'Ehliyet sistemi' terörü besliyor

Bu ülkede terör var.
Bu ülkede terör var.

Terörün mağdurları da her zaman için masumlar.

Bizdeki terör topla, tüfekle, savaşla değil, trafikte hayat buluyor.

Çünkü trafik kuralları yaşamla bütünüdür, aslında trafik yaşamdır, günümüzün önemli bir zamanı trafikte geçiyor.

Kendi hatalarımızın, başkalarını da etkilediği ortak kullanım alanıdır.

Kuralsız olduğumuz, kural tanımadığımız, başkalarına saygı duymadığımız, dışa vurduğumuz mecradır trafik.

Sonuçları ortada, üstünde lüks araçların seyahat ettiği, lüksü gelişme, iyi yaşam göstergesi sayan anlayışın olduğu, fakat altyapısının denetimsiz, umarsız oluşturulduğu yol ağı ile her türlü tehlikeye açık bir memleket.

Tüm bunlara yönetim, denetim, suiistimal, çökmüş bürokrasi, popülizmle, partizanlıkla, adamına göre iş mantığıyla oluşturulmuş kadrolar eklenince sorun sadece trafik olmaktan çıktı ve aynen teröre dönüştü.

Bu kadar üniversite, bir o kadar daha sıra bekleyen eğitim kurumu, bunlara eğitim için gelecek binlerce öğrenci.

Onları taşıyacak kocaman otobüsler, araçlar, yollarda karıncalar gibi dağılan çocuklar, gençler, öğrenciler.

Gecenin bir yarısı, Girne'den, ADA TV'den, eve, Alayköy'e dönüyorum.

Girne, Lefkoşa yolu, yol boyunca insanlar, öğrenciler atılıyorlar yollara, tarlalardan, ara yollardan çıkıyorlar.

Kimisi yürüyor, kimisi otostop çekiyor, yağmur mu var, soğuk mu, tehlikeli mi, onlar için hiç önemli değil.

Hatta gündüz saatleri de aynı tablo yaşanıyor.

Tamamen güvensiz ve her türlü güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğumuz yabancı uyruklu öğrenciler tam bir tehlike çemberinin içinde.

Sadece yollar mı güvensiz, sürücüler mi dikkatsiz, nerede başlıyor yanlışlar serisi?

İnsan faktörünü düşünürsek, hep tartışılan bir konudur 'ehliyet verme sistemi' çünkü yollara sadece kendini değil, başkalarını da etkileyecek, sürüşle, saygıyla, kuralla, toplum içindeki davranışların bütünüyle harmanlaşmış yeni 'sürücüler' çıkarıyor.

Bunun elbette ciddiye alınması gereken bir eğitim, hazırlık, altyapı süresi var.

İyi hazırlanan, her şeyiyle eğitilen, denetlenen, sürücüler yollardaki kaliteyi de artıran en önemli faktördür.

Peki, bunu sağlayacak eğitmenler, müfettişler, okullar onların bu tablodaki yeri nedir?

Onların yeri, temeldedir, yapı taşıdır, her önüne gelen bu işleri yapamaz, yapmamalı.

Trafik terörünü yaratan, en başta 'ehliyet verme sistemidir'.

Ülkedeki birçok olumsuzluk yaşanırken, bu konuda normallik beklenebilir mi?

Beklenemez, nitekim ortaya bir skandal çıktı.

Önce, Şoför Okulları Birliği Başkanı Barış Tilki 'Şoför okullarının yarısı rüşvetle ehliyet veriyor' diyerek önemli bir iddiayı ortaya attı.

Sonrasında ortaya çok ciddi iddiaların, tutuklamaların, yargı sürecinin başladığı bir konu çıktı.

'Ülkeye hiç gelmemiş kişilere KKTC ehliyeti almalarını sağladıkları suçlamasıyla dört kişi gözaltına alındı.
Ülkeye hiç gelmemiş kişilere sürüş ehliyeti vermek suçlamasıyla biri üst düzey mevkide olan üç ehliyet müfettişi ile Girne'de faaliyet gösteren bir şoför okulu işletmecisi gözaltına alındı.'
Vatandaşlık verilmesinin, istisnai vatandaş yapılmasının tartışıldığı bu ülkede, yine ülkeye hiç gelmeyenlere ehliyet verdiği suçlamasıyla üst düzey görevliler tutuklanıyor, suçlanıyor.
Şaşırdım mı, hayır, şaşırmadım.
Konu yargı da, nereye kadar gider, sonuç ne olur bilemem, ama suç varsa bu işin sadece yurt dışında yaşayanlarla sınırlı olmadığından eminim.
En kötüsü kamuoyunda ki inanış ve güvensizlik.
'Nasıl olsa bir şey çıkmaz, aklanırlar, konu kapanır' düşüncesi toplumsal tepki de en üst düzeyde.
Bu kadar kötü bir sicilimiz var.
İlgili konuda kararı ve sonucu merakla beklerlerken, trafik terörünü besleyen esas faktörün 'ehliyet verme sistemi' olduğunun bir kez daha altını çizmek isterim.
Düşünsenize, iddiaya göre yüzlerce insan yasal olmayan yöntemlerle yollarda, aramızda, bizimle beraber trafikte.
Genelleme yapmadan şunu da söylemeliyim;
Ehliyet verme sisteminin içinde olduğu durum ve trafik terörünü nasıl beslediği ortada.

Bu haber 316 defa okunmuştur

:

:

:

: