İmrenmek mi kıskanmak mı

Kıskançlık bir hastalık gibidir... Öncelikle kıskançlığın belirtileri sevdiğiniz birini kaybetme veya özenti duyabileceğiniz şeylere sahip olanın, sahip olduklarına sahip olma isteği ile başlar...
Kıskançlık bir hastalık gibidir... Öncelikle kıskançlığın belirtileri sevdiğiniz birini kaybetme veya özenti duyabileceğiniz şeylere sahip olanın, sahip olduklarına sahip olma isteği ile başlar... Kıskançlık bir nevi gıpta etme hali gibi... Bu imrenme ise insanı çeşitli şüphelere taşıyandır... Sosyal medya dünyasında var olan paylaşımlar ve bu mecranın yoğun kullanımı kıskançlığın artan bir hızla yayılmasına neden oluyor... Çoğunlukla kıskançlık aşk olaylarında kötü sonuç ile ilişkilendirilmekte, erkekler failleri, kadınlar ise kurbanı temsil etmekte, haberlerin çoğunluğu da bu yöndeki gerçeklerde olmaktadır... Kıskançlığın birçok edebi eserde konu olduğunu okuyanlarız, izleyenleriz... Televizyon dizilerinin çoğunluğunda kıskançlık teması ince ince seyircilerin ruhuna empoze edilmekte inanmaya hazır olanların beyinlerine kıskançlık nakış gibi işlenmektedir... Sizleri bilmem ama son zamanlarda birkaç bölümünü izlediğim 'Meryem' dizisi ve yeni dizi sezon başlangıcı yapılan 'Kalbimdeki Deniz 'gördüğüm diziler arasındadır...'Vatanım Sensin 'dizisi ise yeni sezonda henüz başlamamış olsa da bu üç dizide de kıskançlığın kişilere yaptırabileceği tüm olumsuzlukları görebilmekteyiz... Kıskançlığın en ünlü edebi şekli, Shakespeare'in Othello'sudur. Desdemona'yı hak edip etmediğine dair şüpheleri onu bir entrikanın kolay kurbanı yapar. Sonuçta onu sevdiği halde yok etme haline kadar götürür... Kıskançlık, esasında tutulmaması gereken bir hastalık gibidir... Araştırmalarda kıskançlığın cinayetlere kadar insanı sürüklediği yazmaktadır. Özellikle kıskançlık krizlerinde akıllı telefon mesajları kişileri bir birine düşürmektedir... Kıskançık, fiziksel şiddet, agresif davranışlar, yüksek sesle konuşma, yanında psikolojik baskı halinde kişilerde davranış bozukluğuna sebebiyet vermektedir... Yaşadığımız çevre içerisinde etrafınızda, yakınınızda, çalıştığınız iş yerinde, nefes alındığı müddet bakışlarınızdan ve bakışlardan kendinizi alıkoyamazsınız. Bir noktada onun neden var benim neden yok diyerek mutluluğun dahi, içinizde kalmış gizli kıskançlığını, ekonomik, sosyal ve siyaseten duyabiliyorsunuz. En iyisi bu gibi konulara objektif bakabilmektir... İnstagram hesapları kişilerin dijital albümü gibi olmuş. Eski zamanların fotoğrafları artık elden ele dolaşmıyor. Sadece düğün törenlerinde fotoğrafçılar fotoğraf çekip, sergileyerek, satma yönünde girişimcilik yapmaktadırlar... İşin en kolay tarafı, takip ettiğiniz kişinin hesabına giriyorsunuz, bütün paylaşılan fotoğraflar, eğlence yerinden tutun, lokantaya gidin, bahçede dolaşın, evin balkonundan, mangala, kadar, çoluk çocuk misafir fotoğraflarda elinizin altında olmakta, uzaklaştırıp yakınlaştırıp her şeyi en ince detayına kadar görebiliyorsunuz... Facebook ve Twitter de aynı hizmeti veriyor... Bir bakıyorsunuz son moda elbiseler, bir bakıyorsunuz ilginç mimari tarzlar... Özenen var imrenen var iyi günlerde kullan diyen var, demeyen var... Hastahanelere yatanlara geçmiş olsun dilekleri, vefat edenlerin ailesine başın sağ olsun mesajları en önemlisi yeni doğanlar ve her gün kutladığınız doğum günleri, aman kaç yaşında olmuş diye, doğum günü tarihlerine göz atmalar... İster kıskançlık olsun ister olmasın önemli olan bu duyguların her birinin insana verdiği hissediş , o halde seviyorsanız, paylaşımlar size huzur veriyorsa varsın ne derlerse desinler kendinizden taviz vermeyiniz...Bu gibi sözleri de hiç önemsemeyiniz...'Sevgi teleskoptan bakar, kıskançlık ise mikroskoptan.'
Bu haber 840 defa okunmuştur

:

:

:

: