Barış

Ben küçükken; her gelen yeni Bayram; güzel bir şeyin habercisi gibiydi.
Ben küçükken; her gelen yeni Bayram; güzel bir şeyin habercisi gibiydi. Yeni kıyafetlerimiz muhakkak alınırdı. Camiden gelen babam 8 olmadan tüm ev halkını kaldırırdı. Televizyondan yükselen müzik sesleriyle uyanırdık…
Masamızın üstünde çöreklerimiz, sinilerimizin içinde gatmerlerimiz vardı. Arefe gününden tüm hazırlıklar yapılırdı. Bilirdik; o gün mezarlıklar ziyaret edilecek; kuaförlerde en güzel sabaha uyanmak için yerimizi kapacaktık.
Yaşım çok büyük değil; dolayısıyla çok uzun zaman öncesinden bahsetmiyorum. 5-10 sene öncesi diyebilirim…
Çok şey değişti hayatımızda. Büyüklerimizi kaybettik. Bayram denilen şey yerini “tatile” bıraktı. En fazla yurt dışı seyahatlerinin yapıldığı; Kıbrıs otellerinin yerli yabancı turistle dolup taştığı günler artık bayramlar.
Bayram zamanı babamı evden çıkarmak imkansızdı. Ziyaretlerini gerçekleştirdikten sonra; ev mangalı yanar; tüm aile bizim evde toplanır…
İki bayramdır evde kalmıyoruz. Biz de tatil moduna uyanlardan olduk. Mesajlar atılıyor; arananlar aranıyor; birkaç ev ziyareti; hooop otele…
Mezarlıklara uğruyoruz. “En sessiz otele” geldik diyorum içimden. Hepiniz huzurlu musunuz? Mutlu musunuz oralarda? Bakın bayram geldi; sizi hatırladık diyorum. Bayram zamanları küskün olduklarınız var mıydı? Buraya yatmadan önce; keşke küskünleri barıştıran adıyla geçen Bayram’da sarılsam dediğiniz?
Her yazımın bir amaca hizmet etmesini, herkesin kendinde küçük bir şeyler bulmasını, kendimce bu yazıdan şu ders çıkarılır denmesini ilk baştan beri hedeflerim arasına koydum. Yalnızca kendi hayatımdan değil; çevremdeki kişilerin; yakınımdakilerin de hayatlarını harmanlayarak bir şeyler ortaya koyuyor ve size sunmaya çalışıyorum.
Bayramın birinci günü; sosyal medyada yazdığım şey şu oldu “ küslüklerin bittiği bir bayram dilerdim”
Bitmiyor çünkü. Dargınların barıştığı adıyla geçen bayram; bizim içinde bulunduğumuz bayram değil. Bunu siz de ben de çok iyi biliyoruz.
Dönem değişmişken; teknoloji bizi deli gibi himayesi altına almışken; gatmer kokusuyla uyanmaz, Bayram’a özgü yeni kıyafetler almazken; ben yazımı Bayram günü size bir otel terasından yazarken; belki küçük bir Bayram değişikliği yapmaya vesile olur bu yazı…
Küçük veya büyük; kırdığınız veya kırıldığınız, zaman zaman aklınıza gelen ama gururunuzla sizi kelepçe altına alan, belki gözlerinizi dolduran belki kahkahalarınızla içinizde sakladığınız gözyaşlarında barınan biri var mı? Veya birileri?
Arayın onu. Bugün bayram deyin. Sana geldim…
Bayramın görevi bu. Ama bu görevi başarıya ulaştıracak olan biz insanoğlu. Denedim olmadı da diyebilirsiniz. Bu sizin başarısız olduğunuz anlamına gelmez. Şartlar ve koşullar bunu gerektirdi; hayırlısı buydu dersiniz… Ama önce deneyin… Bu gururunu ayaklar altına almak değil. Bu suçsuz olduğunuz halde kapı çalmak değil.
Bu “Bayram”
Bu “Sevgi”
Bu “İnsanlık”
Çevremdeki herkes çok duygusal olduğumu söyler. Bu yazıyı yazarken gözlerimin dolmasından belli. Umarım bir kişi de olsa birilerinin hayatında iyi yönde bir değişime fırsat sağlarım.

SEVGİ ve BARIŞLA…
Bu haber 60 defa okunmuştur

:

:

:

: