Politikasızlık narenciye üretimini de bitiriyor

Neredeyse her evin bahçesinde bulunacak kadar yaygın olan limon ağacının bugün altın değeri hükmünde olacağını 30 yıl önce söyleselerdi belki de gülüp geçecektik.
Neredeyse her evin bahçesinde bulunacak kadar yaygın olan limon ağacının bugün altın değeri hükmünde olacağını 30 yıl önce söyleselerdi belki de gülüp geçecektik.
Fakat bugün bu gerçekleşti.
Yıl 2017 ve limon altın değerine geldi.
Tabi ki bunun bir çok nedenleri var.
Lakin ilk sırada olan politikasızlık.
Tarım sektöründeki plansızlık.
Malum yıklardır naranciye üreticisi sorunlarla uğraşıyor.
Narenciyeciler sürekli olarak; “İhracat teşvik primlerini geç almakla” veya “ürün bedellerini geç ödenmekle” gündeme geliyor.
Haliyle bu durum sektörü olumsuz etkiliyor.
Üreticiler, su, mazot, elektrik, gübre gibi girdi maliyetlerinin arttığından yakınıyor.
Tarım sektörüne verilen “Doğrudan Gelir Desteği”nin giderlerin karşılanmasında yetersiz kaldığını belirten üreticiler, bu desteğin zamanında ödenmemesi nedeniyle sıkıntıya giriyorlar.
Üreticiler, yıllardır bu sektörde faaliyet gösteren Cypfruvex’in, tüccar ve üretici arasındaki hassas dengeyi koruyamadığını iddia ediyor.
Cypfruvex’in konsantre için aldığı ürünün ödemesini zamanında yapmamasının üreticiyi zora soktuğunu belirten narenciyeciler, ülkede gerçek anlamda bir tarım politikası oluşturulması gerektiğine dikkat çekiyorlar.
Sektör temsilcileri, “narenciyenin bir ülke sorunu olması”, gerektiğini belirtiyorlar ama bu konuda arzu edilen ilgiyi göremediğinden yakınıyorlar.
1990’lı yılların başında, Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) kararı ile narenciyenin darbe almaya başladığını söyleyen sektör temsilcileri, bunun sektöre önemli bir darbe vurduğunu ama daha sonra da tedbirler almak için çaba sarf edilmediğinden yakınıyorlar.
İç piyasadaki narenciye tüketimini artırmak için projeler üreten narenciyeciler, bu konuda da hükümetlerden gerekli desteği görememekten dolayı çaresiz kalıyorlar.
Genel olarak narenciye ihracatının yüzde 60’nın Türkiye’ye, yüzde 40’ının ise üçüncü dünya ülkelerine yapıldığını belirten üreticiler, dünya ülkelerindeki narenciye üretiminde fazlalılığın da ülkemizi etkilediğini belirtiyorlar.
Tabii ki narenciye ağaçlarının yaşlanması da önemli bir sorun. Bazı ağaçların çok yaşlı ve iktisadi ömrünü tamamlamış olması da verimi etkilediği biliniyor.. Bunun için başlatılmış olan aşılama yöntemi ile gençleştirme işleminin tüm yaşlı bahçelere uygulanmasının elzem olduğunu söylüyorlar.
Ayrıca üreticiler bölgede büyük bir sorun olan tuzlanmanın giderilmesi için Türkiye’den gelen suyun süratle bölgeye intikalinin, hayati öneme haiz olduğunu belirtiyorlar.
Düşünün ki bir naranciye ülkesinde yaşıyoruz.
Ve böylesi bir coğrafyada limon 12 TL olsun, üstelik de sıktığınızda suyu bile çıkmasın.
Hatırlayacaksınız, bir dönem Arjantin’den bile limon ithal etmiştik.
Bugün ise geldiğimiz günde yurttaşlar adeta isyan ediyor.
Böylesi bir narenciye ülkesinde halk 12 TL verip limon satın almak durumunda Bütün bunlardan sonra gerçek anlamda bir narenciye ülkesi miyiz? Sorusu sorulmalı artık.
Zira bu ciddi anlamda tartışılacak bir konudur.
Naranciye sektörü yıllardır kendi kaderine terk edilmiş bie sektördür.
Hatta bu kadar ihmal edilmiş bir sektör olmasına rağmen iyi bile üretim yapabiliyor diyebiliriz.
Bunun tek nedeni de naranciye üreticilerinin kendi çabalarıyla uğraşıp didinip, kendinden ödün vererek sektörü ayakta tutmaya çalışıyor olmalarıdır.
Bugün limonun 12 TL olmasına bozuluyoruz ama asıl mesele sektörün içinde bulunduğu sıkıntılarla ilişiklidir.
Dolayısıyla bu sıkıntılar yönetenler tarafından görülmedikçe ve üreticiyi kaderiyle baş başa bıraktıkça bu ülkede üretilen daha birçok ürünü ithal etmek ve çok pahalı yemek zorunda kalacağımız aşikardır.


Bu haber 145 defa okunmuştur

:

:

:

: