Müstahak iki gözüm

Kısa bir ara verdim, biraz tatil yaptım.
Kısa bir ara verdim, biraz tatil yaptım.
Dinlendim, kendime, aileme zaman ayırdım.
İnsan bunu mutlaka yapmalı, hayat ara vermeksizin devam ediyor, durmak, dinginleşmek, hayata uymamak, biraz başıboş kalmak iyidir.
Elbette iki haftalık arada gündemle ilgilendim, mümkün olduğunca takip ettim.
Ne üzücü ki sığ tartışmalar, gereksiz, boş, sadece zaman kaybı olan olaylar ve tartışmalardan toplumsal kazanca gidemiyoruz.
İlla bölecekler, ayıracaklar, siyasi menfaat sağlamaya çalışacaklar.
Hepsine bakınca akıldan geçen şu;
Biz bunları hak edecek ne yaptık?
İşte kritik soru bu, ne yaptık?
Sen, ben, o, biz, bizler, yanlış nerede?
Yakınmalar, suçlamalar, hep bir arayış.
Gabahatın büyüğü sende iki gözüm.
Dünyanın başka yerlerinde savaş yaşanmadı mı, yaşandı.
Yıllar içinde ayağa kalkmadı mı halklar, ülkeler, devletler, tecrübe ile birlik beraberlikle yücelmediler mi, yüceldiler.
Ne ara vazgeçtin kendinden, bu ülkede hoşgörü, sanat, sanatçı, menfaatsiz bir merhaba, içten bir günaydın bırakmadılar.
Sorguluyorlar milliliğini, dinini, dilini, şiveni, hoşgörünü, sesin çıktı mı, yok.
Baksana, sokaklara, yollara, dağ, taş, denizlere, hangisi senin, boşalttın, bıraktın, kaçtın, hangisine sahip çıktın, çıkmaya çalışanların yanında oldun mu?
'Bana dokunmayan yılan bin yaşasın, her koyun kendi bacağından asılır, gemisini kurtaran kaptan', yaşam yansıması böyle olan bir coğrafya olur mu, olursa böyle olur.
Müstahak iki gözüm müstahak.

Kamu kaynaklarını eşine dostuna, çocuğuna, yakınına, babasına, ablasına kullanmanın normal sayıldığı bir ülke burası.
Üstelik herkes memnun, artık her şey göz önünde, çekinmeden yapılıyor.
Arsalar, tarlalar, krediler, tüyü bitmemiş yetimlerin hakkı veriliyor, senden çıt yok.
Makamını seviyorlar bu ülkenin, maaşını, torpilini, partizanlığını.
En kötüsü utanmıyorlar artık, yüzler kızarmıyor, o makamın ömür boyu avantajı yetiyor.
Nasılsa unutulur, kimin umurunda.
Korkaklık mı bu, hayır, korkaklık değil, sıraya girme, susma.
Ne ara böyle olduk, oysa paylaşmaktı, sarılmaktı, sevmekti, saygıydı bağlanma varlığı.
Görmedin mi, duymadın mı, bilmedin mi, bal gibi bildin.
Şimdi gözünü, kulağını iyi aç, suçun büyüğü sende iki gözüm.
Bugün şikâyet ettiğimiz her ne varsa, bir ortağı da biziz, suç varsa, suçlu da var, beraberiz, suç ortağıyız.
Yıllarca sadece seyrettik, adaletsizliği, insanları nasıl böldüklerini, bizi nasıl rezil ettiklerini, film izler gibi izledik.
Konuşamayan, yıllardır aynı nakaratlarla insanların duygularını sömüren, küçük düşüren, el pençe divan olan, bir toplumu direnirken, dilenen durumuna getirenler iş başında iken duymazlıktan geldik.
Hep beraber yaptık, hatta okullarımızın, yollarımızın, hastanelerimizin, eski eserlerin, plajların, dağların, çocukların, gençlerin bu durumda olma sebebi, suskunluğumuzdur.
Kabul edelim, makamları, haksızlığı, adaletsizliği, sevdik, kullandık, fırsat eşitliğini, liyakati, günlük çıkar ve menfaate tercih ettik.
Şimdi, şikâyet et dur, bak kimseye kalmadı, artık akrabalarına, çocuklarına, torunlarına ancak yetiyor.
Dur ve bir daha düşün, aynı sonuca varacaksın, anlayacaksın.
Müstahak iki gözüm müstahak.
Bu haber 498 defa okunmuştur

:

:

:

: