Kahramanlar

Elbette düzenli bir yaşantımız, kurallarla belirlenmiş, demokratik seçme hakkımız olmalıydı.
Elbette düzenli bir yaşantımız, kurallarla belirlenmiş, demokratik seçme hakkımız olmalıydı.
Zaten yıllarca verilen mücadelenin amacı buydu.
Kimseye, hiçbir ülkeye bağlanmadan, özgür, bağımsız bir ülkenin vatandaşları olmak.
Bu ülkede yaşayan herkesin, insanca yaşam ve düzen hakkı vardır.
Bu hakkı hiçbir şey engellememeli.
Bu amaç için bir devlet, devleti oluşturacak kurumlar, yasalar, kanunlar oluşturuldu.
Bir sistem, mekanizma, çarklar bir araya getirildi.
Peki, amaç neydi?
Yani adı her ne olursa olsun, devlet, Kıbrıs Türk halkının insanca yaşamına cevap vermek için mi kuruldu?
Yoksa iktidar sahipleri yaratmak için mi?
Görünen o ki amaç, araç olmuş.
Devlet, kurumlarıyla, kanunlarıyla, yasalarıyla, tarumar edilmiş, edilmeye devam ediyor.
Bu halka demokrasi, seçim, sandık sadece iktidarlar yaratmak için bahşedilmiş.
Öyle olmasa devlet, vatandaştan değil, zarara uğratanlardan korunurdu.
Kamu kaynakları bağımsız organlarca denetlenir, gözetlenir ve görevini kötüye kullananlar cezalandırılırdı.
Devlet siyasete, siyasetçiye, iktidarlara kurban edildi.
Oysa ayırmak gerek, kurumlar bir yana onları yönetenler bir yana.
Kurumlar bağımsız görevini yapmalı, bağımlı yöneticilerden, siyasi erk ve baskıdan arındırılmalı.
Bir süredir Sayıştay Kurumu ile ilgili, Başkan Osman Korahan ile ilgili konular gündem de.
Son olarak;
'Sayıştay Başkanı Osman Korahan'ın apar topar istifa eden Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı Özel Kalem Müdürü kız kardeşinin yerine, eşi Ayşen Korahan atanıyor.'
İsimler hiç önemli değil, benim konum Sayıştaylık.
Sayıştay Kurumu temeldir;
Sayıştay'ın internet sitesinde tarihçe böyle anlatılırken, misyonumuz kısmında şunlar yer alıyor;
Vizyonumuz:
• Kamu kaynaklarının gözcüsü ve koruyucusu olmak.
Misyonumuz:
• Kamu parasının doğru yönetilmesine yardımcı olmak,
• Hükümetin mali yönetiminin yasallığı, etkinliği ve devlet bütçesi ile uygunluğunu temin etmek,
• Hazırlanacak raporlarla Parlamentoyu, Hükümeti ve Kamuoyunu aydınlatmak, bilgilendirmek,
• Kamu yönetiminde hesap verilebilirlik ve saydamlığın gelişmesine yardımcı olmak.'
İşte bu şekilde kendini tarif eden bir Sayıştay Kurumu istiyoruz.
Göreviyle, kullandığı yetkileriyle, koruduğu halkın parasıyla ve bağımsızlığıyla, tarafsızlığıyla.
Kurum sağlam ve sözde değil, özde bağımsız olmalı, siyasi erketen uzak tutulmalı.
Bunun yanında Kalkınma Bankası, Kooperatif Merkez Bankası ile ilgili görevi kötüye kullanma iddiaları, kurumları yıpratmadan, denetlenip, yargı yoluyla gerekli işlemler yapılmalı.
Kurumların yönetim kadrosu ayrı, kurumlar ayrı değerlendirilmeli.
Kurumlar siyasete bulaştırıldıkça görevini yapmaktan uzaklaşıyor ve zararı sadece topluma.
Kurumlar zayıflıyor, güven kaybediyor, devlet sistemi, devlet-parti birleşmesine daha da bağlanıyor.
Ve bunu yapanlar, Maliye Bakanlığı Merkezi İhale Komisyonu Başkanlığına atanan Halil Talaykurt'un söylediği gibi gizli kahramanlar.
Bu ülkede devlet, sistem, liyakat yok, partiler ve iktidarlar var.
Buda normalleştirilmiş, Merkezi İhale Komisyonu yeni Başkanı kendisini atayan siyasi iradeye bağlılık bildiriyor.
Siyaseten bağlılık altında ihaleler nasıl şeffaf yapılacak?
'Zaten durum hep böyleydi' dediğinizi biliyorum.
Maalesef öyle ve bu olumsuz inanış birçok kurum için geçerli.
Bu ülkenin insanı liyakatle, hakla, çabayla, çalışmakla bir yerlere gelinebileceğine inanmıyor.
Bu inançsızlık genleri ile oynanmış bu toplumu derinden sarsıyor.
Olanlar kurumlara oluyor ya, benim tek derdim bu.
Bu haber 557 defa okunmuştur

:

:

:

: