Sözün özü

Cuma günü duasında ve bereketinde olmak ve kalbi duygularında iyilik düşünen, fesatlık ile alışverişi olmayan ne kadar çok insanımız var...
Cuma günü duasında ve bereketinde olmak ve kalbi duygularında iyilik düşünen, fesatlık ile alışverişi olmayan ne kadar çok insanımız var... Bu insanlığın halen daha sürdürülebilir şefkatinin devam ettiğinin göstergesi değil de nedir... Yaşam süresince her bireyin dünyaya yaptığı katkı inkar edilemez niteliktedir. Atalarımızın ifadelerinde yerini bulan iki ata sözü akıllardan çıkmayan tecrübenin insanlara bahşettiği sözlerdir. Bunlardan biri 'Ne ekersen onu biçersin.' Diğeri 'Gülme komşuna gelir başına.' İki söz de her kişi tarafından bilinen ata sözleri. Anlamları kendi içinde saklı olan sözler... Alfabemiz sayılı harfleri ile insan düşüncesinde şekillenen ifade bulan ve dışa aktarımı ile sayfalarda satır olan harfler... İyi ki yazıyoruz,iyi ki okuyoruz,bütün buna benzer nimetlerden şükürler olsun ki faydalanıyoruz... Cuma günleri babamın bıraktığı notlarda mevcut bilgilerin tekrar edildiği gün. Bu gün de Hüseyin Özdemir'in genç bir lise öğrencisinin anılarındaki 1930 yıllarının Lefkoşa'sında kısa bir gezinti yapacağız. O yıllarda geçim kuru ziraat, memuriyet ve öğretmenlik kazançları ile oluyor, Lefkoşa'da yaşam surlar içinde sürdürülürken halkın eğlence diye nitelendirdiği ,sinema, maçların yapıldığı footbal sahaları hep Rumların yaşadıkları bölgede... Türkler arasında doktor,mühendis ve avukat sayısı bir elin parmakları kadar, ulaşım atlı karutsalar ve tren ile yapılmakta otobüslerde Rumlar'a ait. Türk doktorlar hastalarını tedaviye bisikletleri ile gidiyor, öğretmenler okullara gidişte bisiklet başlıca ulaşım araçları ,Türkler arasında sayısı 2-3 geçmeyen tüccar, surlar içinde iki pansiyon, 2-3 şamişici, 3-5 kebapçı olduğu notlarda yazılmış olanlar... Babam sararmış kağıtlar üzerindeki notlarında, Lefkoşa'da iki sebze bahçesi olduğunu bir bahçenin sahibinin genelde Rum kadınların gelip büyüye olan meraklarını burda gidermekte olduklarını yazmaktadır... O yıllarda bir spor camiasına antrenör gelen yabancı uyruklu bir ecnebinin, bahçe sahibine, gel sana bir büyü öğreteyim de zengin ol dediğini, daha sonra toprak testiyi bir bardak kömür tozu bir bardak altın lira ile doldurduklarını ve bir aylığına toprak altına gömdüklerinde bahcecinin,ecnebiden aldığı bilgi ile süre sonunda kömürlerin de altın olacağıdır... Ay geçince testiye bakan bahçeci altınlarının da kömür olduğunu görünce perişan olduğunu, aldatılan ve aldanan bahçeciye halkın günlerce güldüğü notları da var olandır... Babam notlarında 'Hamidiye ' vapurunun 'Abdülhamid kruvazörü' olarak 1903 yılında İstanbul sularına gelerek Osmanlı donanmasına katılan ve 1908 Devrimi'nin ardından adı Hamidiye olarak değiştirilen bir gemi.' nin Mağusa Limanına gelişi ile Adadaki Türklerin gemiyi görmek için limana akın ettiklerini ,kendisinin de Lefkoşa'dan Mağusa'ya 74 mil olan mesafeyi bisikleti ile gidip gemiyi gördüğünü yazmaktadır... Lise son sınıf öğrencisi olduğu zaman gelecek kaygısına düşen babam hangi meslek için eğitim alması gerektiği hakkında düşünmeye başladığı anda sınıf arkadaşı Ertuğrul Denktaş'ın babası o zamanların önemli hukukçusu Raif Denktaş'ın kendisine oğlumla seni Türkiye'ye gönderirim ona göndereceğim para ile beraber okursunuz dediğini ! Zaten giriş sınavlarında diploması pekiyi olan babamın 'Bakalorya' muhafiyeti kapsamında olduğu da kağıtlarındaki anıları arasındadır... Raif Denktaş'ın babama 'Ne İngilizlere ne Rumlar'a güvenme onlar başarılı Türk çocuklarının adam olmasını istemezler' nasihatini de bizlere notları içinde miras bırakandır... Ancak babam bir anda gelişen ailevi nedenler ile kendisini 'Omorfo Öğretmen Koleji' öğrencisi olarak bulur... Çağımız gelişmeyi açık ve gençliğin her türlü imkanı olan bir dönem ve bu dönemde yetiştirdiğimiz çocuklar ve yetiştireceğiniz evlatlarınız adına hakikaten sevinç duymamak gururlanmamak elde değil,çocuklarımızla gurur duyuyoruz... Onlara sağladığımız imkanların şükründe ve bu Cuma günün duasında olmamız gerektiğini hepimizin bir kez daha düşünmemiz de fayda mülahaza etmekteyim ... Bu günün sözü ise Mevlana'dan olsun' İnsanda güzel olan yüzdür, Yüzde güzel olan gözdür, Ama insanı insan yapan ağzından çıkan sözdür.' Hayırlı Cuma'larda dualarınızın kabulü niyeti ile iyi hafta sonları...

Bu haber 831 defa okunmuştur

:

:

:

: