Seçim biter “aklanma” sancısı bitmez

Şunu anlamak gerek, seçim sandığı “aklanma” yeri değil.
Şunu anlamak gerek, seçim sandığı “aklanma” yeri değil.
Böyle bir demokrasi, devlet yönetimi, hukuk düzeni yok.
Olduğumuz noktayı görelim, kim suçlu, kim değil, yanlış var mı, yok mu, bunu anlamak sadece yargı süreciyle mümkün.
ERCAN konusundan, vatandaşlıklarla ilgili iddialara kadar, hatta öncesine dayanan olaylar, konularla ilgili hukuk ve yargının dışta tutulması konuların üstünü örtüyor.
Kıbrıs Türk Hava Yolları, birçok Belediye, kurum, kuruluş, kamusal alanlarda gündeme gelenler, henüz sonuç yok.
Konuşulan, iddia edilen, olduğu yerde kalmış, ileriye götürülmemiş.
Bu anlayış, iddia edilenleri güçlendirmekten ve kamu vicdanını yaralamaktan öteye gitmez.
Seçim startı verildi, hazırlıklar yapılıyor, siyasi partiler güven tazelemek, iktidar talebinde bulunmak, yeni program ve isimlerle vatandaşın karşısına çıkmak için çalışıyor.
Daha önce de yazdım, radikal, arı kovanına elini sokacak, taşın altına kendini feda edecek, alışılmışın dışına çıkacak yönetimlere ihtiyaç var.
Yoksa sadece iktidarı değiştirmek yeterli değil, yönetim tarzını, anlayışı, iktidar olmayı, bir sonraki seçimleri düşünmeyi değiştirmedikten sonra, aynı yerde sayarız.
Vatandaş günlük yaşamına dokunulmasını bekliyor, KKTC’yi yönetenlere bahşedilen görevler belli.
Savunma gideriniz yok, fakat altyapı eksiklerini gidermeyi bile yapamıyorsunuz.
Toplanan vergilerle, Türkiye kaynaklı katkılarla düzeni idare etmek, eğitim, sağlık, trafik gibi günlük işleri düzene koymak, hayatın devamını sağlamak, bunları organize edemiyorsunuz.
Hepsinde tam bir başarısızlık var, hepsi tıkanmış, üstelik hiçbiri kolay kolay çözülecek durumda değil.
Buraya kadar yazılanların hepsini sandık aklar mı?
KTHY, ERCAN, diğer kurumlar, Belediyeler, okullar, hastaneler, yollar, verilen T izinleri, istisnai vatandaşlıklar, zamanında görevini yapmayan iktidarlar, hatta muhalefet partileri, onların destekçileri, bürokrasi, hepsi seçim sandığından çıkacak sonuçla bitecek mi?
Siyaseti ve siyasetçileri sadece halk ve sandık mı yargılar?
Alınan oy oranı ne olursa olsun, görevi kötüye kullanıyorsan, yasaları çiğniyor, istismar ediyor, hukuktan kaçıyorsan, asla aklanmazsın.
Suç var veya yok, bunu sandık ve oy oranı belirlemez, kimseyi iyi milliyetçi veya iyi solcu, iyi çözümcü, iyi Türkiye sevdalısı yapmaz.
Bağımsız yargı;
Siyaseti, iyi yönetimi, şeffaflığı, yanlışı ve doğruyu ortaya çıkaracak tek yoldur.
Suçlananlar, en başta kendini aklamak için bu yolu açmalı.
Hukuku, sandığa tercih etmek, bir ve yeterli tutmak, demokrasi ve toplumsal güveni erozyona uğratmaya devam eder.
Demokratik haklar, özgürlükler, yargı bağımsızlığı, bağımsız medya, ifade özgürlüğü, kuvvetler ayrılığı, demokrasinin temelleri.
Elbette sandık ve oy oranı da bir koşuldur.
Ama hiçbiri tek başına değil, aksi hepsi beraber.
Sistem bu şekilde sağlıklı çalışır.
Başbakan ve iki Bakan için Mecliste gündeme gelen önerge siyasi sebeplerle ileriye götürülmedi.
“Esas yargı halktır” söylemi de siyasetin, hukuka tercihidir.
Aklanmak, itham edilen suçu geri çevirmenin en sağlıklı yoludur.
Halk, sandık, görevde iken yargılamaz, görevde iken yargılamanın yolu bellidir.
Ve bu yol hukuktan geçer.
Hukuk yoluna gidilmediği için;
Seçim bitecek, ama “aklanma” sancısı devam edecek.
Bu haber 414 defa okunmuştur

:

:

:

: