Bugün dikiş günü...

Günlerden elbette Pazar... Sabah alıp başımı bir yerlere gittim. Gönlümce bakındım, alışveriş yaptım. Kahvemi yudumladım...
Günlerden elbette Pazar... Sabah alıp başımı bir yerlere gittim. Gönlümce bakındım, alışveriş yaptım. Kahvemi yudumladım...
Gardrobuma baktım. Biraz değişiklik yapmalı... Ben hiçbir elbisemi ertesi yıl o şekliyle giymem.
Kollar kesilir, yakalar değiştirilir, etekler kısaltılır... Danteller, kurdeleler eklenir, kadife fiyonklar hazırlanır...
Bu işe bayılırım... Elbette boyumu aşan işlerde terzim devreye girer... Sağ olsun, eli çabuktur, beceriklidir; en önemlisi de tam istediğim gün ve saatte giysim hazırdır...
Makas, iğne, iplik üçlüsüyle zamanın nasıl geçtiğini anlamam... Hele de sonuç istediğim gibi olmuşsa...
Bence verimli bir gün oldu...
Sizin gününüz nasıl geçti efendim?

Üçlükler
Ruhum gölgesinde huzurun
Sevdanın güneşinden
Kaçıyor durmadan...

Sen ayna gibisin güzelim
Yüzüne bakınca
Sevdamı görüyorum...

Yağmurum ol
Yağ gönlüme çisi çisi
Ayçiçeklerim açsın...

Yaşamın keşkelerine
Bir son vermeli
Yaşam bitmeden...

Yüreğimin baharlarına
Kelepçeler takma
Müebbet olsun aşkım...

Sen bir gün batımısın
Bense yeni doğuşlara tutkun
Boşuna çağrılama, gelemem...

Hepimiz
Umut ağacının bir dalına
Asılıyız...

Ayşe TURAL

OLUR YA...
Umutlarınız kırılır bazen... Hayat yorar sizi... Yalnızlığınız ağır bir yük gibi çöker omuzlarınıza... Bıkarsınız bir şeylerden... Keyfiniz kaçar...
Bazen gerçekten benzer duygular taşırım...
Ne var ki sabah olmaya güneş doğmaya görsün... Hepsi dağılır... Yaşama sevinci yakama yapışır...
Sabaha kocaman GÜNAYDINLARınız olsun...

Ülkem
Yeni bir gerçekliğim başlar
Gün batımlarında
Bir mavi-uç olur ülkesi olur ülkem...
Gölgeler
Gölgeler devleşir...
Bir uçtan bir uca
Mavilikler kentleri sarar
Büyülü sıcaklık
Büyülü bir göz
Ardından
Mavi-uç olur ülkem...
Ayşe TURAL

OLDUĞUM GİBİ...
Zaman zaman içimden, dışıma/ kendime bakarım... Tıpkı bir başkası gibi.. Zor değil aslında; çok eğlenceli gelir bana...
Yedi kralla barışık derler ya, ben aynen öyleyimdir... Kendimi her halimle severim...
Çok saf taraflarım vardır mesela. Her söylenene inanıverir çocuk yüreğim...
Hiçbir şeyde art niyet aramam... Art niyeti anladığımda atı alan Üsküdar'ı çoktan geçmiştir... Ben de kafama takmadan arkamı dönüveririm... Beni mumla arasa bulamaz...
Ah! Kendimi korumanın yolu bu bence...
Tanıştığım her kişiye / termometrenin tavanından puan veririm. Her yanlışta derece düşer tabi... İçimi üşüttüğünde artık ruhumdan birkaç kilometre uzaktadır... Tanıdığımı bile unuturum...
Sevgim sonsuzdur... Dünyaları kucaklayabilirim. Hak edene bol bol veririm; değer bilmeyene alabildiğine cimri davranırım...
Her işimi kendim yapmayı severim. Arabamı kendim yıkarım, büyük bir keyifle hem de... Bahçede çalışırken saatleri unuturum. Hele de o kitaplar yok mu? Bazen gün ışıyıncaya kadar okurum...
Kızar mıyım? Evet! Ender ama kızdırmaya görsünler...
En çok sözünde durmayanlara...
Bir de işini iyi yapmayanlara çok kızarım.
Geçenlerde balkon demirlerini boyarım, diyen gence / tüm tembihlerime evet deyip/ ortalığı boya
lekesi içinde bıraktığında / elbette parasını tam ödedim ama/...
' Sakın gözüme bir daha görünme... Asla ' Ne iş olsa yaparım abi ' modunda olma... Dedim...

Gözü korktu eminim... Ardından gülümsedim. Bu dersi ömür boyu unutmaz inşallah!
Yaşam verdiğimiz kadarını almayı hak ettiğimiz bir zaman dilimi sanki...
Her duyguya, her adıma, her duruma kendimizi uydurabilirsek hayat sanki daha güzel oluyor gibime geliyor...
Biraz Pollyannacılık, biraz da bukalemunluk gibi... Olsun...
Benim hiiiiç şikayetim yok...
Hatta ona bayılıyorum...

SİHİRLİ FÜLÜT
içimdeki çocuk
dur durak bilmez
nedense bütün oyunları
silbaştan oynamak ister...
uçurtma ipim
ne olur beni de taşı
pamuk şekeri bulutlara...

bir su damlası
nasıl unutur gökyüzünü
güzelim toprağa dokundu diye...

kışa küsen sardunya
ne zaman güldü
sarmaşığa?

kocaman bahçemde
tek kanatla
nasıl uçar kelebek?

erik ağacına mı saklandı
'Bremen Mızıkacıları'm...
Ya 'Çizmeli Kedi'm nerede
Kaf dağına mı kaçtı?

hey 'Sihirli Fülüt'
çabuk iş başına...
gel gidelim seninle
masal ormanımıza...
Ayşe TURAL


KİLİTLİ SANDIKLAR...
Yaşam yolculuğunda herkesin içinde kalan düşleri vardır.
Oysa hiçbir düş, hiçbir özlem sandıklarda kalmamalı...
Yamalı bohçalardan çıkarılmalı, gün yüzü görmeli...
Görmeli ki keşkeler çoğalmasın...
Haydi bugün kilitli sandıklarınızı, yamalı bohçalarınızı açın...
HAZAN hüzünleri çağrıştırıyor çünkü...
Kim bilir, belki birkaç damla GÖZYAŞI yüreğinizdeki acıları hafifletebilir...


GÜNCELLEME
bir söyleşi
suskun bir söyleşi hem de
bol hüzünlü bir suskun söyleşi
dünleri güncelleme adına...

gelin önce
sözün mührünü çözelim
bir güzel...
bir dost selamı alalım
dünlerden...

bulabilirsek eğer
ruhumuzdan
bir de kopya çekerek başlayabiliriz
siyah- beyaz olsun ama
biraz da gri...

yaşam sınavınızda
ne zaman sınıfta kalmıştınız
yoksa geçer not muydu
hatırladıklarınız...

gidenin ardından
bakakalmaktır öylecene
hele de giden
durduramadığınız zamansa eğer...

Ayşe TURAL

HAYATA DOKUNMAK...

Ne güzel bir duygu, ne güzel bir söz HAYATA DOKUNMAK... Bu söze bayılıyorum. 14. kitabımın adı bu...
Bence hayatı içimizde hissettikçe, yaşama sevinci duydukça hayata dokunmuş oluyoruz... Farkına vardıkça, tadını damağımızda hissettikçe yaşadığımızı anlıyoruz çünkü...
Sevdiklerimizle, dostlarımızla konuşup paylaşırken hayatı; bizden binlerce kilometre uzakta, hiç yüzünü görmediklerimiz, sesini duymadıklarımızla da benzer paylaşımları yaşamak harika!
Sanırım bun başarmak için, gerçekten istemek ve paylaşmaya hazır yürekli olmak gerekiyor... Bunlar da sizde var zaten... Gerçekten iyi ki varsınız...
Ben anlatabildiğim kadar varım, sizler de anlayabildiğiniz kadar... Duygularımızı, düşüncelerimizi, hayallerimizi aynı noktada kesiştirmek marifet ister, farkındayım... Çok da zor iştir, ama biz sizlerle bunu başarıyoruz...
Benimle paylaştıklarınızı yakın çevrenizle, kendinize yakın hissettiklerinizle de paylaşın, ne olur! Hayatın içinde her zaman İNSANIN İNSANA BORCU VARDIR, diye düşünürüm:

Onu anlamak/ onu dinlemek/ küçük de olsa yardımlarda bulunmak/ moral vermek/ destek olmak/ anlayış göstermek/ hoşgörülü davranmak/ bazen kendimizi onun yerine koyabilmek... Gibi.

Zaman zaman bir kahve molasında başbaşa olmak isteyen dostlarım, öğrencilerim, hatta hiç tanımadıklarım olmuştur. Onlar anlatır, ben sadece dinlerim... Ara sıra da sorular sorarım. Ayrılırken bana sarılır ' Çözümü buldum, bana yol gösterdiniz, teşekkür ederim...' derler.

Oysa ben sadece yüreğimle dinlemiş, anlamaya çalışmışımdır... Sadece dolaşmış yumaklarını açmalarına yardım etmişimdir, ipin ucunu görmelerini sağlamışımdır... Hepsi bu... Dıştaki göz, her şeyi daha net görür... Ormanda kaybolanın yönünü bulamaması gibi... Oysa helikopterdeki tüm yolları görür...

Yaşama dokunurken SEVGİ ile davranmayı unutmayın, PAYLAŞMAYI da... Sözümü bir sayfa izleyicimin bana yazdığı dizelerle bitirmeme izin verin. (Dizeler onun mu bilmiyorum...)

' Sizde fazla bir mavi var mı,
fazla bir gökyüzü,
fazla bir 'Perşembe'
fazla bir gülüş
sizde fazla bir hayat var mı?'
(HASAN HASAN)

Ben inanıyorum ki paylaşmayı bilen her yürekte /FAZLA BİR HAYAT.../ mutlaka vardır. SEVGİLERİM HEPİNİZE...

DENGESİZ
Açlığın ortasında
Virgüllerle savaşır doymuşluk...
İnadına adilenir umutlar,
Gösterişe kapı açılır...

Aldanışlar sarılırken
-ayrıkotları misali-eteklerimize...
Yalanlar gerçeklerle dolaşır.
Bir değil
Bin bilinmezliktir...

Sonunda
Aklım karışır...
Ayşe Tural

NE OKUYORSUNUZ?
Bugün hava yağdım / yağacağım edasında... Hafiften esen rüzgar üşütmüyor... Sararan yaprakların bin bir tonu yerleri halı gibi döşemiş... Sonbahara bayılıyorum... Ruhuma çok yakışan bir elbise o... Biraz hüzün biraz aşk kokuyor...

Her şeye rağmen ağaçlar, çiçekler inadına en güzel çiçeklerle 'biz burdayız' diyor... Böyle havalara bayılırım... Müzik dinleyebilirsiniz... Bahçede uğraşabilirsiniz... Kısa bir yürüyüş yapabilirsiniz...
Hoşça kalın...
Sevgiyle kalın...

DERİNDEN KIRILIŞ
içimde
binbir düşler bırakıp gittin...
zamansız bir gidişti
bilesin...
ummadığım zamanda
derinden kırılıştı...
Ayşe TURAL

DURMADAN ÖĞRENİYORUM...
Her İŞ ya da EYLEM kendimi ve gücümü öğrenmem için inanılmaz güzel bir fırsat...

SAKİN ol...
DUR...
İZLE...
KARAR VER...
EYLEME GEÇ...
Belirlediğin hedeflere ne kadar çabuk ulaştığına inanamayacaksın...

DÜŞ ODASI
gel
gerçeğin düş odasına
düşelim beraber...
sonra uzanalım
dörtnala okyanuslara...

bir güneş cümlesi
al getir de
yapıştır alnıma...
bir o kadar da ay ışığı
ser ayaklarıma...
Ayşe TURAL

SİZLERLE OLUNCA...
Ben, sizlerle olunca yaşadığımın ayırdına varıyorum. Köşeme çekilip sizlerden uzaklaşmak bana göre değil. Daha doğrusu düşüncelerim ve duygularım sizlerden besleniyor da ondan. Herkese merhabalarım oluyor gün içinde...
Temizleyici dükkanına giriyorum mesela… Güler yüzle karşılanıyorum her zamanki gibi… Orada çalışanlardan biri Turgay Hasan… İngiltere’de doğup büyüdüğünden Türkçeyi dili çarparak İngilizce gibi konuşuyor.
Turgay şöyle diyor bana: 'Ayşe Hoca, kitabını okudum. Okurken kendimi yeşil bir ovada zannettim, hem de güneşli bir günde… Çok duygulandım, çok… Ağlamak geldi içimden, gözlerim doldu… Çok güzel yazmışsın…'
O an, kendimle gurur duyuyorum. İyi ki varsınız etrafımda, diyorum. Zamanın geçişinden de mutlu oluyorum. Demek ki boşuna geçmiyor, işe yarıyor, ben onu doğru kullanıyorum, diye düşünüyorum.
Mutlu hafta sonlarınız olsun efendim...
Bu haber 195 defa okunmuştur

:

:

:

: