Anastasiades tarih yazabilir, de...

Bilmem farkında mısınız, Kıbrıs Rum kesiminde 28 Şubat seçimleri yarışı yaklaşırken 1960’dan sonra çok ender yaşanan bir durum olabileceğinin kuvvetli sinyalleri gelmeye başladı.
Bilmem farkında mısınız, Kıbrıs Rum kesiminde 28 Şubat seçimleri yarışı yaklaşırken 1960’dan sonra çok ender yaşanan bir durum olabileceğinin kuvvetli sinyalleri gelmeye başladı. Başpiskopos Makarios III ve Glafkos Klerides’ten sonra Nikos Anastasiades de görevde iken tekrar seçilmiş cumhurbaşkanları listesine adını yazdırabilir.
Olur mu? Göründüğü kadarıyla Kıbrıs Türk tarafı turist vizesiyle ülkeye gelen bir kişinin nasıl vatandaş yapıldığını, villa sahibi olduğunu tartışadursun, Rum tarafında vites geriye takılmış hızla Cenevre’de kalındığı yerden şu görüşmeler valizini toparlayıp, kendi şartlarıyla, o meşhur “sıfır asker sıfır garanti” sloganıyla federasyon durağına ilerleme gündeme hızla oturmuş gibi.
“Nasıl olur? BM Genel Sekreteri bile “federasyon konuşmak zaman kaybı olur” derken nereden çıktı bu federasyon oyunu yine?” falan diye sormayın, ne bizim Türk haklarını reddetmek ve nasıl olursa olsun Rum’a yama olmaktan başka işi olmayan “solcu” takımı ne Rum sevenler ne de Rum kesimi umudu bırakmadı zaten. Bir şekilde Kıbrıs Türkünün ve Türkiye’nin baskılar, tehditler hatta şantajlar karşısında geri adım atıp Rum’a istediğini vereceğine hep inandılar.
KKTC halkının temsilcisi olarak seçilen Cumhurbaşkanı bile Cenevre’de suratına Nikos Anastasiades’in tokadını yedikten sonra bir süre kendine gelmiş gibi olsa da dönmedi mi çoktan rutin patinaj servisine, empati yapma vazifesine?
Rum daha ne yapsın. 1963’den bu yana – öncesini boş veriyorum – her fırsatta Kıbrıs Türk halkının varlığını, haklarını reddetmek için elinden gelen ve hatta fazlasını yapmadılar mı? Katliam yaptılar, ortaklıktan attılar, ambargolar altında reddettiler, yalnızlığa mahkûm ettiler ama bizim aymaz takımı güya 1983’de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edilmeseydi durumun ne kadar güllük gülistanlık olacağını anlatmaya devam ediyorlar.
Adam suratlarına tükürüyor. Her türlü dalgayı geçiyor. Hakarette bulunuyor. “Azınlık ile çoğunluk eşit olamaz, azınlık çoğunluğu yönetemez” gibi ne federasyon mantığıyla ne de siyasi eşitlik kavramıyla bağdaşan bir tavır sergiliyor ama bizim kendinden menkul solcular solcu olmanın temel gereğinin ulusalcı olduğunu, kendi halklarının çıkarını savunmak olduğunu unutup hala daha Rum sevicilik yapıp, güya federal çözüm dileniyorlar.
Olmayacak be annem… Uğraşmayın. Sizi ne Niko ne de ondan sonra gelecekler kendileriyle eşit, paydaş, ortak görmeyecekler. Açıkça söylüyorlar zaten, görün anlayın.
Bu “etnik yapı ötesinde Kıbrıslılık” kavramı, sadece “Kıbrıslıtürk” ve “Kıbrıslırum” diye güya bir Kıbrıslı halkı varmış ve iki etnik unsur da onun alt birimiymiş gibi yazarak gerçekleşebileceği umulan bir ütopyadır. Kıbrıs Rumu hem o şarkıyı söylüyor hem de Kıbrıs’ın bir Helen adası olduğunu, bu karakterinin değiştirilemeyeceğini, azınlığın çoğunluğu yönetmesinin mümkün olmadığını ısrarla vurguluyor. En açık şekilde anlatıyor adamlar pozisyonlarını. Anlamayan kim?
Her şey bir aldatmacanın, bir büyük yapbozun parçası gibi. Kıbrıs Rumu iki ana grupta değerlendirilebilir. Solcu kesim, bizim hayalperestler gibi değil, en ciddi ulusalcı unsur. Kıbrıslılık kimliği altında adanın etnik öğelerinin o faşist Tasos Papadopulos’un dediği gibi “osmosis” yani çoğunluğun içerisinde kaybolup, eriyip bitip çözüşeceğine, Kıbrıs üst kimliği altında tüm sınıfların ve farklılıkların yek vücut olabileceğine inanıyor. Bu anlayışta federal çözüm olmazsa olmaz bir geçiş dönemidir. Önce federasyon, sonra ortak kimlik (çapraz oy, eş kurumlar, ortak partiler vs) ve sonra tek kimlikli osmosisin sağlanması.
İkinci gurup Anastasiades’in, Papadopulos’un ve diğer sağcı kesimlerin savunduğu üniter devlet veya üniter sisteme yakın bir federasyon ile çoğunluk hegemonyasında – yani Rum boyunduruğunda—1960 sisteminin bir benzeri yeni düzen. Anastasiades ikisi arasında gidip geliyor. Ne federasyonu istiyor, ne de kendi kafasındaki çözüme destek buluyor, Mustafa Akıncı, Mehmet Ali Talat ve diğer gayretkeşlere rağmen Kıbrıs Türkünün kabulünü sağlayabiliyor.
Son kamuoyu yoklamaları hem 28 Şubat oylamasının hem de ikinci turun açık ara önde giden adayının Anastasiades olabileceğini, Rum liderin Makaryos III ve Klerides’ten sonra görevde iken tekrar seçilebilen ilk lider olabileceğini gösteriyor. Niye?
Aslında durum basit. Anastasiades, meşhur askeri üsteki patlama, Suriye cephanesinin berhavası ve elektrik santralinin imhasını doğurup yönetimdeki büyük başarısızlığı sergilediği için kaçarcasına görevinden ayrılan Demetris Hristofyas’tan sonra göreve geldi. Hristofyas en berbat Rum lideri unvanını aldı. Güya Anastasiades “Annan planı destekçisi” ve “federasyon yanlısı” imiş gibi kampanya yapmış, ve öyle seçilmişti. Ama seçildikten sonra yaşananlar sadece sarhoş ve istikrarsız olmadığını, aynı zamanda federasyon falan da istemediğini ortaya koydu. Hele “0 asker 0 garanti” diye özetlediği ve federasyon anlaşmasının imzalanmasına ramak kale Rum kalesine gol atarak tüm Akıncı, Mevlut Çavuşoğlu tavizlerine rağmen Cenevre’de federasyon masasını devirince, foyası iyice ortaya çıktı. Nitekim Rum halkı son kamuoyu yoklamalarında %60 güvensizlik belirtti Anastasiades’in icraatlarına.
Ama, aday yelpazesi Anastasiades’in işine yaradı. İkinc kuvvetli aday faşist Papadopulos’un oğlu Nikolas olunca, diğer iki önemli aday federasyon karşıtı olunca ve daha kötüsü, Akel’in adayı da halktan destek alabilecek birisi olmayınca, şans Anastasiades’e gülmeye başladı.
İşte tam da bu sebeple son zamanlarda Anastasiades ve ekibi görüşmelere dönülebileceğini, kalındığı yerden Akıncı ile federasyon konuşabileceğini, aslında federasyon istediğini söyleyip ikinci turda sol oyları avlamaya çalışıyor.
Bir diğer önemli gelişme de Lefkoşa Üniversitesi rektörü Hristofidis’in kamuoyundaki desteğine rağmen ayağını çok sürtmesi sonucu artık destek erozyonuna uğraması. Hristofidis’in seçilebilme olasılığı görülmese de aday olması durumunda %9 civarında oy alabileceği öngörülüyor. Haberleri dikkatlice okuduğumuzda geçen hafta Politis ve Haravgi’de yayınlanan son kamuoyu yoklamasında Hristofidis’in oylamaya katılmadığı ortamda Anastasiades’in %27, Papadopulos’n ise %16 alabileceği, Akel adayının ise ancak %14 ile üçüncü olabileceği, rektör seçime katılır ise de her üç adayda birkaç puan azalabileceğini ama diğer adaylarda pek bir değişiklik olmayacağını gösteriyor. Bu durumda seçimi Akel ve Hristofidis destekçileri şekillendirecek demektir. Hem Akel hem de Hristofidis “federasyon destekçisi” olduklarına göre ve Papadopulos net bir şekilde federasyona karşı çıktığına göre, Anastasiades’in yeniden niye seçilebileceği ortaya çıkıyor.
Peki Anastasiades’in tekrar seçilmesi federal çözüm imkanını yeniden yeşertebilir mi?
Küfretmek yasak, anlayan anlar… Hani bir deyim var ya, azıcık değiştirerek söyleyeyim: “Katran kaynamayla olur mu şeker, geçmişine tükürdüğüm, soyuna çeker”
Bu haber 254 defa okunmuştur

:

:

:

: