Harid Fedai anısına...

Onunla ne zaman tanıştığımı uzun uzadıya düşünmeme gerek yok. Hani yaşamınızda milatlar vardır ve siz onları asla unutmazsınız…
Onunla ne zaman tanıştığımı uzun uzadıya düşünmeme gerek yok. Hani yaşamınızda milatlar vardır ve siz onları asla unutmazsınız…
Yıl 1997… Aylardan nisan… Atatürk Kültür Merkezinde bir resim sergisi… O yıllarda Yakın Doğu Kolejinde öğretmenlik yapıyorum. Durmadan şiirler, yazılar yazıyorum. Alabildiğine üretken yıllarım ama bir türlü kitaplaştırma cesaretim yok.
Sergide rahmetli Şinasi Tekman hocamla karşılaşıyoruz. Maarif Koleji’nde görevliyken okul müdürümüzdü. Aydınlık yüzlü, babacan ama otoriter bir müdür… Sergide karşılaştığımızda, neler yaptığımı soruyor.
İlk yazım YAŞAMA SEVİNCİ isimli köşemde “ MERHABALARIN BORCU” 30 Mart 1997 tarihini taşıyor ve 3. Kitabım “ Biraz Mutluluk Alır mısınız?” ın ilk sayfalarında yer alıyor yıllar sonra… (yıl 1999)
Şinasi Hocam, Kıbrıs gazetesindeki yazılarımı keyifle okuduğunu ama şiirlerimi ne yaptığımı soruyor. Onları hala bir yerlerde yazmadığımı öğrenince üzülüyor. Şiirlerini benim sanat galerimde sergilersin, değişik olur, diyor. Ardından da, “Gel seni biriyle tanıştıracağım. Bu konuda üstat odur. ” diyerek, beni çok uzun boylu, haza beyefendi, çok kibar birine takdim ediyor. Türkçeyi çok düzgün konuşan Harid Fedai…
Ayaküstü uzunca bir sohbet gerçekleştiriyoruz. Bir deli cesareti, ona şiirlerimden söz ediyorum. Şayet kabul ederlerse şiir dosyamı vermek istiyorum. Bence biraz da Şinasi Beyden dolayı, olur, diyor.
Düşünün hiç tanımadığı, neyi, nasıl yazdığını bilmediği birisinden böyle bir teklifi kabul ediyor. Ertesi gün, hemen dosyayı tarifi üzerine Köşklüçiftlik’teki apartmanın 5. Katına götürüyorum. Nefes nefese kalıyorum; hem pek çok merdiven hem de heyecan… Kalbim küt küt atıyor.
Aradan birkaç gün geçiyor. O mu beni, ben mi onu arıyoruz, hatırlamıyorum, kahve içilen bir yerde buluşuyoruz. Şiirlerimi çok beğenmiş. Bir şiir üzerinde ne kadar çalıştığımı soruyor. Eğitimimi, kaç yıldır yazdığımı, hayatımı… “Bu renkliliğin nerden geldiğini anladım… Atalarınız tam bir mozaik… Geniş coğrafyalardan gelenler çok donanımlı oluyor. Ne kadar çok insan tanırsanız, o kadar zenginleşiyorsunuz…” diyor. Elbette okuma tutkumu ve öğrenme zevkimi de anlatıyorum.
Daha sonra ne zaman karşılaşsak, sözümüz sohbetimiz şiir üzerine oluyor. O, şiiri oya gibi işlemeli insan, diyor. Her sözcük üzerinde günlerce düşünmeli… Ben de yıllar sonra “ sözcüklerin kuyumcusu olmak” diye tanımlıyorum, şiir yazmayı…
Ne zaman aklıma düşse Harid Bey, onu “Sevda Zamanı” şiiriyle anımsarım. Ben o şiirine İpek Hanım, derim hep… İçinde İpek Hanım anlatılır çünkü… Bir sevda ancak bu kadar ince anlatılabilir de ondan…
HAZIRLIKLAR…
Hemen çalışmalara başlıyoruz. İlk işimiz Tekman Sanat Galerisi’nde sergi açmak… Şinasi Bey, fikir babası zaten, oluru veriyor. Onun ağaç figürleri arasına duvarlardaki boşluklara yerleştireceğiz şiirleri… Sanata gönül veren insan farklı oluyor gerçekten. Daha sonraki yıllarda her şiir buluşmasında, galeride sıcak elma şarabı ikram ediyor bize… Yanında başka ikramlarla… Hele de hava soğuksa… Bir başka şölen oluyor bu toplantılar… Herkes yeni şiirlerini okuyor, paylaşıyor… O günleri yaşayanlar bunları çok iyi anımsarlar… Kocaman gönlünü açarak paylaşan insan şimdi KUBBEDE HOŞ BİR SADA…
ŞİNASİ TEKMAN SANAT GALERİSİ…
2 Mayıs 1997… Akşamüstü… Kaldırımlar bahar yağmuru sonrası ıslak… Havada mis gibi toprak kokusu var. Kıbrıs’a özgü tüm ağaçlar ve çiçekler açmış. Aslında benim gönlümdeki mutluluk çiçekleri açmış…
Galerinin kapısında davetime gelen arkadaşlarım, dostlarım, basın, her okuldan öğretmen arkadaşlarım, üniversiteden hocalar ve sanatçılar var. Bu kadar kalabalıkta Şinasi ve Harid Beylerin de katkısı çok büyük… Çevreleri çok geniş… Onların davetleri elbette çok etkili olmuş. Doğal olarak Açılış konuşması Harid Fedai’den…
Sayın Fedai, araştırmacı- yazar kimliği ile bilgilendiriyor gelenleri… İlk kez bir şiir sergisi açıldığını anlatıyor. Çok yıllar önce bir hanım şiirleriyle resimlerini bir araya getirerek bir sergi açmış; ancak benimki sadece şiirlerden oluştuğu için bir ilk…
Çok heyecanlıyım. İçim içime sığmıyor. Bakıyorum çiçek gönderenler, buketlerle gelenler var. Mutluluktan havalara uçuyorum. Olumlu sözler, övgüler alıyorum. Bir de kasete okuduğum kendi sesimden şiirler içerinin atmosferini daha bir güzelleştiriyor. Sergi bir hafta açık kalıyor.
Sonraki zamanlarda Harid Bey, her zaman sağlam dostluğu ile yanımda. Akıl danıştığım, etkinliklerde, şiir akşamlarında, sergilerde buluştuğum; çalışmalarıyla bende hep hayranlık uyandıran, çalışkan insan…
Yaşamımıza değer katanları unutmamalıyız.
Ben yakın zamanda ışıklara uğurladığımız değerli HOCAM, yol göstericim sayın HARİD FEDAİ’ye Tanrı’dan rahmet, yaslı ailesine başsağlığı diliyorum.
Biz araştırmacı yazar, şair, gönül dostu bir büyük insanı kaybetmenin burukluğunu yaşıyoruz. Kıbrıs Türk Edebiyatının başı sağ olsun...
TEMMUZ GÜZELLEMESİ
Havalimanına sığmaz olurum
Salınarak sökün ettiğin an
Ağzıma gelir yüreğim
Bilesin.
Dizeler divana durur belleğimde
Hoş geldin demek için sana
Gülücükler taşar yanaklarından
Dizlerim tutmaz olur.

Sonra… Başlarsın konuşmaya
Dilimin güzelliği sendedir
Sana yangınlığım biraz da bundan…

Salamis denizinin anlatacakları varmış
Osmanlı’dan, Venedik’ten, Lüsignan’dan
Bizans’tan, Roma’dan, Eski Yunan’dan
Dalgaları haberci gönderir durur
Kumsala yayılıp geri dönerler
Efsane artığı ak köpüklerle
Sen yokken, sahil yoktur, dünya yoktur…

Desdemona yollarını gözlemekte nicedir
Biliyordur, Akdeniz masallarını seversin sen
Döner, bana anlatırsın
Yıldız boyu… Şafak sökene değin
Ellrim iki örgülü saçlarına uzalı
İki ebru gülümserken yanaklarında
Yıldız boyu… Şafak sökene değin
Pakistan Geceleri baygınlığında…
(Koza, 1997)






Bu haber 215 defa okunmuştur

:

:

:

: