Model tartışması…

Son günlerde Crans Montana’daki başarısızlığın ardından bir model tartışması yükselerek devam ediyor. Aklına gelen bir modelden söz ediyor.
Son günlerde Crans Montana’daki başarısızlığın ardından bir model tartışması yükselerek devam ediyor. Aklına gelen bir modelden söz ediyor.
Son olarak bir sivil toplum örgütü tarafından ortaya atılan ve ciddiye almadığım “Hong Kong modeli” önerisini bir kenara bırakırsak, şüphesiz diğer bütün modeller tartışılabilir. Hong Kong modelini niye ciddiye almadığım sorusuna ise verilecek en net cevap, Kominist Çin’e bağlı liberal Hong Kong ile Türkiye ve KKTC arasında hiçbir benzerlik bulunmayışındandır.
Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun dün Tayvan modelini örnek göstererek, “Mevcut enerji ve doğal kaynak araştırmalarının değerlendirilmesiyle KKTC de Tayvan modeli gibi, kendi özel durumuyla literatüre 'KKTC modeli' olarak girebilir' dedi.

Bu arada Tayvan’ın resmi olarak tanınmamasına rağmen ticari manada neredeyse bütün dünyayla ilişki kurarak, tanınmama engelini aştığını söyleyebiliriz.
Tayvan modelinin kilidi ticaret örgütleridir. KKTC’deki ticaret örgütlerinin uluslararası arenada tanınması, bu modeli savunanların en önemli dayanağı.

KKTC için model tartışması yaparken, şüphesiz yaklaşık 9 ay önce Adadan Dış Bakış’ta konuğum olan Yeniden Doğuş Partisi Genel Başkanı Erhan Arıklı’yı aramamak olmazdı. KKTC’nin alternatifsiz olmadığını ve uygulayabileceği modeller olduğunu ortaya atarak, model tartışmasını başlatan isim olan Arıklı’ya, yaşanan son tartışmalar hakkında ne düşündüğünü sordum.
Arıklı, bugün için KKTC’ye en çok Nahcıvan modelinin uygun olduğunu söyleyerek, “Nahcıvan dış politika ve güvenlikte Azerbaycan’a bağlı, içeride ise tamamen bağımsız bir cumhuriyettir. Bizde de şu an filli durum budur” dedi.
Nahcıvan modelinin dışında Kosova modelinin de bir alternatif olduğunu söyleyen Arıklı, “Biz şu anda resmi olarak tanınma talep etmedik. Böyle bir talepte bulunursak, bizi tanımaya hazır devletler vardır. BM kararı tanınmaya engel değildir. Çünkü BM’nin bizimle ilgili kararı tavsiye nitelikli bir karardır. Yaptırım içermez. KKTC’yi Türkiye örneğinde olduğu gibi tanıyan bir ülke olursa, en fazla kınanır. Yaptırımı olmaz” diye konuştu.
Model tartışmaları yapıla dursun, tek gerçek Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun dediği gibi, bu belirsizliğin daha fazla devam etmemesi gerektiğidir.
Önünü göremeyen, 10 yıl sonrasının, 20 yıl sonrasının planını yapamayan bir ülke, geleceğini inşa edemez. Türkiye 2023’ün, 2053’ün hatta 2073’ün planlarını yaparken, bizim yarın ne olacağını bilemediğimiz bir ortamda yaşamamız beklenemez.
“KKTC sonsuza kadar yaşayacak” söylemini dile getirenlerin, hamasi söylemleri bir kenara bırakıp, bu sözün altını doldurmaları gerekir.
Aksi halde ancak kendimiz söyleriz, kendimiz dinleriz...
Bu böyle biline…
Bu haber 213 defa okunmuştur

:

:

:

: