Bu yapıyla ne kadar mümkün?

Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcılarından Kıbrıs İşleri Koordinasyonundan Sorumlu Recep Akdağ geldi, şunları şunları yapacağız dedi bir dizi de toplantılar yaptı ve gitti..
Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcılarından Kıbrıs İşleri Koordinasyonundan Sorumlu Recep Akdağ geldi, şunları şunları yapacağız dedi bir dizi de toplantılar yaptı ve gitti..
Yıllardır Türkiye Hükümetlerinde görev almış Kıbrıs işlerinden sorumlu birileri gelip gelip gidiyor.
Toplantılar yapıyorlar, temenniller de bulunuyorlar, projelerden bahsediyorlar.
Geriye dönüp baktığımızda ise şimdi bir çoğu tarih olmuş bu insanların.
İsimleri bile silinmiş hafızalarımızdan.
Elbette bu ilgiden mutlu oluyoruz olmasına da merak ettiğim şu; bu sorumluluğu alan Türkiye Başbakan Yardımcıları bu öngörüleri ortaya koyarlarken Kıbrıs’a dair projeleri sıralarlarken kimlerle istişare ediyorlar?
Bir başka deyişle bu ihtiyaçları neye göre belirliyorlar?
Örneğin Sayın Akdağ’ın projelendirdiği konulardan KKTC Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan düzeyinde istişareler önceden yapılıyor mu?
Emin olamıyorum..
Kuvvetle muhtemel onlar da Sayın Akdağ’ın söylediklerini bizler gibi o an öğreniyorlardır.
Hoş diyelim ki önceden haberleri oldu.
Yani hayata geçilmesi öngörülen ve TC tarafından finanse edilecek bu projeler ortak birer çalışmanın ürünü olsunlar.
Ekonomik protokol gibi.
Malum bu protokol istenildiği ya da arzu edildiği gibi uygulanmıyor.
Yani demem o ki, Sayın Akdağ aldığı sorumluluk gereği ne kadar motivasyonlu ve iyi niyetli olursa olsun eğer bu projeleri hayata geçirecek otoritenin Kuzey Kıbrıs ayağı aksarsa (İşinin ehli olmayan kadrolar) ki bu konu da bir çok emsal var önümüzde, işte o zaman hiç bir proje hayata geçirilemeyecek.
Bir düşünün, bu ülkede matbaa tekinerinden maliye bakanı,müzik öğretmeninden bayındırlık ve ulaştırma bakanı, edebiyat öğretmeninden tarım ve orman bakanı, mimardan çalışma bakanı, doktordan eğitim bakanı, benzincinden turizm ve çevre bakanı yaptılar.
Peki sonuç?
Sonuç ortada.
Tel tel dökülüyoruz.
Devlet bunların elinde rezil rüsva oluyor.
Her icraatlarının altında bir hukuksuzluk yatmakta.
İşinin ehli olmayan insanlar icra ettiği makamlarda doğru işler yapabilir mi?
Elbette yapamaz.
Çünkü işi bilmiyor.
Hal böyle olunca da hata yapma eğilimi yükseliyor.
İşte görüyoruz geldiğimi günde hata üstüne hata yapılıyor.
Sözde parti içi dengeleri koruyacaklar diye,hangi bakanlık olursa yaparım zihniyetinin hakim olduğu bir düşüncenin ürünüdür bunlar.
Şöyle ki, bir insan hem eğitim bakanı, hem içişleri bakanı,hem tarım bakanı nasıl olur?
Bir insan hem eğitim bakanı, hem turizm bakanı, hem ulaştırma bakanı nasıl olur?
Bir insan hem turizm bakanı hem sağlık bakanı nasıl olur?
Bir insan hem ulaştırma bakanı, hem dışişleri bakanı nasıl olur?
Bir insan hem turizm bakanı, hem maliye bakanı nasıl olur?
Böyle bir şey olabilir mi?
Bu bir devletin işleyişinde verim sağlar mı?
Elbette hayır.
Bu insanlar nasıl bir meziyete sahiptirler ki yapmadıkları bakanlık kalmadı bu memlekette?
Her konuda uzman olmaları mümkün mü?
Tabi ki hayır.
Peki o zaman ne?
Parti içi dengeleri güya bölgelere göre kuracaklar diye bir toplumu böyle böyle yok oluşa sürüklediler.
Yıllar yılı sürüp gitti bu anlayış.
İşinin ehli olmayan kadrolarla devlet yönetmeye kalktılar.
Partizanlığı her dönemde hortlattılar.
Geldiğimiz nokta işte ortada.
Kaynağı hazır icraatları dahi projelendirip hayata geçiremediler.
Peki ne yapıyorlar?
Kamu kaynaklarını yakınlarına peşkeş çekiyorlar,eşe dosta ayrıcalık yapıp Bakanlar Kurulundan kararlar çıkartıyorlar, ihalesiz iş yıkıyorlar bakan çocuklarına, yüksek meblağlarda ihalesiz hizmet alımı yapıyorlar,rüşvet iddiaları ile anılıyorlar, olmayan bir şirkete uçuş için ön izin ya da izin veriyorlar.
Üzerinde kimyasal kalıntılar bulunan ürünlerin soframıza girmesini sağlıyorlar, yeni eğitim öğretim yılına yine bir çok sorunla giriliyor, okullar alt yapı eksikliğinden tel tel dökülürken bugün hala öğretmen kadrosu doldurulmayan okullar var, Bakan evlatlarına devlet malı arazileri peşkeş çekiyorlar…
Ve daha nice tartışmalı işlere imza atıyorlar.
Peki kim bunlar?
Halkın emanet oyları ile siyasi makam kapıp yetki sahibi olan ve toplumsal kazanımlar kısmına hiç bir katkı koymayanlar.
Kişisel çıkarları için bayrak vatan millet edebiyatı yapıp illegal ilişkilerini gizlemeye çalışanlar.
Kısacası Sayın Akdağ, her dönemde Türkiye Cumhuriyeti Hükümetlerini kandırmayı başaranlardır bunlar.
Bu haber 205 defa okunmuştur

:

:

:

: