde...

Mantuka toplayan çocuklar
Uzakta çingene çadırları
Yine düğünleri var
'Çingene çit çit, arkası bit bit! ...'
Diyen afacan...

Elime batan dikenin acısı
Gözlerimde nisan yağmurları...
Gün batarken
Mercimek dalı boy atıyor
Yürek vurdukça...

Bu haber 55 defa okunmuştur

:

:

:

: