Siyasi olarak 82. vilayet yok ama!

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı İstanbul'da gerçekleşen Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile İktisadi Kalkınma Vakfı tarafından düzenlenen ''Güncel Gelişmeler Işığında Kıbrıs Görüşmelerinin Geleceği ve Türkiye İçin Çıkarları' başlıklı toplantıya katıldı.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı İstanbul'da gerçekleşen Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile İktisadi Kalkınma Vakfı tarafından düzenlenen ''Güncel Gelişmeler Işığında Kıbrıs Görüşmelerinin Geleceği ve Türkiye İçin Çıkarları' başlıklı toplantıya katıldı.
Akıncı, toplantıda KKTC'nin Türkiye'ye entegrasyonun söz konusu olup olmadığının sorulması üzerine ''İki seçenek ne Türkiye'nin ne Kıbrıs Türklerinin gündeminde entegrasyon yok dedi.
Akıncı, “biz Kıbrıs Türkleri olarak her şeyden önce Güney Kıbrıs'ın üniter yapısı içinde azınlık olmak istemiyoruz. Böyle bir niyetimiz yok. Aynı şekilde Türkiye'nin 82. vilayeti olmak da istemeyiz. Bunu samimi olarak söylüyorum, halkımız bu tercihte değil. Türkiye'nin de 82. vilayete ihtiyacı yok. Yeni dertlere de gerek yok siyasal anlamda. Bunları gündem yapıp da gereksiz yere Türkiye'nin başını ağrıtmaya da ihtiyacımız yok. Bunları konuşmaya gerek yok. Ama Türkiye ile çok yakın sağlıklı ilişki içerisinde olmaya çok büyük bir ihtiyacımız var. Türkiye ile hem siyaset anlamında hem ekonomik anlamda iş birliği, dayanışma ruhu için hareket etmemizde, bugüne kadar yaptığımız gibi çok büyük ihtiyaç var. Bu ihtiyacın elbette devam edeceğini görüyoruz, hissediyoruz. Bugüne kadar istediklerimiz de samimiydik. Biz Kıbrıs'ta iki eşit kurucu devletli federal bir yapılanma isteğimizde, talebimizde samimiydik. Bunun iyi bir çözüm olacağını değerlendirdik. Hem bizim için hem bölge için hem Türkiye için. Türkiye'nin ilişkilerini de rahatlatan bir formül olacağına inanıyorduk' diye açıkladı.
Öyle anlaşılıyor ki, bu tür sorular sürekli sorulacak, ve Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye’ye entegrasyonunun olup olmayacağı sorgulanacak..
Peki neden?
Malum Türkiye’den Kıbrıs ‘a 40 yılda geliştirilen yaygın bakış açısının bir sonucudur bu..
Nedir bu bakış açısı?
Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye’nin tahakkümü altında olduğuna dair geliştirilen kanaat.
Peki bu yanlış mı?
Değil.
Bunu Kıbrıs’ın Kuzey’inde yaşamın her alanında gözlemlemek mümkündür.
Hoş, mevcut yapıda ve süregelen Kıbrıs sorununda uluslararası camianın Kıbrıs’ın Kuzey’ine yaptığı tanımlama da böyledir.
Nitekim Kuzey Kıbrıs’ı Türkiye’nin bir alt yönetimi olarak görüyorlar.
Dolayısıyla Kıbrıs’ta mevcut konjonktör de bu bakış açısının her geçen gün daha kuvvetli dayanaklarla pekiştiğini görüyoruz.
Tabi Dünya da zaten bunu böyle görüyor.
Hoş işin aslına bakarsanız fiiliyatta da bu durumun aksini gösteren bir şey yok.
Kuzey Kıbrıs, bütün kurumları ve sermaye yapısıyla kim kendini nasıl kandırırsa kandırsın, Türkiye’nin etkin otoritesi altında varlığını sürdürüyor.
Bu elbette mevcut durumda doğal bir reflekstir.
Çünkü Türkiye bizim adada ki varlığımızı idame ettirebilmemiz için tutunduğumuz tek daldır.
Bize destek veren tek ülkedir.
Dolayısıyla ekonomik yapı bağımlılığı, Türk sermayesinin adanın Kuzey’indeki hakimiyeti, sosyal ve kültürel yapıya etkileri nüfus politikası, güvenliğin tamamen Türkiye tarafından sağlanması vs vs..
Elbette böyle bir yapıda kimse Kuzey Kıbrıs’ın bağımsız ve egemen bir yapısı olduğunu söyleyemez.
Ha söyleyenler varsa da ki vardır, onlar da yalan söylüyorlar..
Ve/ fakat her şeye rağmen Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da ifade ettiği gibi Kıbrıs Türkleri ne Güney Kıbrıs’ın üniter yapısı içinde azınlık olmayı istemektedir, ne de Türkiye’nin 82. Vilayeti olmayı!!
Hoş Kıbrıs Türklerinin bu konudaki çoğulcu tavrı bir yana ne siyasi, ne de hukuksal olarak da böyle bir şey mümkün değildir.
O zaman Kıbrıs’ta bu anlamda ortaya atılan öngörüler zeminsiz kalmaktadır.
Dolayısıyla Kuzey Kıbrıs özelinde ve Kıbrıs genelinde bu ve benzeri seçeneklerin siyasi alternatif olarak görülmesi gerçekçi yaklaşımlar değildir.
O halde ne yapacağız?
İşte asıl cevaplamamız gereken soru budur.
Bundan sonra nasıl bir yol izleyeceğimizdir.


Bu haber 161 defa okunmuştur

:

:

:

: