Sosyal medyaya hapsolmuş 'modern muhalefet'

Saat konusu belli ki daha çok konuşulacak.
Saat konusu belli ki daha çok konuşulacak.

Elbette siyasi malzeme konusu da yapılacak.

Siyasi malzeme konusu yapılması, bir taraftan da tartışmalı.

Çünkü ülkede Meclis tatilde oldu mu, ortalıkta sadece iktidar ve yaptıkları var.

Muhalefet ciddi anlamda yetersiz, tamamen ışıkları kapatmış, henüz tatil modundan çıkamamış.

Gündemi belirleyen, hem sayısal, hem de oluşum açısından sıkıntılı olan iktidarın icraatları.

Sosyal medyaya hapsolmuş 'modern muhalefet' anlayışı ile hiçbir iktidar zorlanamaz.

Saat konusundan gidersek, kış saatine geçilmemesi kararı, iktidarın tercihi, muhalefetin romantikliğidir.

Sokaklardan, toplumdan kopmuş, ideolojik bağı kalmamış, karşıt öneri geliştirmeyen, biz yapmadan onlar yapsın düşüncesinde olan bir muhalefetin kendine bile hayrı olmaz.

Siyasal iktidar, hükümet, çok önemli bir riski göze aldı.

Umarım yaşanmaz, ama bu süreçte olumsuz bir olay, hatta acı bir trafik kazası, üstelik sabahın erken saatlerinde meydana gelirse, bunun bedeli ağır olacak.

Hükümet, kabine üyeleri, siyaseten çok ciddi bir sarsıntı yaşayacak.

Buna değer mi, ya da değecek mi bilmiyorum.

Söylediğim gibi;

Tek istediğim bu süreci kazasız belasız atlatmak.

Bunu göze almak siyasi olarak önemli bir karar, zor ve riskli bir durum.

Tabi ki siyasi riskte söz konusu.

Eminim ki hükümet yetkilileri, hatta bir uçtan, bir uca tüm ülke, kış saatine geçilmesi gerektiğinde hem fikirdir.

Çünkü insanla, ülke şartlarıyla ilgili bir durum, fakat ve maalesef siyasetin, siyasi riskin en son gündeme geleceği konu insan.

Ve hükümet siyasi kazançla, ülke gerçekleri ve beklentiler arasında bir seçim yaptı.

Bu önemli seçimin sonucunu ilerleyen zamanlarda göreceğiz.

Belki de hükümet partilerini ilk seçimde en çok etkileyecek icraat, bu saatlerin değiştirilmemesi konusu olacak.

Bu kadar tepkiye rağmen, değişen bir şey yoksa, demek ki siyaset değil, statüko değiştirilmeye çalışılıyor.

Bu yapıya alıştırılmış, statükoya ortak yapılmış bu toplumu değiştirmek çok zor.

Bu sebeple toplum ve statüko değişmiyor ve sadece siyasetle siyasetçiler iktidar anlamında değişiyor.

Durum böyle olunca değişen iktidarlar, ülkeyi olumlu anlamda değiştirmeden gidiyor.
İktidarlar giderken, değişim kendiliğinden yaşanıyor.
Ve siyasal, sosyal planlama olmadan yaşanan 'değişim' değil 'devinim' oluyor.
Bir tanımlamaya göre 'devinim ';
'Bir ruh halinden, bir başka ruh haline geçiş' diye tanımlandırılıyor.
Ruh halimiz değişiyor, umutsuzlaşıyor, yabancılaşıyoruz.
Toplumsal enerjinin en yüksek noktalara ulaştığı zamanlarda, bu enerjiyi planlayacak, yönetecek, önderlik edecek siyasi kanaate ihtiyaç var.
Bu anlamda KKTC' de ciddi bir eksiklik yaşanıyor.
Siyasi muhalefet yok demem bu yüzden.
Meclis açılsın, kürsüde sırf eleştiri yapılsın, hükümet kararları sosyal medyada alaya alınsın, pek, bitti mi, bu kadar mı, görev tamam mı?
Yoksa yapılanları zaten kim olsa yapacak mıydı?
Samimi olalım, UBP-DP iktidarı yerine, adı, kim olduğu hiç fark etmez, bir başka iktidar hükümette olsaydı;
Vatandaşlık, eğitimde yapılmak istenen değişiklikler, kış saatine geçilmemesi gibi konularda hangi iktidar, ne gibi bir yol izleyecekti?
Özellikle bu konularda samimi açıklamalar bekliyorum.
Sadece eleştirmek olmaz, sorumluluk şart.


Bu haber 466 defa okunmuştur

:

:

:

: