Sabah erken kalkan Meclis’e öneri sunuyor

Kıbrıs’ta bazen olan biteni anlamak mümkün olmuyor. Kıbrıs meselesi gibi geleceğimizi ilgilendiren öyle hayati konularda, öyle adımlar atılıyor ki, insan her gün yaşananlara şaşırmadan edemiyor.
Kıbrıs’ta bazen olan biteni anlamak mümkün olmuyor. Kıbrıs meselesi gibi geleceğimizi ilgilendiren öyle hayati konularda, öyle adımlar atılıyor ki, insan her gün yaşananlara şaşırmadan edemiyor.
Son vaka, Meclis’te bulunan 19 vekilin federasyonun bir çözüm modeli olmaktan çıkarılmasına ilişkin Meclis’e sunduğu öneriydi.
Bu öneriye baktığınızda sanırsınız ki, gerçekten ya Cumhurbaşkanı Akıncı önderliğinde müzakere heyetinin böyle bir niyeti var, ya da Ankara’dan bu yönde bir işaret geldi.
Hayır, hiçbiri değil.
Kıbrıs siyaseti CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman’ın da dediği gibi öyle laubali bir şekilde yürütülmeye çalışılıyor ki, Lefkoşa’da yapılan hesap, adanın bir adım dışına çıkıldığında şaşıyor. Avrupa’da, dünyada esamesi bile okunmuyor.
Nitekim, hem Türkiye Büyükelçisi’nin 29 Ekim törenlerinde “Eşgüdümle Kıbrıs siyasetini yürütme” mesajı, hem de Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tıkanan müzakereleri açmak için Yunanistan’ı ziyaret edeceğini açıklaması bize bir gerçeği gösteriyor.
Türkiye çözüm perspektifinden vazgeçmedi. Erdoğan’ın Atina’ya yapacağı ziyaretin de Kıbrıs’ta müzakereleri yeniden başlatma potansiyeli taşıdığı bir gerçek.
Hal böyleyken Cumhuriyet Meclisi’ndeki 19 vekilin hangi akla hizmet, “Federasyonun çözüm modeli olmaktan çıkmasını” öneren bir karar istediklerini anlamak mümkün değil.
Ankara ile mi istişare ettiniz, hayır.
Cumhurbaşkanı Akıncı önderliğindeki müzakere heyetinin böyle bir talebi mi oldu, elbette ki hayır.
Partilerinin karar organlarında böyle resmi bir tutum mu belirlendi, ona da hayır.
Peki o zaman bu öneriyi niye verdiniz.
İçinizden sabah erken kalkan biri, “durun ben bir öneri vereyim, seçim öncesi biraz da PR çalışması olur, hava biraz dağılır” mı dedi…
Bunları gerçekten tüm iyi niyetimle anlamaya çalıştığım için soruyorum.
Neden bu öneriyi verdiniz?
Yok eğer siz bu öneriyi doğru buluyorsanız, neden daha sonra geri çektiniz?
Hiç olmazsa buna bir yanıt verin.
İstanbul’da bir konferans veren Cumhurbaşkanı Akıncı, bir kez daha eşitlik, özgürlük ve güvenlikten ödün veremeyeceklerini belirterek, Kıbrıs’ta çözüm için bu üç şartın olmazsa olmazları olduğunu söyledi.
Akıncı’nın her fırsatta verdiği bu mesaja rağmen acaba bu 19 vekilin niyeti, biraz daha farklı görünmek adına, “Biz daha milliyetçiyiz” söylemiyle seçmene göz kırpma telaşı mı?
Peki ama Kıbrıs meselesi hani anavatan ile eşgüdüm içinde, birlik ve beraberlik içinde yürütülecekti.
Ne oldu bu ilkelere, cevap verin…
Akıncı, çözüm için “eşitlik, özgürlük ve güvenlik” diye şartlarını sıralarken, BM parametrelerinin de çöpe atılamayacağını söylüyor. Ama hemen peşinden, “50 yıl daha amaçsız bir şekilde müzakere yürütülemeyeceğini” de sözlerine ekliyor.
Akıncı, çözümde gecikmenin nedeni olarak da sizin her fırsatta ima ettiğiniz gibi Kıbrıs Türkü’nü sorumlu görmüyor. Açık açık “Rumlar, devlet erkini bizimle paylaşmak istemiyor. İşin özeti budur” diyerek, aslında tüm Kıbrıs Türklerinin ortak duygusun dile getiriyor.
Cumhurbaşkanı’nın bu siyasetinin Ankara tarafından da desteklendiği aşikar.
Öyle olmasa Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs meselesinde yeniden bir yol alabilmek için aralık ayı başında Atina’ya gidip Çipras’la görüşmez.
Sözün özü şu: Kıbrıs’ta çözüm meselesi, “erken kalkan yol alır” misali, sabah ilk kalkan milletvekilinin, aklına eseni söyleyip başına buyruk davranamayacağı kadar hassas.
Bu arada Ankara’ya sorulsun falan diye de şart koşmuyorum, sakın yanlış anlaşılmasın. Ama hiç olmazsa halka sorun.
Bakın bakalım, temsil ettiğiniz halkın, çözümsüzlüğün kalıcı hale gelmesi yönünde bir talebi var mı? Müzakerelerin tamamen kopması isteniyor mu?
Bu soruya verilecek cevap, size de Kıbrıs sorununda doğru yolu gösterecektir…

Bu haber 165 defa okunmuştur

:

:

:

: