İnsan sevgisi

Her anne evladı kaç yaşında olursa olsun onun gözünde çocuğu, hep doğduğu anın masumiyetinde sevgisinde ve doğumdan sonra, anne kucağına verildiği zaman annenin, burnunda bıraktığı o unutulmaz cennet kokusunda olandır... Bunun aksini söyleyecek hiç bir ne ana ne de baba vardır... Her anne ve baba çocukları için var olan, onların başarısı için çalışandır.
Her anne evladı kaç yaşında olursa olsun onun gözünde çocuğu, hep doğduğu anın masumiyetinde sevgisinde ve doğumdan sonra, anne kucağına verildiği zaman annenin, burnunda bıraktığı o unutulmaz cennet kokusunda olandır... Bunun aksini söyleyecek hiç bir ne ana ne de baba vardır... Her anne ve baba çocukları için var olan, onların başarısı için çalışandır.

Kıbrıs'ta büyük bir çoğunluk evlendikten sonrada anne ve baba tarafından maddi manevi desteklenenler olmaktadır... Çocuk sahibi olan ailelerin çalışıyorlarsa çocuklarına bakan kendi anne ve babaları olmakta, çoğu kez kız tarafı ve erkek tarafı nöbetleşe çocukların bakımını üstlenmektedirler... Eski yıllarda Kıbrıs'ta kreş konusunda seçenek yoktu... Uzun bir sürede olmadı… Bu süreçte çoğu çocuk evde bakılır oldu... Anne baba işe giderken çocuğunu evden eve taşıyan oldular... Eski yıllarda evlenen çift ailenin hangi tarafında ev müsait ise orda ikamet etmeyi uygun bulan olurdu. Bu şekilde hem maddi olarak yararlanmak için, hem pişen yemeğe ortak olmak gayeleri ile doğan çocukların bakımında kolaylık, bu yeni evlilere gençlere geri dönüşümlü bir yardım oluyordu...

Eski yıllarda okula gidişlerimizi hatırlamak için kendimi zorladım… Kolay değil yarım asır geri gitmek o günlerin şartlarında bunları ifade edebilmek. İlk önce ilkokula başladığımız yıllarda ilkokul altı yıldı. Selimiye İlkokuluna Çağlayan’daki evimizden yaya olarak çıkıp mahalleden arkadaşlar ile yürüyerek okula gidiliyordu. İlkokul birinci sınıf öğretmenimin adı Jale Dizdarlı idi. Kısa saçlarının çevrelediği çehresini, gülüşünü, yüzünüzden, gözlerinden sınıfa yayılan sevgisini, bitmek tükenmek bitmeyen enerjisinden bu gün dahi etkilendiğimi söyleyebilirim. 60 yıl evvelki ilk günü, en öndeki tahta, iki kişilik sırayı, hatırlamak bu günlerin gündeminin tesirinden olsa gerek… Hatırlıyor insan yüreği. Nedense o zamanda hiç bir çocuğun okula başlayıp evinden ayrıldı diye ağladığını da görmedim veya anımsamıyorum... Limasol’da Sedat Simavi İlkokulu yine okula yaya gidişler… Tekrar Lefkoşa 5 ve 6’ıncı, sınıf bu kez okula gidişimiz bisiklet ile... O zamanlarda kız bisikleti diye tabir edilen ön tarafında demiri olmayan bisikletler vardı. Daha sonra arkadaşlarla yine yürüyerek okula gidişler... Çağlayan parkından geçiş, merdivenleri çıkıp mahalle aralarından Atatürk İlkokuluna gidiş... Okul çıkışlarda ise okulun önünde trafik olmayışı... Ailelerin araçlarının sıra sıra olmadığı okul bahçesi... AÖA talebelerinin okul çıkışlarını izlemek de ayrı bir görsellik... Bizler, bir şekilde şımartılmaktan, belki de mahrum olan çocuklardık. O zamanlarda, anaokulları, kreşler yoktu. Daha sonra sıra kendi çocuklarımıza geldi. İlkokulda onlar da okula yaya gidenlerdi… Çağlayan parkında arka merdiven ayaklarına yakın hisarın duvarının hemen yanında 3 sınıflı ilkokula gittiler. Halen orda faaliyetini sürdüren o zamanların Shell Benzin istasyonu geçişi ile parka geçiş trafikte zor yaratandı. Mağusa’ya giden yol o zamanlarda geçişlerde barikat… Çağlayan Bar hepsi o yol üzerinde… Atatürk İlkokuluna onlar da hep yaya gittiler. Okul çıkışlarında mutlaka polis öğrencilere yol geçişlerinde yardımcı…Yıllar geçti çalışma yeri, Süt Kurumu 1979 görev yeri Köşklü Çiftlikteki, Kilise karşısındaki hala daha kilisenin içi ev olarak kullanan komşuların karşısındaki evde çalışma.. yolun sonu ise..{ Köşklü Çiftlik İlkokulu } Şht. Tuncer İlkokulu. İşte o zaman çocukların okula gidişi dönüşü benle beraber olmaya başladı. Türk Maarif Koleji’nde bazen yaya bazen bisikletle bazı hallerde ise araçla gittiler Günümüzde TMK önünde gördüğümüz velilerce okuldan çocukların alınışı çok az. Okula devam ettikleri sürece okul aile birliğinde görev... Sıra torunlara geldiğinde Özel Berova 3 yaşında sınıf arkadaşım Ayla İbrahim’in yönettiği yuvaya gidişi... Bu yıllarda artık aileden ayrılıp okula başlangıçta çocukların ağlayışları...2 yıl sonrasında ana sınıf başlangıcında artık sokağa giren okul otobüsü ile tanışma hali… Kapıda geliş saatlerinde balkonda bekleyişler. 5-10 dakikalık gecikmeler de otobüste görevliye telefon açışlar, ilkokul yıllarında hayatımız otobüs yollarını beklemekle geçti. Girne’ye yerleştikten sonra halen çoğu ailede olduğu gibi okul otobüslerini bekleyişler sürüyor... Eylül'e ne kaldı? Ne olursa olsun kim ne derse desin çocuk sevgisini ana olsun veya olmasın bilen, insani duyguları yoğun olan kişilerin, kalbi duygularında sevdiklerinin yeri başkadır... Bu sevgi dostların çocukları için de geçerli olandır... Bu sevgi bütünselliği ise her ailede söz birliğidir... Aynen Ata'mızın dediği gibi 'Çocuk sevgisi insan sevgisi için bir ihtiyaçtır.'
Bu haber 828 defa okunmuştur
  • İnsan Sevgisi Fevzi Adanır - 25.08.2017 Çok güzel bir anlatım.

:

:

:

: