Rumlar çözümü istemezse Kıbrıslı Türklere ne olacak?

Ada’dan Dış Bakış’ta dün konuğum olan CTP Lefkoşa Milletvekili ve aynı zamanda Baş müzakereci Özdil Nami’ye bu soruyu sordum.

Ada’dan Dış Bakış’ta dün konuğum olan CTP Lefkoşa Milletvekili ve aynı zamanda Başmüzakereci Özdil Nami’ye bu soruyu sordum.

Bu soruyla başladım çünkü programdan hemen önce Sayın Nami’nin Reuters’e verdiği demeç büyük yankı yaratmıştı.

Başmüzakerecimiz, “Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlayabilmesi için, olası başarısızlık durumunda Kıbrıslı Türklerin siyasi statüsünün ne olacağının netleşmesi gerekir” demecinin altının şöyle doldurdu:

“Crans Montana ve Kıbrıs Konferansı’nın yapılmış olması tarihi bir dönemeçti. Bunları olmamış gibi davranamayız. Eski süreci bunlar yaşanmamış gibi devam ettiremeyiz. Demek ki yeni bir şeyler söylemek lazım. Bu ihtiyaç halkın ikna edilmesi için de mutlaka gerekli. Çünkü adanın her iki tarafında da sürece yönelik bir inanç eksikliği, bu anlamda ciddi bir erezyon var.

O yüzden, bu kez oturduğumuzda bitiş tarihi belli olacak. O bitiş tarihi geldiğinde Kıbrıs meselesi artık tarihe gömülmüş olacak. Yani mutlaka müzakere masasına oturmadan önce iki taraf yeni bir kurgu üzerinde, yeni bir uzlaşıya varmak zorunda. Aksi halde liderlerin halkın desteğini arkalarına alıp, inandırıcı olmaları mümkün değil. Bunun da olabilmesi için, başlangıç tarihi gibi bitiş tarihinin de belli olması lazım. Sürecin açıkta kalan ana konular üzerinde odaklanması lazım. Rum tarafının öne çıkarmaya çalıştığı gibi sadece güvenlik ve garantiler boyutunun değil, açıkta kalan tüm ana unsurları bitirecek bir çaba olması lazım.

O çabanın sonunda iki şey olabilir. Ya referanduma gidilir. Rum tarafı o noktada referanduma gidilmesini engellerse, ya da referanduma gidip Annan Planı’nda olduğu gibi onlar hayır, biz evet dersek, artık bu işin nihayet olduğunu süreç başlamadan tespit etmemiz lazım.

Bizim Kıbrıslı Türkler olarak dünyada yerimizin ne olacağının bilinmesi lazım. Rum halkının da bu bilinçle yola çıkması lazım.”

Ezber bozan bu çıkışın ardından Sayın Nami’ye sözünü ettiği o yeni müzakere sürenin ne kadar bir zaman olduğunu sorduğumda ise “Yıllarla değil, aylarla tarif edilecek kısa bir süre” yanıtını verdiğini not ettim.

Başmüzakereci Nami, bütün bunların liderler müzakere masasına oturtulmadan gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyor.
Ancak böyle bir sürecin sonunda hem güneyde hem kuzeyde liderlerin halk desteğini alabileceğini, bunda ısrarcı olmamız gerektiğini ifade ediyor.
Rum tarafının artık mutlaka bu noktaya gelmesi gerektiğini ifade eden Nami, bu statükonun bundan böyle devam ettirilemeyeceğinin de altını kalın çizgilerle çiziyor.
Özdil Nami, açıkta kalan ana konuların ne olduğuna ilişkin soruma da BM belgesinin ortada olduğunu belirterek, şu vurguyu yaptı: “Güç paylaşımı, dönüşümlü başkanlık, federal kurumlarda etkin katılım gibi konular açıkta kalmıştır. Bireylerin seyahat özgürlüğü de açıkta kalan konular arasındadır. Mülkiyet meselesinde de hala daha açıkta kalan konular var.”
Peki çözüm olmazsa ne olacak…
Sayın Nami, bu soruya da şöyle yanıt verdi:
“Çözüm olmazsa hayat devam edecek. Bu çözüm irademizi dünyaya taşıyacağız. Dünyaya ‘biz üstümüze düşeni yaptık’ diyeceğiz. Ama karşı taraf eşitlik temelinde bir federal sisteme hazır değilse, o zaman bizim üzerimizdeki bu haksız izolasyonları haklı çıkaracak hiçbir gerekçe yoktur. Bunu anlatacağız. Ama biz bu yaklaşımda bulunmayıp, 19 vekilin yaptığı gibi Meclis’e federasyonun çözüm olmaktan çıkarılması için öneri verirsek, şu anki pozisyonumuza zarar veririz.”
Başmüzakereci Özdil Nami’nin talebi, aslında sokaktaki vatandaşın da yıllardır yanıtını aradığı sorudur. Bu müzakerelerin sonunda artık yine Rumların uzlaşmaz tutumuyla karşılaşırsak ne olacak?
Birleşmiş Milletler, liderler yeniden müzakere masasına oturmadan önce taraflara bu konuda bir sonuç göstermeli. Olacakları önceden beyan etmeli. Rum halkı da, Kıbrıs Türk halkı da olacakların ne olduğunu görürse, 50 yıl daha böyle gidemeyeceğini fark ederse, Kıbrıs meselesinde statüko ancak o zaman yıkılabilir.
Aksi halde aynı tas, aynı hamam, yıllarca oturur konuşuruz. Boş yere havanda su döveriz. Artık bu halkın buna tahammülü kalmamıştır. Bu böyle biline…

Bu haber 303 defa okunmuştur
  • Rumlar çözümü istemezse Kıbrıslı Türklere ne olacak? - 02.11.2017 50 yil önceki soru
  • Müzakere Mehmet Kadir - 02.11.2017 50 yıl yetmedi mi ?

:

:

:

: