Polis örgütü yalnız bırakıldı

Her şeyin, her konunun içine siyaseti sokarsan böyle olur.
Her şeyin, her konunun içine siyaseti sokarsan böyle olur.
Yıllarca devleti, yasalarla, kanunlarla, devlet adabıyla yönetmezsen geleceğin yer burası.
Oysa devletin, kurumların sadece halk için olduğu anlaşılsa, siyasi iktidarların, iktidarlarını devam ettirme aracı görülmese devlet, bu ülkede herkes mutlu bir yaşam sürerdi.
Sonraki nesiller değil, sonraki seçim ve iktidar anlayışı ülkenin bütün kaynaklarını esir aldı.
Her siyasi partinin iktidar döneminde yasal ama etik olmayan, atamalar, istihdamlar, görevlendirmeler, teamül ve gelenek oldu.
En sonunda kaynaklar, yetersiz, halk için kullanılmaz, popülizm ve partizanlık için tek sermaye haline geldi.
Bugünün röntgen filmi bu.
Ve halk olarak bu sistemle kol kola girdik, işbirliği yaptık, alıştık, yaşattık.
Yanlış olan her ne varsa düzeltilebilir.
Fakat bir nokta var ki, zararı ve kaybı çok ağır olur.
Kurumlar, kurumlarımız, hepimizin ihtiyacı var.
Cumhurbaşkanlığı, Bakanlıklar, denetleme mekanizmaları ve elbette Sayıştaylık.
Kurumlar kimsenin babasından kalmadı, kişiler ayrı, kurumlar ayrı.
Kimsenin kurumları kişisel durumlarından dolayı yıpratmaya hakkı yok.
Avrupa ülkelerinde demokrasi geleneği işte bu yüzden güçlü.
Bizde sadece adı var, herkesin işine geldiği gibi.
Bir Sayıştay Başkanı, kişisel sorunu için siyasi eleştiri yapıyor.
Dünyanın hiçbir yerinde örneğini bulamazsınız.
Üstelik denetlemenin başı, ilk önce bu makamda bulunan birinin kabul etmemesi gereken bir icraatı savunuyor, ısrar ediyor.
Gelenek, görenek, teamül bu.
Sadece araç plakası değiştirerek Avrupa standartları yakalanmıyor maalesef.
En başta anlayış değişmeli.
Bir kez daha altını çizeyim;
Kurumlar zarar görmemeli, kişisel konularla yıpratılmamalı.
Bir başka örnek Polis örgütü, yalnız bırakıldı.
Medyanın önüne atıldı.
Tartıştırılıyor, dedikodu, isimler, yapılanlar, her kafadan bir ses.
En başta hükümet, polis örgütünün yöneticileri, kurumu korumalı.
Konu malum, FETÖ tartışması.
Biz FETÖ mi bilirdik?
Hayatımıza bir de bu girdi.
Listeler, isimler hava da uçuşuyor, kanıt var mı, yeterli mi, suç unsuru açık mı, neye göre, kime göre suç, bizim yasalarımız içinde mi bu suçlar?
Soru çok, sorun çok.
Hazırlıksız yakalandık, daha ortada ne olduğu belli olmayan bir durum var ki her yer yangın yeri.
Önce yaratıyor, hırpalıyor, parçalıyor sonra bırakıyoruz.
En sonunda da bu kurumlardan görev bekliyoruz.
Bir denetim, soruşturma yapılacaksa, devletin yasalarını, kanunlarına, hukukuna, yargısına göre yapılır.
Karmaşaya, dedikoduya, medya da tartışmaya, cadı avına çıkmaya müsaade edilmez.
Devletin birimleri tarafından, sorumluluk alınarak en erken zamanda ne yapılacaksa yapılır ve konu kapatılır.
Aynı noktadayım, kurumlar kişilerin önündedir, kişiler gider, kurumlar kalır.
Bu anlayışla kurumlar denetlenirken, çürük elmalar ayıklanırken, sağlam kalanları korumak şart.
Çünkü hepsi bizim ve hepimizin hepsine ihtiyacımız var.


Bu haber 606 defa okunmuştur

:

:

:

: