Putin noktayı koydu

Kıbrıs müzakere süreci ile ilgili beklenen BM raporu belli oldu.
Kıbrıs müzakere süreci ile ilgili beklenen BM raporu belli oldu.
Beklenildiği gibi iki tarafa da dengeli bir sorumluluk yüklendi.
BM Genel Sekreteri Guterres'in 'siyasi irade' vurgusu, Anastasiades'e mesaj olarak algılandı.
Önemli olan sonuç, ortada kuru bir gürültü, tartışma var, ama sonuç yok.
Tabi çeşitli görüşler var;
Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu; Artık uluslararası tanınma için çalışmaya başlamanın zamanı geldi. Bugüne kadar bundan imtina ettik. Ancak artık KKTC'ye uluslararası tanıma için uğraşabiliriz.
Önümüzdeki ikinci bir seçenek ise özerk bir Cumhuriyet. Fransa- Monako ya da İngiltere-Cebelitarık modeli gibi bir yapı. Yani dışişleri ve savunma alanlarındaki yetkilerimizi Türkiye'ye devredip gerisini kendi içimizde yönettiğimiz bir cumhuriyet.
Henüz hangi yolu seçeceğimize karar vermedik. Ankara ile birlikte oturup karar vereceğiz.'
İçe dönük, Türkiye'nin şuan içinde bulunduğu durum dikkate alınmadan yapılmış açıklamalar ve seçime yönelik mesajlar gibi.
Bu mesajlar hala amaca ulaşıyorsa söylenecek birşey yok.
Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu;
'Yine diplomasi yoluyla yine müzakere yoluyla artık bir çözüme gitmemiz lazım. Bu belirsizliği öyle ya da böyle ortadan kaldırmamız gerekiyor. Bunu şu anda gözlemliyoruz, görüşüyoruz, istişare ediyoruz. Güneydeki seçimler bittikten sonra, o zamana kadar bizim de KKTC ile birlikte tutumumuz, duruşumuz netleşir.'
Yani yeni müzakere süreci için açık bir kapı var.
İngiltere eski Dışişleri Bakanı Jack Straw;
'Bir müzakerenin başarılı olabilmesi için her iki tarafın da bir kazanım elde etmesi gerekir. Ancak Kıbrıslı Rumların gözüyle bakıldığında Kıbrıslı Türklerle siyasi eşitliği kabul etmek demek ellerindeki güçten feragat etmek demektir.
Eğer bu sürecin sonunda ödül olarak AB üyeliği verilecek olsaydı, benim görüşüme göre, anlaşmaya da varılabilirdi. Ancak bu ihtimalin ortadan kalkması, bizi hiçbir Rum liderin anlaşmaya seçmen desteği sağlayamayacağı gerçeğiyle yüz yüze bırakıyor.
Artık uluslararası toplumun bu gerçeği kabul etmesinin ve adanın bölünmesini tanımasının zamanı geldiğini düşünüyorum. Bunun, iki toplumun ilişkilerinin iyileşmesine, atlıkarınca misali asla varılamayacak bir anlaşma için müzakere masasında dönüp durmaktan daha çok katkı yapacağına inanıyorum.'
İngiltere eski Dışişleri Bakanı adanın bölünmesinin artık kabul edilmesi gerektiğini söylüyor.
Söylüyor, fakat KKTC tanınsın demiyor.
Kendi ülkesi ve AB'ye eleştiriler yapıyor, söylediklerinde doğruluk payı var.
Özellikle güney için bir motivasyon gerekliliğine vurgu yapıp, AB bir hedef olabilirdi diyor.
Keşke bunları görevde iken söyleseydi.
Bundan sonra, bu değişen adada çözüm ortamını yakalamak zor.
En önemli sebep, istesek de, istemesek de karar verici biz değiliz.
Masadayız ama taraf bile değiliz.
Bir önemli açıklama daha var.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin;
'Rusya, Kıbrıs sorunu için BM Güvenlik Konseyi kararlarına uygun olarak kapsayıcı, adil ve yaşayabilir çözüm bulunmasını tutarlı bir şekilde destekliyor'.
Yani, evet, dünya beşten büyük, ama son söz BM Güvenlik Konseyi ve kararlarının.
Putin bir cümle ile mesajı verdi.
Atılacak her adımda BM Güvenlik Konseyi kararları karşımızda.
Bunu değiştirecek güç varsa, Kıbrıs için her şey ancak o zaman değişir.


Bu haber 574 defa okunmuştur

:

:

:

: