Eğitim ve toplum mühendisliği

Bir toplumu ileriye dönük yönlendirme, eğitimle olur.
Bir toplumu ileriye dönük yönlendirme, eğitimle olur.
Mesele, nasıl bir toplum istendiğidir.
Ekonomi, para, siyaset önemli yönlendirme araçlarıdır.
Ama eğitim gibi değil, eğitim gibi olamaz, eğitim geleceği şekillendirmedir.
Gelecek şekillendirilirken söz konusu ülke, toplum, coğrafya, halk, birey şekillendirilir.
Özgür bireyler, özgür toplumları yaratır, akılla, bilimle, ilimle, dünyadaki eğitim örnekleriyle, ne istediğini bilen, üreten, çeşitlendirilen görüş ve kültürel zenginliklerin yaratılması sağlanır.
Eğitim yoluyla belirli bir görüşe, ideolojiye, coğrafyaya tek tip ve başkalarının istediği gibi bir gelecek yaratmaya çalışırsanız, bu eğitim değil, toplum mühendisliği olur.
Bu ülkede bunun çeşit ve örnekleri üstelik birçok konuda yaşandı, yaşanmaya devam ediyor.
Bu etkileşim mi, kolaycılığa kaçmak mı?
'Eğitim bir süreçtir;
Eğitim sürecinde, bireyin davranışlarının istenilen yönde değiştirilmesi amaçlanmaktadır.
Bireyin davranışlarındaki değişme kasıtlı olarak gerçekleştirilmektedir.
Eğitim sürecinde bireyin kendi yaşantıları esas alınmaktadır.
Bu süreçten geçen insanın kişiliği farklılaşır. Eğitim sürecinde kazanılan bilgi, beceri, tutum ve değerler yoluyla bu farklılaşma gerçekleşir.
Bu noktada eğitimin aynı zamanda bir 'kültürleme' aygıtı olduğu ortaya çıkmaktadır.
Sosyoloji'nin en temel kavramlarından biri olan 'kültürleme' ya da bilindik ifadesi ile 'sosyalizasyon' (toplumsallaşma)bir toplumun üyesi olan insanoğlunun, üyesi olduğu toplumunun kültürel öğelerini öğrenmesi sürecidir.
İnsanın kişilik yapısı büyük ölçüde içinde doğduğu ve yetiştiği kültür tarafından belirlenir. Her toplum kendi kültürünün özelliklerini yeni kuşaklara aktarır.
Toplumun, bireyleri kendi kültürünün istek ve beklentilerine uyacak şekilde etkilemesi ve değiştirmesine 'kültürleme' denir.'

Yani, eğitim aynı zamanda kültür ve onun yaşatılmasıdır.
Eğitimin toplumsal kültürü yeni kuşaklara aktarma gibi bir görevi var.
Kıbrıs'ın kendine özgü bir kültürel yapısı vardır.
Eğitim sistemimiz, kültürümüzü yeni kuşaklara ne kadar aktarıyor?
Elbette çok şey değişti, değişmesi de normal, dünyanın birçok ülkesi, birçok etkene, globalleşmeye bağlı olarak değişiyor, bunu önlemek mümkün değil.
O zaman yapılması gereken, bununla ilgili önlemleri almak.
Buraya gelen kültürlerin, ülke kültürüne karşı baskın olmasını önlemek, ülkenin kültürünün, buraya gelen kültürlerle yaşamasını sağlamak.
Her kültür mutlaka yaşamalı ve yaşatılmalı, bizdeki sorun, kültürlerin, başka kültürlere karşı, baskın olmasını zorlama yanlışıdır.
Eğitimle kültür tabi ki birbirine bağlıdır.
Türkiye siyasal iktidarları kendi ideolojilerine göre insan yetiştirmeyi eğitim yoluyla yapıyor.
Türkiye'deki siyasal iktidarlardan etkilenerek eğitimle, toplumsal kültür ve genlerle oynanıyor.
Tabi ki Türkiye ve Türklük tarihi, hem coğrafi, hem sosyal, hem de dinle anlatılacak, öğretilecek.
Fakat öncelik bizim ülke gerçeklerimiz olacak.
Eğitimi, hem ticari, hem ideolojik baskılar altında hırpalıyoruz.
Oysa bu ülkenin tarihi, manileri, sanatı, sporu, önde gelen, tarihe mal olmuş kişilikleri var.
Geçmiş var, çağdaş dünya, eğitimde marka olmuş ülkeler var.
Bizim de her gün daha da gerileyen eğitimimiz var.
Mutlaka kendi müfredatımız olmalı.
Eğer bir devletsek ilk iş eğitimdir.
Bunun duygusallıkla, siyasetle ilgisi yok.
Kendi ülkesini, kendi kültürünü, kendi coğrafyasını anlatmayan bir eğitim, sadece toplum mühendisliğidir.
Bu haber 707 defa okunmuştur

:

:

:

: